‘Avrupa’da Yüksek Lisans’ Sonrası Kalıcı Olmak

‘Avrupa’da Yüksek Lisans’ Sonrası Kalıcı Olmak

Eveet, sanırım geldik zurnanın ‘zzzt’ dediği yere! Bir önceki yazılarımızda Almanya’da Yüksek Lisans yapmaya nasıl karar verdiğimizi burada ve taşınma hikayemizi de burada anlatmıştık. İyi ki de anlatmışız. Blogu açarken ‘öğretmeyi değil, birlikte öğrenmeyi amaçlayan bir blog’ olsun demiştik. Aldığımız maillerle, yorumlarla biz de bu süreçte neleri doğru, neleri yanlış yaptığımızı biraz daha anlamaya çalıştık.

Avrupa’da Yüksek Lisans ile ilgili yazdığımız yazıya sonradan birçok ek yaptık(linki koymuştuk ama biz yine de şuraya sıkıştıralım). Ama farkettik ki, çoğumuzun düşüncesi sadece Avrupa’da yüksek lisans yapmak değil de, aynı zamanda yüksek lisans bitince Avrupa’da kalabilmek. Bir süre daha Almanya’da kalmak istediğimiz için arada bizi ‘kıtalararası ayıplayanlar’ oluyor ama bizim gibi düşünenlere bir ‘fikir desteği’ olabiliyorsak ne mutlu. O yüzden bu yazıda biraz da ‘sonrasından’ bahsetmek istiyoruz. Yine atladığımız şeyler olacaktır. Yorum kısmına yazarsanız sonradan ek yapabiliriz. 🙂

Almanya’da Oturum İzni ve Çalışma İzni:

Avrupa ülkeleri de kendi arasında, master sonrası yabancı öğrencileri ülkede tutup tutmama konusunda farklılık gösteriyor. Mesela İspanya bu konuda çok katıyken, Almanya biraz daha bonkör bir ülke. O yüzden şu an oturum ve çalışma izniyle ilgili yazacaklarımız sadece Almanya için geçerli olan versiyonu.

Almanya’nın bu konudaki prensibi şöyle; diyelim ki Almanya’ya yüksek lisans için taşındınız ve okulunuz bitti, doğal olarak oturum izniniz de bitmeye yaklaştı. Yabancılar Ofisi sizin oturum izninizi (eğer bir engel yoksa) 18 ay daha uzatıyor. Oturum izninizi 18 ay daha uzatmanız için, o anda iş bulmuş olmanıza gerek yok. Ama Almanya’da bir sure daha kalmaya yetecek kadar paranız olduğunu göstermeniz gerekiyor. Bu 18 ayı genelde çoğu insan iş bulmak ve Almancasını geliştirmek için kullanıyor. Bu 18 ay içinde iş bulamazsanız, oturum izninizi tekrar uzatma ihtimalleri çok düşük. Eğer iş bulursanız, iş bulduğunuz şirket sizin ‘visa sponsor’unuz oluyor ve oturum izninizi tekrar uzatabiliyorsunuz.

Bu söylediğimiz Almanya’nın yabancılara oturum izni konusundaki ‘prensibi’ ve etrafımızdaki çoğu arkadaşımız bu şekilde vizesini uzattı. Ama ülkelerarası politikalar ve Türkiye’nin durumu çok değişken olduğu için ‘kesin 18 daha uzatırlar’ diyemiyoruz. İstisnalar kaideyi bozmaz diyelim. 🙂

Bir de evli olanlar haklı olarak eşlerinin durumu konusunda endişeleniyor. Diyelim ki evlisiniz ve yüksek lisans için Almanya’ya taşınmak istiyorsunuz ama eşinizin herhangi bir yüksek lisans planı yok ve Almanya’da hemen bir iş bulma durumu da yok. Yine ‘istisnalar kaideyi bozmaz’ kuralını unutmadan söyleyelim, Almanya aile birliğine önem verdiği için eşiniz de siz Almanya’da okuduğunuz süre boyunca oturma izni alabiliyor. Sınıf arkadaşlarımızdan bu şekilde eşiyle birlikte gelip, üstüne bir de çocuk yapıp, çocuğa da oturma izni alanlar falan oldu hatta! Üremek serbest yani 🙂

Alan Dışı Yüksek Lisans

Diyelim ki Türkiye’de lisans mezunu oldunuz ama okuduğunuz bölümden memnun değilsiniz ve yüksek lisansınızı başka bir alanda yapmak istiyorsunuz. O zaman ne olacak?

Bu açıkçası tamamen sizin okuduğunuz lisans bölümünüzün “alan dışı yüksek lisansa” ne kadar elverişli olduğuyla ilgili. İşletme, ekonomi, uluslararası ilişkiler gibi bölümler bu konuda daha şanslıyken, makina mühendisliği gibi sayısal alanlar için ‘alan dışı yüksek lisans’ o kadar elverişli olmayabiliyor. Bunun için yapmak istediğiniz yüksek lisans bölümünü ve okulu seçip, başvuru koşullarına bakmanız gerekiyor. Diyelim ki ‘global marketing’ üzerine yüksek lisans yapmak istiyorsunuz ve Goethe Üniversitesi’nin ilgili sayfasına girip başvuru koşullarına baktınız. Orada ‘business administration, finance and relevant degree graduates’ yazıyor, bu demektir ki ‘global marketing’ yüksek lisansı yapmak için ‘marketing’ lisansınız olmasına gerek yok, diğer bölüm mezunları da başvurabilir tabii ‘relevant’ olmak kaydıyla. Kısacası ‘global marketing’ okumak isteyen bir mimarsanız “hadi başka kapıya” 🙂 ama bir ekonomi mezunu “buyrun efenim!” 🙂

Kendimizden örnek verelim; normalde LL.M (Masters of Law) programı sadece hukuk mezunlarının yapabildiği bir yüksek lisans programı olarak bilinir. Ama benim yaptığım yüksek lisans programının tam adı ‘LL.M in Finance’ idi ve programa finans mezunları da kabul ediliyordu. Yani bu programla, bir finans mezununun ‘Hukuk Yüksek Lisansı’ yapması mümkündü.

Umut’un okulunda(Stadelschule Architecture Class) sadece mimarlar değil; şehir planlama ya da iç mimarlık ya da peyzaj mimarlığı gibi mimarlık ile bağlantılı bölümlerden mezun olanlar da başvurabiliyor. Uzun lafın kısası, alan dışı yüksek lisans mümkün.

Personal Statement (Niyet Mektubu) Yazmak:

Aslında bu mektuba ilk yazıda değinmiştik ama birkaç şeyi daha hatırlatabiliriz(Tee burada). Mektubu gerçekten kendiniz yazmanız gerekiyor, çünkü kimse sizin ilgi alanlarınızı, niye o okulu istediğinizi bilemez ve sizi sizden iyi tanıyamaz. Ama niyet mektubunuzu okullara göndermeden önce, etrafınızda varsa ana dili İngilizce olan bir arkadaşınıza okutabilirsiniz. İngilizceniz ne kadar iyi olursa olsun, hataları bir ‘native’in farketmesi çok daha kolay oluyor. 🙂

çocuğu mezun ettik
Hukuk Mezunları İçin

Yazının bu kısmından sonrası Hukuk mezunları için biraz spoiler içeriyor! Önce mutlu sonla başlayalım, evet hukuk mezunlarının da Almanya’da yüksek lisans yapıp iş bulması mümkün! Tabuları yıkan blog iş başında. Ama nasıl?

P.S: Yazıda çok fazla ingilizce terim var, ama türkçeye çevirince tam karşılığı olmayabiliyor. O yüzden olduğu gibi bıraktım.

Biliyorsunuz, size de söylenmiştir, bana da defalarda hukuk okurken söylenmişti, sen burada avukat olacaksın yurtdışında avukat olamazsın, o yüzden yurtdışında çalışıp iş bulman çok zor diye. Evet maalesef hukuk bölümünü Türkiye’de okuduğumuz için Almanya’da ‘qualified’ değiliz ve klasik anlamda bir avukatlık yapmak için 7(!) sene daha okumamız gerekiyor. Klasik anlamda avukatlığa, Almanya’da bir baroya kayıt olup, sistemde ‘attorney’ olmak da diyebiliriz. Ama hukukçu olmak sadece ‘avukat’ olmak yani ‘attorney’ olmak değil neyse ki.

Hem Türkiye’de hem Avrupa’da hatta dünya çapında iş yapan büyük şirketleri düşünün. Bu şirketlerde ‘legal counsel’ olarak çalışmanız mümkün. Somut  örnek verirsek, ilk aklımıza gelenler Google, Facebook, LinkedIn, Microsoft ya da PwC, Deloitte, KMPG gibi denetim şirketleri oldu. Bu şirketlere pekala da ‘Legal Counsel’ ya da ‘Associate’ olarak başvurabilirsiniz. İş bulabileceğiniz şirketler tabii ki bunlarla sınırlı değil. Özellikle Almanya’da, çok fazla Türkiye’yle iş yapan şirket olduğu için ve Türkiye’deki partnerlerinin ingilizceleri iyi olmadığı için, kendi bünyelerine özellikle türk ‘legal counsel’ aradıkları bile oluyor. Yani klasik anlamda avukatlık yapmıyorsunuz ama hukuk danışmanı olabiliyorsunuz.

Peki Hukuk mezunu olarak yurtdışında iş bulma şansımızı nasıl arttırabiliriz?

Hukuk mezunları bildiğiniz gibi çoğunlukla LL.M yapıyor. LL.M programlarının bir kısmı spesifik bir alana yönelikken (International Tax Law, European Commercial Law gibi) bir kısmı da daha kapsamlı ve genel bir alan üzerine oluyor. Bu açıdan Finans üzerine ya da ‘LL.M in International Business Law’, ‘LL.M in International Maritime Law’ gibi (daha çok var aslında) sizin önünüzü açacak master programlarını tercih edebilirsiniz. Böylece iş başvurusu yaparken, ‘bakın ben hukuk mezunuyum ama yarı finansçı da sayılırım’ diyebilirsiniz.

İşte böyle, evet hukuk mezunları yurtdışında bir ‘mimar’ kadar çabuk iş bulamayabiliyor, ama asla imkansız değil, yani tünelin sonunda ışık var. 🙂

Bir de ‘Avukatlık Stajı’ meselesi var. Ben hukuk fakültesini bitirdikten sonra stajımı yapıp, iki sene de İstanbul’da avukatlık yaptıktan sonra yüksek lisans yapmaya karar vermiştim. Yani Almanya’ya gelmeden önce İstanbul’da iş hayatında biraz zaman harcadım ve yüksek lisansa başlamadan önce de, aklımda hep ‘acaba geç mi kaldık’ düşüncesi vardı. Sonra gördüm ki sınıf arkadaşlarımın çoğu benden büyük, çoluklu çocuklular falan var! Yani kimse acele etmemiş, biz toplum olarak biraz aceleci olduğumuz için sanırım, hep bir geç kalacağım algısı var.

Aslında hala ‘stajı bitirip öyle gelmek mi’ yoksa ‘mezun olduktan sonra hemen’ gelmek mi hala emin değilim. İkisinin de farklı artıları var. Mezun olduktan sonra hemen yurtdışına yüksek lisansa giderseniz biraz daha dinç oluyorsunuz ve iş başvurularında genç olmak artı olabiliyor. Ama bir yandan da, yurtdışında yaptığınız iş başvurularında biraz iş tecrübesi arıyorlar. O yüzden ülkenizde biraz iş tecrübesi edinip gelmiş olmak iyi oluyor. Bu kararı size bırakıyoruz.

mimarlık bazen bunu gerektirir(işin aslı Stadel’ın mangal partisi)
Mimarlar Lütfen Buraya! 🙂

Eee o kadar hukuk anlatıldı bizim neyimiz eksik. (Umut burada sazı eline alıyor) Şöyle başlayayım; Evet, iş bulma konusunda hukukçulardan biraz daha şanslıyız, sonuç olarak temelde kullandığımız dil “çizim”, bu yüzden de yabancı diliniz çok iyi olmasa bile bir şekilde anlaşabiliyorsunuz.Ve tabii ki Avrupa’da yüksek lisans yaptığınızda iş bulma şansınız artıyor ama bu demek değil ki iş bulmak için Avrupa’da okumak şart. Hayır değil! Ama bunun için diğer mimarlardan farklı olarak sizi öne çıkartacak yeteneklerinizin olması gerekiyor(bilgisayar programlarında yetenekli olmak, tasarım gücünüzün yüksek olması vs.).

Bir de önerim var, mezun olmayı beklemeden portfolyo, cv ve gerekli belgeleri hazırlayıp mezun olmadan 1-2 ay önceden ofislere başvurmaya başlayabilirsiniz.

İş Bulmak ve Kalıcı Olmak Faslı:

Aslında yazının bu kısmını, ben tezimi teslim edip bir işe girdikten sonra, Umut da temmuz ayında yüksek lisansını bitirip işe girdikten sonra yazmak istiyorduk ama baktık temmuza çok var, en azından gözlemlerimizi yazalım dedik! Sonuçta ‘yeni yazıda yeni umutlar’ yanlış birşey değil, hepimizin ‘yeni’ birşeylere ihtiyacı var.

Almanya’ya taşınalı 2 seneye yaklaştı ve bu süreçte, bizden önce buraya gelmiş arkadaşlarımızı ve hali hazırda çalışmaya başlamış olanları bol bol gözlemledik(!). Ve çıkardığımız sonuç şu ki, kalıcı olmak gayet mümkün! Gerçekten de, yüksek lisansı bitiren arkadaşlarımız arasından, iş bulmak isteyenlerin neredeyse hepsi işini aşını buldu ve hayatını bir rutine oturtmayı başardı.

Ben de (Asya olan), bu dönem master tezimle uğraştığım için çalışmadım, ama geçen sene Alman Borsa’sında staj yaptım ve aynı benim gibi bizim gibi çok fazla gençle tanıştım. Onlar da aynı şekilde Almanya’da yüksek lisans yaptıktan sonra kalıcı olmak isteyip iş bulmuştu. Bütün bunları görmek, bizim burada kalıcı olmanın son derece mümkün olduğuna dair düşüncemizi güçlendiren şeyler oldu.

Ne diyelim, bu yazı da böyle olsun. Arada hepimizin cesaretlendirilmeye ihtiyacı oluyor. Kalıcı olmak çok ‘radikal’ bir değişim olduğu için başta bizim de gözümüzü korkuttu ama hedefsiz olmaktan iyidir diye düşündük. Üstelik hedefsiz bir yaşam zamanla anlamsız, umutsuz, mutsuz bir yaşama dönüştüğü için, şimdilik ‘kalıcı olmak’ hedefindeyiz bakalım!

Son olarak da, eğer yurtdışına yerleşip kalıcı olma istediğiniz varsa bu gözünüzü hiç korkutmasın. Yüksek lisansa gelmek, yeni bir ülkeye adapte olmak ve oraya yerleşmek zaten belli bir süreç içinde geliştiği için, siz de yeni ve radikal bir değişim yerine, azar azar ama devamlı bir değişim; yani kısaca bir ‘dönüşüm’ yaşıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz artık yeni bir hayatınız var!

Şunu söylemek istiyoruz. Bu yazıyı “kaçmak değil de bir süreliğine can korkusu olmadan yaşayabilmek için” kenarda dursun diye yazıyoruz.

Sevgiler 🙂

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

 

Ek not 1: Ek not yazmadan yine gidemedik. Bu süreçte bol bol belge işiniz, belge işiniz olunca da çeviri sorununuz olabiliyor. Biz acil durumlarda hep bu arkadaşların kapısını çaldık.

Ek not 2: Almanya’da en iş aramak için en çok kullanılan ‘job portal’ı https://www.monster.de/ Bu konuyla ilgili ayrı bir yazı yazmak istiyoruz ama şimdilik link burada dursun:)

12 thoughts on “‘Avrupa’da Yüksek Lisans’ Sonrası Kalıcı Olmak”

  1. Merhaba,

    Öncelikle değerli bilgiler için can-ı gönülden teşekkürler. Hepimiz için merak uyandıran konulara temas etmeniz çok güzel gerçekten. Benim sorum blog’un hukukçu yazarına:) ben de halihazırda Almanya’da hukuk masterı yapıyorum fakat eğitim dili Almanca. Eğitim dilinin İngilizce olmamasının bahsettiğiniz iş bulma sürecinde bana olumsuz bir etkisi olur mu yahut İngilizce bilindiğinin bir sınav skoru vs ile belgelenmesi bu durumu tolere edilebilir mi?

    Cevabınız için şimdiden teşekkür ediyor, yeni yazılarını heyecanla beklediğimi belirtmek istiyor ve yeni hayatınızda başarının ve mutluluğun daim olmasını diliyorum!

    1. Merhaba Oğulcan,

      Bana sorarsan Almanca okumanının olumsuzdan ziyade çok daha olumlu bir etkili olur bence iş bulmak için 🙂 Çünkü zaten ingilizceyi herkes bir şekilde konuşuyor ama akıcı Almanca konuşan daha az. İngilizce belge isterler muhtemelen ama onu da IELTS alıp halledebilirsin.

      Sevgiler:)

  2. Merhaba,

    Blogunuz cok degerli bilgiler iceriyor ve gercekten cok samimi bir blog. Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. Ben de Almanya’da master yaptim ve is bulma konusunda birkac bilgi paylasmak istiyorum.

    – CV hazirlarken Almanya tarzi bir CV hazirlamak en onemli nokta. Internetten arastirilarak ornekler bulunabilir.

    – Almanca’yi az da olsa bilmek cok buyuk bir avantaj. Mumkunse Almanca ve Ingiizce olarak iki tane CV gonderilmeli

    https://www.indeed.de bir baska onemli is arama motoru

    Yazilarinizi ilgiyle takip etmeye devam edecegim 🙂

  3. Merhaba yazılarınızın tamamını okuyorum ve yazılarınızla tanıştığım günden beri sizin gibi başarabileceğim konusunda kendime güvenim artıyor ve merak ettiğim bir konu var sanırım yüksek lisansınız biti ve ben seninle aynı bölümü okumayı düşünüyorum Asya ama iş bulabildin mi süreç nasıl ilerliyor deneyim aranıyor mu bu konuda bilgilendirirsen çok mutlu olurum

    1. Merhaba Buket, oncelikle tesekkur ederiz:)

      Ben tezimi yeni verebildigim icin is arama kismina yeni gectim aslinda, ama is gorusmesine cagiran yerler ve haber bekledigim yerler var su an:) Tabii ki bir mimar bir muhendis kadar kolay is bulamiyorsun ama eninde sonunda is buluyorsun, kimse cok uzun sure issiz kalmiyor. Benden once bu bolumu bitiren arkadaslarimdan gordugum de hep bu yonde. Ben de bu ay, ya da sonraki ay, ya da ondan sonraki ay mutlaka ise girecegime inaniyorum. 🙂
      Is deneyimi maalesef biraz ariyorlar. Is deneyiminden daha onemli olan sey ise Almanca bilgin oluyor. Ikisi ayni anda varsa cok daha kolay is buluyorsun:) Umarim senin icin de her sey yolunda gider!

      Sevgiler

      1. Çok teşekkür ederim sorumu cevapladığın için 🙂 seni çok bunaltmadan bir soru daha sorup sonra kaçıyorum cevaplarsan da gerçekten çok mutlu olucam :))) genel olarak Almanyayı araştırdım ve yaşlı nüfusu arttığı için bir çok alanda eleman açığı olduğu bilgisini edindim web üzerinden genel olarak baktığınız zaman hemen hemen her alanda durum böyle mi sizce yani orda ekonomi, işletme enformatiği vb bölümden mezun olanların yüksek lisans bittikten sonra verilen süre içerisinde iş bulma ihtimalleri yüksek midir tabi bu konular sizin yazmış olduğunuz konu ile pek alakalı değil ama en azından çevreden bir gözleminiz vardır diye düşündüm bu konuda da yardımcı olursan çok mutlu olurum 🙂

        1. Ne demek rica ederim istedigin zaman sorabilirsin 🙂 Almanya’da universite mezunu genclerin calisabilecegi alanlarda her zaman pozisyonlar var ama Almanca bilmek cok onemli. Eger cok iyi derecede Almanca bilirsen yuksek lisans bittikten sonra verilen surede cok kolay is bulabilirsin 🙂 Bizim cevremizde de Almanca bilenler gercekten cok kolay is buldular, yani en onemli olan yuksegi yaparken bir yandan da Almanca ogrenmek 🙂 Biz ilk sene agirdan almanin pismanligini bu sene yasadik diyebilirim ama merak etme tunelin sonunda isik var! Sevgiler 😊

          1. Çok teşekkürler güzel haberlerinizi dört gözle bekliyor olucam 🙂 ikinize de başarılar ve mutluluklar 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir