Avrupa’da İş Arama Rehberi – İş Bulma Hikayemiz

Almanya’da İş Arama ve Bulma Rehberi

Merhaba sevgili Avrupa’da iş bulmak isteyenler, Türkiye’den uzaklaşmak isteyenler, nereden başlayacağını bilemeyenler ve kafasında bir sürü soru baloncunları olanlar!

Merhaba!

İlk defa yazılarımızı okuyanlar için hemen kısa bir özet. Biz, Asya ve Umut, iki yıl önce yüksek lisans için, işimizi gücümüzü bırakıp, Franfurt’a taşınan bir çiftiz! Birimiz mimarlık, diğerimiz hukuk mezunuyuz. Blogumuzu ilk açtığımızda, yüksek lisanstan sonra ne yapacağımız hakkında en ufak fikri olmayan bir çifttik. Bu sürede kimi zaman derdimizi paylaştık, kimi zaman derdinizi paylaştık ve az gittik uz gittik, yüksek lisansları bitirdik ve 1 ay önce çalışmak için Münih’e taşındık! 🙂

2017 Temmuz ayı itibariyle 1 aydır Münih’teyiz. Tam zamanlı çalışan ve boş zamanda gezen, yazdıkça öğrenen ve daha öğrenecek, gezecek çok şeyleri olan bir blog olarak yolumuza devam ediyoruz! Yüksek lisans hikayemizi okuyan ve şu ana kadar bizlere ulaşan herkese çok teşekkür ederiz.

Bu sefer de iş bulma hikayemizi yazdık, birilerine birilerine yardımcı olması ve yol göstermesi dileğiyle!

İş Bulma Sürecimiz

Almanya’da kalmaya ve iş aramaya karar verdiğimizde, bizi en çok yoracak olan şeyi tahmin ediyorduk.

Umut mimar olduğu için, mesleği her ülkede geçerliydi ve iyi bir portfolyoyla her ülkeye başvurabilirdi. Bense hukuk mezunu olduğum için Almanya’da kendi mesleğimi, yani avukatlığı yapmam mümkün değildi. Hukuk danışmanı (Legal Counsel) olarak çalışabilirdim tabii ki ama sistemde avukat (attorney) olarak çalışmam mümkün değildi. Öncelikle bunu kabul etmem gerekiyordu. Yani 4 yıl boyunca okuduğum ve zamanında hayalim olan bir mesleği yapmayacak ve başka alanlara yönelmek zorunda olacak olduğumu kabul etmem ve ona göre hareket etmem gerekiyordu. Düşündüm ve karar verdim; Almanya’da kalmak istiyordum ve benim için önemli olan, çalışmak, üretimin bir parçası olmak ve kendimi geliştirmeye devam etmekti. Hukuk yapmak zorunda değildim. Hatta ve hatta Türkiye’ye döndüğümüzde de hukuk yapmak istemiyordum çünkü Türkiye’deki hukuk sistemi hepinizin malumu.

Bu durumu da kabullendiğimize göre, önümüzde engel kalmamıştı. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın dedik ve başvurulara başladık!

Biz başvuruları Almanya’dayken yaptık ama siz Türkiye’den de yapabilirsiniz. Aşağıda yazdıklarımız sizin için de geçerli olacak.

Münih’e alıştık bile
Vize Durumu

Almanya’da brüt’ü yıllık 52.000 Euro olan bir iş bulursanız (kimi durumlarda 39.000), ‘Mavi Kart’ denen bir vizeye başvuruyorsunuz ve vizeniz uzun süreli çıkıyor. Bunun güzel yanı aynı vizenin eşinize de çıkması ve eşinizin de, henüz bir işi olmadan çalışma izni kazanmış olması.

Yıllık maaşınız bu miktarın altındaysa, çalışma izni alıyorsunuz ve eşinize de sizin çalışma izni türünüze göre çalışma izni veriliyor ya da en kötü durumda oturma izni veriliyor ve buraya gelip iş arayabiliyor.

Birçok kişisinin kafasını kurcalayan bu durumu açıklamadan başlamayalım dedik!

Ek not 1: Mavi Kart ile Çalışma İzni’nin farkı şu; Mavi Kart kriterlerine uyuyorsanız, belgelerinizle gidip Yabancılar Ofisi’nden çalışma izninizi alıyorsunuz. Uymuyorsanız, belgelerinizi yabancılar ofisine teslim ediyorsunuz ve onlar da ‘ArbeitsAgentür’ denilen başka bir otoriteye yolluyorlar. Vizenizi onaylayan bu ikinci otorite oluyor. Genelde ilk çalışma izni 1 yıllık çıkıyor ve yılda bir uzatıyorsunuz randevu alıp.

Ek not 2: Almanca dil okuluna gelip, dil okuluna giderken iş bulmak istiyorum derseniz, istisnalar kaideyi bozmamak şartıyla, şöyle oluyor: Siz en az 6 ay süreyle yoğunlaştırılmış bir kursa yazılıyorsunuz ve ücretini ödüyorsunuz, vizeniz çıktığında o vizeyle 6 ay boyunca part-time çalışma izniniz de oluyor. Bu süre içinde ayrıca kalıcı bir iş de bulabilirsiniz, fakat bu durumda Türkiye’ye dönüp, çalışma vizesine çevirmeniz gerekiyor.

Dil okulları ve dil okulu vizesinden bahsettiğimiz şu yazımıza da bakabilirsiniz.

Başvuru Belgeleri

İş başvurularına başlamadan önce hazırlamanız gereken iki tane önemli belge var. CV’niz ve Cover Letter’ınız yani başvurulara yazdığınız ön yazınız. Ön yazı yerine, Cover Letter olarak bahsedeceğiz, çünkü İngilizce başvuru yapacağınızı varsayıyoruz ve ‘Ön Yazı’ kavramı ‘Cover Letter’ı tam olarak desteklemiyor gibi geldi.

Her zaman çok iş tecrübeniz olmayabilir, çok iyi bir not ortalamanız olmayabilir ve çok iyi referanslarınız olmayabilir. Bize sorarsanız esas önemli olan her zaman, geleneksel yöntemlerden sıyrılıp, kendinizi özgüvenli bir şekilde anlatabiliyor olmanız. Düşünün ki, bir yöneticinin önüne gelen CV’lere ayırdığı süre ortalama 15 saniye ve önemli olan o 15 saniyelik süre için güzel bir iş çıkarabilmek!

CV ve Cover Letter hazırlamak için önerilenleri ve yapılmaması gerekenleri biraz araştırdık ve kendi fikrimizi de katarak, öneriler hazırladık.

Buyrun bizim gözümüzden, CV ve Cover Letter Hazırlama Taktikleri ve Kaçınılması Gerekenler

1-) CV’niz ve Cover Letter’ınız tabiiki tamamen İngilizce (ya da başvurduğunuz ülkenin dilini iyi biliyorsanız o dilde olacak). Tamam tamam bu çok basit oldu, bunu yazmamışız sayın!

2-) CV ve Cover Letter’ınızi, aksi belirtilmedikçe Word Dosyası olarak göndermeyin, Pdf olarak atın. Daha güzel ve profesyonel gözüküyor.

3-) Hobilerim diye bir başlık açmayın, çünkü Profesör, Akademisyen değilseniz, 20 yılı aşkın tecrübeniz ve sayfalarca makaleleriniz yoksa, CV’niz 1 sayfayı aşmamalı ve o 1 sayfaya sığdıracak çok daha önemli şeyleriniz var.

4-) Amerika’ya başvuru yapıyorsanız, fotoğraflı CV’leri hemen eliyorlarmış. Bunu Amerikalı bir arkadaşımız söyledi ve internetten araştırdığımızda doğru olduğunu okuduk. Yani Amerika’ya başvuruyorsanız CV’nizde fotoğraf olmasın.

5-) İletişim bilgilerindeki mail adresi kısmına, ergenlikten kalma bir mail adresi yazmamanız gerekiyor, profesyonal durmalı!

6-) Stajlar da dahil her türlü iş tecrübeniz önemli ve her tecrübenin altına bir cümlelik bir açıklama koyun. Kısa ve net olmak çok çok önemli.

7-) Mezuniyet ortalamanız gerçekten çok iyi değilse, hiç yazmayın. Mesela bizim ortalamalarımız çok düşüktü ve hiç bir CV’mizde ortalamamızı bulamazsınız! 🙂

😎 Geleneksel yöntemlerle hazırlanan CV’leri sizi yansıtması imkansız ve böyle CV’ler işverenlerin karşısına her dakika çıkıyor. Biraz zaman harcayıp, tamamen kendinize göre bir CV hazırlamak en güzeli.

9-) Gramer ve dilbilgisi hataları çok çok büyük bir eksi, o yüzden bunlara dikkat!

10-) Bizim yaşımızdakilerin (20 – 30 yaş arası) çok fazla konuda uzmanlaşmamış olması çok normal. İyi bildiğimiz birkaç şey vardır, onları vurgulayıp ön plana çıkarmak, çok fazla alakasız şey yazmaktan çok daha profesyonel duruyor.

Bir de şu linkte http://www.umutesenkal.com/cv-hazirlama-rehberi/ Umut Esenkal’ın CV hazırlama rehberi var, göz gezdirebilirsiniz.

Münih Botanik Bahçesi

 

CV için yazdıklarımız, aslında Cover Letter için de geçerli ve Cover Letter yazarken bizce en önemli olan şey, iş tecrübelerinizden ziyade yetenekleriniz ve karakterinizden bahsetmek. X yıllık iş tecrübeniz sürecinde ne yaptığınız değil, bu iş sürecinin sizi nasıl beslediği, hangi alanlara yönlendirdiği ve size profesyonal anlamda ne kattığından bahsetmek. Katıldığınız gönüllü projeler, seminerler, ufak da olsa yazdığınız bir makale ve pozisyonu diye istediğinizi anlatmanız çok önemli. Dediğimiz gibi, çok yıllık tecrübeniz olmayabilir ama yazdığınız bu yazı sayesinde, çabuk öğrenen biri olduğunuzu, iyi bir dinleyici olduğunuzu ve işinizi severek, başarıyla yaptığınızı yazabilirsiniz! İşte bunlar hep artı!

Bir de son olarak, Cover Letter’ınızın içinde, başvurduğunuz şirketin adı yazması ve bizzat karşınızdaki yetkili kimse ona hitaben yazmanız çok önemli. Dear Madam/Sir olarak başlamışsanız ve şirketten hep ‘your company’ olarak bahsetmişseniz, Cover Letter’ınızın matbu olduğunu ve bütün pozisyonlara aynı yazıyı gönderdiğinizi düşüneceklerdir. O yüzden yazının içeriği aynı olsa bile; her şirkete ayrı olarak, şirketten bahsettiğiniz kısımda şirketin adını güncellemeyi ve belirli bir ilgili varsa, ‘dear Madam/Sir’ yerine ‘dear Mrs / Mr. X’ olarak hitap etmeyi unutmayın ve Cover Letter’ınız bir sayfayı geçmesin!

Bizim bir adet Cover Letter metnimiz vardı ve, pozisyonun adına göre metinde sadece pozisyonun adını, şirketin adını ve gönderdiğimiz yetkilinin adını değiştiriyorduk. Tabii ki bazı pozisyonlar hazırladığımız metne uymuyordu, o zaman bir iki cümle ekleyip, bir iki cümle çıkartıyorduk. Her pozisyon için ayrı Cover Letter yazacak halimiz yok ya, değil mi?

Ek not 1: Diğer başvuru belgeleri çoğu zaman diplomalarınız,not ortalamalarınız ve onların çevirileri oluyor. Diplomanızı ve diğer sertifikalarınızı çevirtmeniz gerekirse, biz şu siteden çevirtiyoruz ve memnunuz.

Frankfurt’ta son gün
LinkedIn

Hemen sizi sıkmadan LinkedIn’le ilgili birkaç detay verip bu kısmı atlıyoruz!

LinkedIn’de profilinizin dışarıya görünürlüğünü açarsanız, ‘recruiter’ denen şirketlerin işe alım çalışanları, bir nevi ‘head hunter’ olarak geçiyorlar, sizin profilinize ulaşabilir.

Ayrıca LinkedIn’deki ‘Job Seeking’ bölümünden ‘işe alımcıların, tekliflere açık olduğunu bilmesine izin ver’ bölümünü de onaylarsanız, bizim kafa avcılarının sizi bulması çok daha kolay olur!

Buradan, yeni pozisyonlara açık olduğunuzu onaylıyorsunuz

 

Bizim hiçbir yerde okumadığımız ve kendimizce doğru olduğunu düşündüğümüz iki şey daha var. Birincisi; iş ararken, sürekli LinkedIn profilinizde beğenmediğiniz ve değiştirmek istediğiniz yerler olacaktır, her en ufak değişikliğinizde bunun, bağlantılarınıza bildirim olarak gitmesi özelliğini kapatın. Valla sebebini biz de bilmiyoruz ama herkese sürekli sizden ‘X profilinde şunu değiştirdi’ bildirimi gitmese daha iyi değil mi?

İkincisi ise, bildiğiniz üzere LinkedIn’de kimin profiline baktığınız gözükebiliyor. Bu özelliği kapatın ki, insanların profillerinde rahat rahat gezip ilham alın(!) Ayrıca böylece size ulaşan kafa avcılarının (recruiter’cılar) profillerini de rahat rahat kurcalayabilirsiniz!

LinkedIn’deki yeteneklerinizi ‘endorse’ladığınız kısma ne kadar bakılıyor bilmiyoruz, ama siz yine de mutlaka birkaç arkadaşınızdan bir el atmasını isteyin, sonuçta kimseye zararı yok.

Sanırım LinkedIn önerilerimiz de bu kadar, gerisini nasıl dolduracağınız size kalmış, gerisi özgürlük.

 

Başvuru Yaparken Kullandığımız Siteler

Evet, şimdi başvuru belgeleri hazır olduğuna göre ‘yer misin yemez misin’ moduna geçip, başvurulara başlayabilirsiniz!

Biz başvuruları yaparken biraz geleneksel davrandık ve ilk önce en bilinen sitelerden başladık. Bunlar LinkedIn ve özellikle Almanya’da çok popüler olan ‘monster.de’-idi.

Bu iki sitede hukuk ve finans okuyanlar için daha uygun iş ilanları olsa da, mimarlık ofislerinin biraz daha ‘old school’ olduğunu ve çoğunlukla kendi sitelerinden iş ilanları açtıklarını fark ettik. O yüzden Umut başvurularının çoğunu Google’da şehirleri teker teker ‘Architect position in Frankfurt’ tarzı aratarak ve karşısına çıkan sitelerden başvurarak yaptı.

Sonuç olarak, şu an seçtiği iş, ilk olarak Mart ayında kendisine ilk defa LinkedIn hesabı açıp, rastgele mimar pozisyonu aratarak, ilk kez ‘başvur’ tuşuna basarak portfolyosunu yolladığı mimarlık ofisi oldu. Aslında istediği işi aylar öncesinde bulmuş ama farketmemiz 3 ay almış. Hayatta bazen böyle süprizler oluyor…

Ne diyorduk, evet siteler! Sonuç olarak başvuru için kullandığımız siteler LinkedIn, ‘monster.de’, ‘glassdoor.co.uk’ ve ‘reed.co.uk’ oldu. (hepsine link koy). Tabiiki bu sitelerden çoğunlukla iş ilanını buluyorsunuz ve site sizi firmanın kendi sitesine yönlendiriyor. Burada azimli ve kararlı bir şekilde yılmadan başvurmaya devam etmek, aynı bilgileri onlarca kere farklı şirketlerin sitesine girmek gerekiyor. Yılmak yok demiştik zaten! İnanın, iş bakarken çok bunaldığımız, başvurmaktan nefret ettiğimiz ve geri dönmek istediğimiz zamanlar oldu, ama sonra ‘pilavdan dönenin kaşığı kırılsın’ dediğimiz zamanları hatırladık ve pes etmedik!

Glassdoor’un diğerlerinden farklı, sitede aynı zamanda başvuracağınız şirketle ilgili yorumları, ortalama maaşları ve insanların mülakat deneyimlerini okuyabilmeniz ve bunun bize mülakatlardan önce çok faydası oldu. Sitedeki bilgilerin tamamına ulaşabilmek için üye olmanız gerekiyor ama üyelik ücretsiz. Tek yapmanız gereken herhangi bir iş veya mülakat deneyiminizi paylaşmanız.

Ek not: Eğer staj veya praktikum arıyorsanız, meinpraktikum.de sitesini de kullanabilirsiniz, sitede aşırı fazla ilan var!

Bu bahsettiğimiz sitelerde kendiniz için pozisyon ararken, ne kadar çok filter kullanırsanız, arattığınız pozisyonların size uygunluğu o kadar artar. Mesela ‘Account Manager’ pozisyonlarına başvurmak istiyorsunuz ve LinkedIn’de arattınız, yandaki filtrelerden, iş deneyiminize göre filtrelerseniz, boşuna size uygun olmayan pozisyonlara başvurmaktan kurtulursunuz. Aşağıdaki görselde göreceğiniz gibi, Almanya’da ‘Account Manager’ pozisyonu arattığınızda, iş ilanlarını ‘Mid-Senior Level – Associate – Entry Level – Internship’ gibi farklı pozisyonlara ayırdıklarını görüyorsunuz. Yeni mezunsanız, Mid-Senior’u seçeneklerden eleyerek zaman kazanabilirsiniz.

Buraya hemen bir ‘motivasyon ek notu’ girelim. Gittiğim iş mülakatlarından birinde, kadına açık açık ‘sizin koyduğunuz ilanla, benim özelliklerim uyuşmuyor, ilanda istediklerinize göre çok eksiğim var’ dedim ve kadın bana ‘iş ilanlarında istenenlerin çoğunun ‘dream candidate’ için olduğunu ve çoğu zaman o iş ilanındaki istekleri karşılamayan adayları da işe aldıklarını söyledi. Yani iş ilanındaki kriterlere birebir uyuyor olmanıza gerek yok, başvurun şansınızı deneyin.

Bir arkadaşımız, Frankfurt’ta iş ararken, kendisi o sıralar mimarlıktan yeni mezun, ‘en az 5 yıl tecrübe, ana dil olarak Almanca ve EU Vatandaşlığı’ istenen bir pozisyona sıfır Almanca ve Türk vatandaşlığıyla ve çalışma izni bile olmayan haliyle başvurdu ve kabul edildi! 2 yıldır da mutlu mesut çalışıyor. Olmaz olmaz demeyin, olmaz oluyor.

Münih’i keşif zamanları
Mülakatlar

İş bulmaya adım adım yaklaşırken, bu işin en ‘gıcık’ kısmından, mülakatlardan bahsetmemiz şart!

Başvurduğunuz pozisyona göre adeti ve şekli değişse de, başvurunuzun değerlendirilme sürecinde, çoğu zaman en az 2 mülakat yapmanız gerekiyor.

Diyelim ki, çok istediğiniz bir pozisyona başvuru yaptınız, şirket de sizin başvurunuzu değerlendirmek istedi. Size ilk geri dönüş, yüzde 90 ‘recruiter’ dediğimiz kafa avcılarından oluyor, sizinle bir telefon görüşmesi ayarlamak istiyorlar ve hangi gün ve saat uygun olduğunuzu soruyorlar! Böyle bir mail aldığınızda, tabii ki yeterince sevinebilirsiniz fakat hemen aynı güne ya da bir sonraki güne randevu vermemeye çalışın. Araya en az 2 gün koyun ki, mülakata hazırlanmaya ve şirketi iyice araştırmaya zamanınız olsun.

Tamamen kendi tecrübelerimiz ve yaptığımız telefon mülakatlarına dayanarak, mutlaka sorulan sorulardan bir demet yazalım;

‘Bize kısaca kendini anlat. Niye bu pozisyon? Daha önce benzeri bir pozisyonda çalıştın mı? Niye bizim şirketimiz? Gelecekte kendini nerede görüyorsun? Daha önceki iş yerinde karşılaştığın bir problemin üstesinden nasıl geldin? Karakterinin güçlü ve güçsüz yanları nelerdir? Bu işten beklentin nedir? Maaş beklentin nedir? …”

Sorular işin şekline ve şirkete göre çeşitlilik gösterse de, şu ana kadar yaptığımız telefon mülakatlarında bu soruların çoğu her telefon görüşmesinde soruldu ve ilk telefon görüşmelerinde genelde işin esasıyla ilgili çok soru sorulmadı. Sizi arayanın insan kaynakları veya işe alımcı olduğunu düşünürseniz bu çok normal, çünkü muhtemelen işin esasını o da bilmiyordur. 🙂

İş çıkışları paçaları kıvırmış Isar’dayız

Bir öneri; Mülakattan önce mutlaka Glassdoor sitesinden, şirketle daha önce mülakat yapanların yazdıklarını okuyun. Çoğunlukla benzer pozisyonlarda benzer sorular soruyorlar.

Biz bu telefon görüşmelerine hazırlanırken, genelde önümüze küçük notlar aldık ve takıldığımız yerde notlara baktık. Bazen, ilk görüşmeyi telefonda değil de Skype’ta yapmak isteyebiliyorlar, o zaman da aldığınız notları bilgisayar ekranının kenarına yapıştırmayı deneyebilirsiniz. Böyle yaparsanız, aman dikkat edin kamerada göz temasını kaybedip, kağıttan okuyormuş gibi gözükmeyin, anında eksi olur!

Bir de, telefon görüşmesini yaptıktan sonra, kibarlık amaçlı bir teşekkür maili atabilirsiniz. ‘‘Mr. X, Thank you for your interview and talking my application further, I look forward for the next steps’’ gibi bir mail yeterli olacaktır.

Bunu da geçtiniz ve ikinci mülakata beklendiğinize dair bir mail geldi! Şimdi ne olacak?

İkinci mülakat genelde birebir çalışacağınız ‘şefiniz, tutorunuz, manageriniz ve benzeri biriyle’ oluyor. Bu görüşme de genelde Skype’ta ya da yüz yüze oluyor. Skype olursa artık zaten ne yapacağımızı biliyoruz, yüz yüze ise, ortak bir tarih belirleyip, sizi şirkete çağırıyorlar.

Eğer Türkiye’den yabancı bir ülkeye, mesela Almanya’ya iş görüşmesi için geliyorsanız, yüzde 99 uçak biletinizi ve en az 1 gece kalacak otelinizi ödemeleri gerekiyor. Bunu mutlaka sorun, ‘işe alsınlar yeter gerekirse ben biletimi öderim’ diye düşünmeyin, sorarsanız daha kıymetli bile olursunuz! Tabii ki otelinizi nasılsa ödüyorlar diye Hilton’da (ya da daha lüks bir otelde kalmayın), bunu söylememize gerek yok sanıyoruz!

Bu görüşmede artık işin detaylarını konuşacaksınız ve kafanızda iş tanımını netleştirmiş olmanız gerekiyor. Yüz yüze mülakatlara giderken şık olmayı fakat bunu abartmamayı unutmayın. İnanın özellikle Almanya’da, neredeyse hiç kimse fön çektirmiyor ve abartı makyaj yapmıyor. Her yerde doğallık ön planda ve ne kadar ‘doğal şık’ olursanız o kadar özgüvenli gözüküyorsunuz. Yüz yüze, adeta iki dirhem bir çekirdek gittiğim bir mülakatta, benimle mülakatı yapacak olan kadın, karşıma pijamayla çıktı ve şok oldum. Düşünün ki, siz karşınıza topuklularla çıkacak birisini bekliyorsunuz ve onun yerine pijama giymiş + temizlik topuzu yapmış birisi çıkıveriyor karşınıza! O anda bozuntuya vermedim fakat kimsenin kadını garipsemediğini görünce, Almanların ‘şıklık’ diye bir algısı olmadığına bir kez daha emin oldum.

Son bir ek not; Avrupa’nın geri kalanında nasıl bilmiyoruz ama Almanya’da tuhaf bir ‘zamanlama algısı’ var. Mülakatınız saat 10’daysa, en mantıklısı zillerini 09.59’da çalmanız. 10 dakika erken gitmeniz de bir nevi ‘zamansızlık’ olarak algılanıyor çoğu zaman. Bir kez Frankfurt’ta ev sahibimiz yemeye çağırdı ve 10 dakika erken gittiğimiz içeriye almadı, 9 dakika dışarıda bekledik. Evet, tuhaflar…

Bu da Konstanz. Kim der Almanya diye?

Galiba yüz yüze mülakat ile ilgili söyleyeceklerimiz bu kadar. Bir de baş belası ‘Assessment’lar var!

Bir pozisyona iş başvurusu yaptığınızda, bazen başvurunuzu yolladıktan hemen sonra, bazen de süreç ilerledikten sonra, size ‘online assessment’ dedikleri testleri gönderebiliyorlar. Bu testler genelde işle ilgili olmaktan ziyade, içinde şekiller olan ve IQ testlerinde falan karşınıza çıkan mantık testlerinden ya da karakterinizi anlamak için olan sorulardan oluşuyor. Mantık testine benzeyen testlerden olursa, bu işlerden iyi anladığını düşündüğünüz birisinden destek alabilirsiniz. Yalnız yapın diyorlar ama gerçekten ‘yalnız’ yapan var mıdır bilmiyoruz.

Gördüğünüz gibi, yurtdışında iş başvuru süreci, yeri gelip uzun süren, yeri gelip sizi çok geren ama yeterince isteyince sonu mutlu biten bir süreç! Düşünün ki, nasıl yeni bir şehirde ev bulmak çok zor, ama kimse evsiz kalmıyor, iş bulma süreci de öyle, yeterince isterseniz ve elinizden geleni yaparsanız mutlaka oluyor. Sizin için doğru yerlere, doğru zamanlarda başvurmak çok önemli. Kendinize güvenin yeter.

Bazı meslekler Avrupa’da bu konuda çok şanslı. Özellikle, IT, yazılım mühendisleri, mimarlar, elektrik elektronik mühendisleri, doktorlar, dişçiler açısından süreç çok daha kolay çünkü Avrupa’da genç nüfus azlığı dolayısıyla bu mesleklere çok ihtiyaç var. Eğer bu kategorideyseniz, inanın şanslısınız! En garibanlar ise sanırım biz hukuk mezunları gibi duruyor. Hem iş arıyorsunuz, hem de etrafta herkes size ‘yurtdışında ne iş yapacak ki’ gözüyle bakıyor. İstediğiniz işi bulmak bazen zaman alabiliyor, kolay olmuyor, ama hep söylediğimiz gibi, tünelin sonunda ışık var! Ben de, pes etmeye yakın olduğum dönemlerde aldım hep güzel haberleri. Demek ki, olmayacak diye düşünmemek gerekiyor!

Almanca öğrenecekler bir kez daha düşündüler mi?

Son olarak, bütüüün bu evreleri geçip, işlerden kabul alanların, aklına gelecek ilk şeyden bahsedelim!

Yeni bir ülkede, şehirde, yabancı olmak zor mu? Bizce değil. Öğrenilecek bir sürü şey, deneyimlenecek bir sürü yenilik var. Çat pat dil konuşmak utandırır mı? Bizce, hayır. Hatta kaşı gözü yarık bir Almanca ve kahverengi saç-göz ikilisi, bizi egzotik bir meyve havasına sokuyor diyebiliriz. İnsanların ne konuştuğunu anlamamak da güzel bazen, duymak istemediklerini duymamış oluyorsun.

Alman bir arkadaşımız dedi ki; ‘’Siz şanslısınız, herhangi bir şey olduğunuz için. Biz çoğumuz hep aynı kumaştan biçilme insanlarız. Çağdaş eğitilmiş Fransızlarız (Almanlarız). Hepimiz birbirimize benziyoruz. Aynı kitaptan bilgi almışız. Aynı korkular ve önyargılarla sınırlıyız. Eşiz.. Kendimizi benzersiz sanma konusunda bile eşiz. Ama siz..bir başka kökten geliyorsunuz. Değişiksiniz! Bin yıllık geleneklerin, niteliklerin parçasısınız.’’

Bir süredir, biz de böyle düşünüyoruz ve böyle hissediyoruz. Böyle düşününce, bize önyargıyla yaklaşıldığını da düşünmüyoruz ve hissetmiyoruz. Öyleyse yaklaşılmıyor. Yeni bir ülkeye adapte olmanın ilk koşulu bizce budur.

Bir sonraki yazımız Münih’te ev bulma hikayemiz (kendisi trajikomik olur) ve Almanya’da iş hayatıyla ilgili olacak.

Takipte kalın!

Sevgiler 🙂

 

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

 

 

 

 

 

 

14 thoughts on “Avrupa’da İş Arama Rehberi – İş Bulma Hikayemiz”

    1. Merhaba Selin,

      Umudunu kesme tabii ki 🙂 Yanına Almanca da öğrenirsen her zaman iş bulma şansın var, biraz Almancaya ağırlık verebilirsin 🙂

      Sevgiler!

  1. Merhaba Asya,
    Ben de Almanya’ya tam olarak sizin gibi her şeyimi bırakarak geldim. Yola çıkış hikayemiz vs çok benziyor fakat ben daha yeniyim. Yaklaşık bir yıl oldu ve ben de hukuk mezunuyum. Hukukçu olarak nasıl bir iş buldun? Biraz bundan da bahsedebilir misin? Dediğin gibi bu alanda ben de umutsuzum biraz. Maceranızda başarılar. Umarım daha güzel hikayeler daha güzel insanlar hep karşınıza çıkar. Selamlar 🙂

    1. Merhaba Fatima,

      Marketing üzerine çalışan bir şirketin, Türkiye ile olan bağlantıları ile ilgileneceğim. Tam hukuk işi değil ama zaten ben de hukuk yapmama ihtimalini kabul etmiştim ve hukuk yapmak istemiyordum sanırım tam olarak 🙂 Almanca çok iyi öğrenirsen junior legal counsel pozisyonlarına rahatlıkla başvurabilirsin. Ben Almancam henüz Almanca çalışacak kadar iyi olduğu için o pozisyonlara başvuramadım 🙂

      Çok teşekkür ederiz, sana da başarılar!

      Sevgiler 🙂

  2. Selamlar, öncelikle elinize sağlık çok faydalı bir yazı olmuş. Ayrıca yeni işlerinizde başarılar:)
    Bir husus kafama takıldı, onu danışmak istiyorum. Acaba hukuk alanında bir iş bulabildiniz mi? Ben de Almanya’da master öğrencisiyim, sonrası için çekincelerim var haliyle.

    Teşekkürler!

    1. Merhaba Oğulcan,

      Teşekkür ederiz! Marketing üzerine çalışan bir şirketin, Türkiye ile olan bağlantıları ile ilgileneceğim. Tam hukuk değil ama hukuka uzak da değil, ortası diyebiliriz 🙂 Almanca iyi bir şekilde öğrenirsen çok daha kolay iş bulabilirsin. Benim B2 civarında olduğu için İngilizce çalışacağım 🙂

      Sevgiler!

  3. Bulunduğu kaba sığmayıp bunun ötesi olmalı diyen herkes için harika bir kaynak sayılabilecek ve bir o kadar da samimi yazınız için teşekkürler. Okurken her anından keyif aldım. Almanya’daki maceranız için her ikinize bol şans dilerim! Çok mutlu olun 🙂

  4. Merhabalar.

    Yazılarınızı büyük bir keyifle takip ediyorum. Sizi tanımadan önce çok karmaşık ve kararsızlık içindeydim. Ama şu an ne yapmamız gerektiğini biliyorum. Ben İşletme mezunuyum ve özel bir firma da performans değerleme üzerine çalışıyorum, eşim de Hukuk mezunu ve avukatlık yapıyor. Bir de 6 yaşında kızımız var. Okula bu yıl başlayacak. Neden Almanya’ya taşınmak istediğimiz sanırım daha iyi anlaşılmıştır. Yunanistan vatandaşı olduğumuzdan problem yaşamayacağımızı biliyor ve umuyorum. Bizi en çok düşündüren kızımızın okula Almanya da almanca bilmeden nasıl başlayacak olması ve yaşayacağı sorunlar ve problemler.
    Yıllar sonra bize ”Neden gitmediniz” diye sormaması için sanırım bu günden bir şeyleri göze almamız gerekiyor.

    Çok teşekkürler.

    Sevgiyle, mutlu kalın.

    1. Merhabalar Ozden,

      Vize konusunda hicbir sorun yasamamak gercekten cok buyuk kolaylik 🙂 Gordugumuz kadariyla 5,6,7 yasindaki cocuklar cok kolay ogreniyor, ve cok fazla yabanci oldugu icin karisik milletten ogrencilerin oldugi okullar oluyor, oraya rahatlikla gonderebilirsiniz 😊 Simdiden kolay gelsin! Sevgiler, mutluluklar.. 🙂

  5. Bu güzel ve detaylı yazı için çook teşekkür ederim, elinize emeğinize sağlik, gönlünüzce bir yaşaminiz olsun🤗
    Bu yil Erasmus programi ile Berlin’de olacağim kagit uzerinde A2 seviyesinde konusma konusunda ise çatpatlik bir Almanca ile part time (ya da haftada birkaç saatlik) işler bulabilir miyim sizce? Dil olmayinca hiç şansim yok gibi düşünüyorum. Biyomühendislik okuyorum ve bölümümle ilgili şirketlerde part time çalisabilme olasiligim nedir sizce?

    1. Biyomuhendislik gercekten hic daha once karsimiza cikmayan bir ornek, o yuzden birsey deyip yaniltmayalim 😊 Ama sunu soyleyebilirz, ozellikle Berlin’de sadece ingilizceyle is bulmak kolay cunku cok fazla uluslararasi sirket var. Part time is yerine staj veya praktikum bakabilirsin, werkstudent olarak da aratabilirsin meinpraktukum sitesinden, bir de oyle dene 😊
      Simdiden Berlin’de bol eglenceler!!

  6. Merhaba!
    Yazılarınızı ilgiyle, umutsuzluğa kapıldığım zamanlarda bana motivasyon olmasını da sağladığı için bir süredir takip ediyorum, oldukça imreniyorum da denebilir 🙂 İnşaat mühendisliği öğrencisiyim ve lisans eğitimimi tamamladıktan sonra olursa iş-olmazsa öncelikle yüksek lisans için Almanya’ya gitmek istiyorum. Mimarlıkla çok uzak sayılmayacağı için bu sektörle ilgili danışabileceğimi düşündüm. Lisans eğitimim de bitmeden-henüz geç olmadan kısacası-şu özelliklere kendine kat şimdiden, bunlara dikkat et diyebileceğiniz bir şeyler var mıdır acaba? Ya da genel olarak sektörle ilgili bilgi alabilir miyim, şimdiden çok teşekkür ederim 🙂

    1. Merhabalar Nur,
      çok teşekkür ederiz! 🙂 ne mutlu bize 🙂 inşaat mühendisliği okuyup Almanya’da iş bulan bir çok insanla karşılaştık. Bu yüzden hiç umutsuzluğa kapılma. Bizim önerebileceğimiz şey ise kesinlikle dil olacak. İşlere başvuracaksan belki Türkiye’de Almanca öğrenmeye çalışabilirsin. Tabiki C1 olsun demiyoruz ama en azından günlük ihitiyaçlar için belli bir seviye iyi olabilir. Bizce önemli olduğunu düşündüğümüz şey olabildiğince “sosyal” olman. katılabileceğin, parçası olabileceğin etkinliklere katıl. Bunlar cv’inde iyi gözükecektir. İyi gözükmesinden öte sana çok şey katacaktır. Aklımıza gelen bunlar şimdilik 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir