Bir Acayip Gaudi Şehri, Barselona Gezi Rehberi!

Bir Acayip Gaudi Şehri, Barselona Gezi Rehberi!

Hem seyirlik hem de yaşamalık bir şehir söyleyin derseniz bize, bu Barselona’dır bizim için. Ferah sokakları, eğlenceyi seven insanları ve klasik bir Avrupa şehri gibi akşam 10’dan sonra pestili çıkmayışı ve şimdi yazacağımız bilimum özelliğinden dolayı biz baya baya ısındık bu şehre! Ayrıca bizim ülkede, koas içinde yaşamış bünyeler için Barselona’ya gidip sudan çıkmış balık olmamak adına, bir o kadar kaosu da var Barselona’nın! İstanbul’un daha derli toplu, daha az kalabalık ama daha çok yaşanılası olanını düşünün. Kısacası bir şehre ‘ruhu’ için gidiyorsanız, çok seveceksiniz Barselona’yı.

Kötü yanı hiç mi yok? Tabii ki var. İspanya’nın içinde bulunduğu ekonomik krizlerden ötürü, şehir güvensizleşmiş. Özellikle bazı bölgeler geceleri tehlikeli hale geliyor. Şehrin her tarafı hareketli ve enerjik olduğu için, hangi bölgenin tehlikeli olduğunu anlamıyorsunuz bile hatta. 🙂

Ve tabii ki Katalanların tam bağımsızlık isteme durumu da var. Barselona, İspanya sınırı içinde fakat Barselonalılar kendilerini Katalan diyorlar ve kendi dilleri Katalanca’yı konuşuyorlar. Ülke ekonomisine en büyük katkıyı yapanlar katalanlar olmasına rağmen, krizden en çok etkilenenler onlar olmuş ve İspanyolların bir kısmından da ‘laz’ muamelesi görünce tam bağımsızlık istekleri güçlenmiş.

Yaşasın Dünya Halklarının Kardeşliği! Diyoruz ve konumuza dönüyoruz. 🙂

Gaudi Severler
Gaudi Severler

Ne zaman gitsek, ne kadar kalsak ve pahalı mı?

İspanya’nın havasının suyunun bize benzediğini düşünürsek, ne zaman gideceğinize şehirde yapmak istediğiniz aktivitelere göre karar verebilirsiniz. ‘Ay Akdeniz iklimi canım nisan-mayıs dedi mi ısınır zaten oralar’ diye düşünmeyin. Biz geçen sene bu şehirde 25-30 Nisan arası kaldık ve yağmursuz çamursuz tek günümüz geçmedi! Yanımıza keko gibi sadece elbise-şort aldığımız için de dönüşte bir güzel grip olduk, bizden söylemesi 🙂

Evet doğruya doğru, Barselona yazın daha güzel. Sahil kenarında aktiviteler, bitmek bilmeyen gece eğlenceleri ve deniz-kum-güneş üçlüsüyle şehir güzelleşiyor. Ama bir de buna kalabalık-katlanan fiyatlar-leş sıcak üçlüsü ekleniyor! Bunların arasında bir tercih yapmak da size kalıyor. Eğer kışın gelmeyi seçerseniz, şehir daha az eğlenceli olacak diye düşünmeyin, şehrin eğlence kısmından bir şey kaybetmediğini göreceksiniz ve hatta müzelere giriş sıralarında daha az beklediğinizi görüp sevineceksiniz! Dediğimiz gibi, tercih sizin, yeter ki yola çıkın 🙂

“Ne kadar kalmalı?” konusuna gelirsek, Barselona çoğu Avrupa şehrinin aksine yürüyerek bir iki günde bitirebileceğiniz bir şehir değil ve en az 4 gün ayırmakta fayda var. Eğer yaz zamanı geliyorsanız buna 1-2 gün de deniz-kum sefası ayırıp süreyi uzatabilirsiniz.

Pahalılık kısmına gelirsek, evet Barselona’nın La Rambla ve Plaça Catalunya gibi aşırı turistik sokakları pahalı ve şişirilmiş mekanlar çok. Buralarda oturduğunuzda bir Sangria’ya 10 Euro verip ‘Bu ne ya meyve suyu gibi’ deme ihtimaliniz yüksek. Ama önceden araştırılmış ve iyi planlanmış bir gezide, lokallerin gittiği yerlere takılıp hem daha çok eğlenebilir, hem de lokaller gibi yer-içer ve daha az harcarsınız. Biz lokal dostu bir çift olarak böyle yaptık 🙂

Barselona’da bazı fiyatlar şişirilmiş demiştik, maalesef bunlara müze ve meşhur Gaudi evleri de dahil. Biletlerini internetten ve çok önceden bile alsanız, üzülerek söylüyoruz ki, her birine girişte en az 15-16 Euro ödemeniz gerekecek. Kesenin ağzını buralarda açmak gerekiyor.

Hostelimiz "ne kadar da hipster"
Hostelimiz “ne kadar da hipster”
Havaalanından şehre ulaşım ve tabii ki şehir içi ulaşım

Barselona El Prat Havaalanı şehre yakın sayılır. Aerobus isimli havaalanı servisiyle 20 dakikada şehir merkezinde olabilirsiniz ve fiyatı 6 Euro. Metro ve iniş saatinize göre gece otobüsünü de kullanabilirsiniz. Bunlar yine 6 Euro civarı. Yani bize sorarsanız taksiye hiç gerek yok. (yaşasın toplu taşıma)

Barselona’da şehir içi ulaşım çok düzenli. Tek yön metro bileti 2.15 Euro. Eğer 10 basımlık T-10 isimli kartı alırsanız ise fiyatı 10.50 Euro ve kartı iki kişi birlikte kullanabiliyorsunuz. Ayrıca bu kartla havaalanına metroyla gidip dönebilirsiniz. Eğer 10 basım bizi kesmez bize sınırsız lazım diyorsanız, 2 Günlük, 3 Günlük, 4 ve 5 günlük sınırsız ulaşım kartlarından alabilirsiniz. Bunların fiyatları da 2 günlük olanı 12 Euro, 3 günlük olanı 18 Euro şeklinde.

Sınırsız ulaşım kartlarını havaalanından, T-10 isimli şu 10 basımlık kartları ise hem havaalanından hem de metro duraklarındaki bilet makinalarından alabilirsiniz. Biz 10 basımlık olanı aldık ve 5 günde tam yetti.(buradan her akşam bizim ayakların durumunu düşünün :))

Ek bir bilgi olarak, eğer Avrupa’nın başka bir şehrinden Barselona’ya Ryan Air ve diğer Low Cost şirketlerle uçuyorsanız, size Girona Havaalanı’nda indirmesi muhtemel. Bu demektir ki siz de Girona’dan Barselona şehir merkezine gelmek için ayrı bir havaalanı otobüsüne bineceksiniz ve bu size tek yön 15 Euro artı 1bucuk saatlik otobüs yolculuğu olarak geri dönecek. Ryan Air’in Barselona uçuşlarının yüzde 80’i Girona’ya iniyor. Biz de bunu son anda fark edip biletimizi yine bir İspanyol ‘Low Cost’ şirket olan Vueling Airlines’tan aldık. Uçağın kokpit kapısı açık gelmemize(!) ve pilotlar uçağı otomatiğe alıp yol boyu hosteslere kur yapmasına rağmen, en azından Barselona El Prat Havaalanına inebildik!

 

Konaklama

Bu başlıkta sizi biraz üzeceğiz. Barselona’da otel seçeneğiniz çok olmasına rağmen maalesef otel fiyatları yüksek. Plaça de Catalunya ve La Rambla çevresinde ekstra yüksek. Bir de otellerin aylar önceden dolma sorunu yok mu! Biz tatili son dakika planlayıp otel fiyatlarını görünce, rotamızı hostellere çevirdik ve Plaça de Catalunya bölgesine çok yakın ‘Don Moustache Hostel’de kaldık(kaldı ki bugüne kadar kaldığımız en iyi hostellerden biriydi demekten de çekinmiyoruz). Hostelin çalışanları çok sevecendi ve hostelin yerinden de çok memnun kaldık. Temizlik açısından başta tedirgin olmamıza rağmen hiç sıkıntı çekmedik. Böylece kişi başı gecelik 25 Euro vererek konaklama konusunu hızlıca ve acı çekmeden çözmüş olduk. Hostel tercih etmek isterseniz kesinlikle önerebileceğimiz bir hosteldi. Hostel istemezseniz ‘Plaça Espanya’ bölgesindeki otellere bakabilirsiniz. Fiyatları daha uygun ve metroyla kolayca şehir merkezine inebilirsiniz.

Kesenin ağzını açmak isterseniz, El Prat bölgesini önerebiliriz. Yazın gidenler için ise ‘Barselonata’ sahil kısmı biçilmiş kaftan. Gotik bölgesinde ise gece eğlencesi gırla! Burasını da konaklama seçenekleri arasında değerlendirebilirsiniz.

İşte Karşınızda Bitmeyen Katedral "Sagrada Familia"
İşte Karşınızda Bitmeyen Katedral “Sagrada Familia”
Konaklama konusunu da çözdüysek, gezme kısmına geçebiliriz!

Barselona’da gezmek deyince mimar Antoni Gaudi’nin eserleri sizi bekliyor demektir. Barselona’nın bugünkü kent kimliğinin de mimarı olan Gaudi’nin Barselona’ya o kadar emeği geçmiş ki, ‘La Sagrada Familia’ Gaudi öldüğü için yarım kalınca, neredeyse bir asırdır ‘ne mimarlar mühendisler istemiş’ ama eseri bir türlü tamamlayamamışlar afedersiniz.

Gaudi, ‘Art Nouveau’ olarak bilinen sanat akımının öncülerinden ve en basit haliyle söylersek, zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir sanat akımıdır. Bir rivayete göre hocaları Gaudi’yi üniversiteden mezun ederken ‘Gerçek bir deliye mi, yoksa bir dahiye mi diploma verdiğimizden emin değiliz demişler.’ Eserleri gezerken niye böyle dediklerini daha iyi anlayabilirsiniz.:)

Gaudi’nin ölümü ise trajikomik. Son yıllarında kendini tamamen en büyük işi Sagrada Familia Kilisesi’nin yapımına adıyor ve bir gün eserini tam olarak görebilmek için geri geri yürürken bir tramvay tarafından ezilip ölüyor. Alacağın olsun tramvay! O anda Gaudi iyi bir küfür sallamıştır herhalde!

Bu da içi
Bu da içi
O halde Sagrada Familia

Barselona’nın simgesi desek hakkını yemiş olmayız herhalde bu kilisenin. Gaudi Sagrada Familia’yı tamamlayamadan öldüğü için kilisenin yapımı hala devam ediyor ve büyük şirketler sponsor olup tamamlatmayı teklif ettiği halde papazlar yalnızca halkın bireysel bağışlarını kabul edeceklerini söylüyorlarmış. Bu yanıyla da kapitalizme karşı bir direniş sergiliyor diye düşünüp sevindik.:) Hal böyle olunca Gaudi’nin 100. Ölüm yıldönümü olan 2026 yılında bitirilmesi planlanıyor.

Bir kere çok büyük bir yapı bu. Gitmeden önce fotoğraflarına bakıp büyüklüğünü anlamak çok zor çünkü bir kareye sığması imkansız. Dış cephesindeki her bir figürün ayrı hikayesi var. Kimi yerinde İsa’nın doğuşu anlatılıyor, kimi yerinde gizemli sayılar var.

Buraya Plaça de Catalunya’dan yürüyerek ya da metroyla ulaşabiliyorsunuz. Sagrada Familia durağı hemen önünde duruyor. İnşası devam ediyor, içerisi daha bitmemiştir diye düşünmeyin. Gerçekten de kilisede doğal ışık kullanımı ve akustiği bir harika ve görülmeye değer. Bir de, biletinizi internetten almazsanız kapı girişinde en az 3 saatlik bir kuyruk size bekliyor olacak ve içeriye hiç giremeyebilirsiniz bile! Audio Guide ve giriş ücreti toplam 25 Euro civarı. Barselona bu konuda pahalı demiştik 🙁

Ayrıca yükseklik korkunuz yoksa, içeride asansörle kulelere de çıkabilirsiniz. (Yalnız inerken yürüyerek inmek zorunda kalıyorsunuz.) Bizde Asya yükseklikten çok hoşlanmamasına rağmen sırf içimizde kalmasın diye çıktık ve güzel birkaç kare yakalayabildik!

Casa Battlo
Casa Battlo
Casa Batllo

Yine bir Gaudi eseriyle karşınızdayız! Barselona’nın en işlek caddelerinden birisi olan ‘Passeig de Gracia’da bulunan bu evi Gaudi varlıklı bir aile için tasarlamış ve ilhamını komple doğadan aldığını söylemiş. Malum adam ‘Art Nouveau’ 🙂

Evin dış cephesiyle ile ilgili ise, ‘Düz çizgiler insanoğluna, kıvrımlar Tanrı’ya aittir’ dediği söyleniyor.

Girişi 22,5 Euro ve bileti yine internetten almanız gerekiyor. Casa Batllo’ya 5 dakika mesafedeki diğer bir Gaudi evi olan Casa Mila’nın da girişi 20,5 Euro olunca, ‘ikisini de gezelim mi paralara kıyıyo muyuz şimdi’ diye bir düşündük ama Umut mimar olduğu için yapı gezmeyi seviyor ve kıydık gitti!

Internetten Casa Batllo’ya bilet almak isterseniz buradan bakabilirsiniz.

Casa Mila'nın İç Avlusu
Casa Mila’nın İç Avlusu
Casa Mila (La Pedrera)

Burası da Passeig de Gracia’da bulunan diğer bir Gaudi evi (hani şu tepesinde kremadan peri bacaları varmış gibi gözüken).

Binayı yaptıran ve ona resmi adı olan Casa Mila’yı veren iş adamı Pere Mila, Gaudi’nin ilk yaptığı Casa Batllo’yu çok beğenmiş ve benzer bir iş istemiş. Ancak proje ilerledikçe artan masraflardan hoşnut olmadığı için Gaudi’nin parasını vermeyince davalık olmuşlar. (Biz de bu şehir Gaudi’ye verecek bu kadar parayı nereden bulmuş diye düşünüyorduk tam).

Casa Mila’ya girdiğiniz andan çıkana kadar ‘Art Nouveau’yı yaşıyorsunuz. Özellikle Gaudi sergisinin olduğu çatı katında Gaudi’nin bütün eserleriyle ilgili bilgileri bulabilirsiniz, hangi yapıyı neyden esinlenerek tasarladığını görmek mümkün.

Audio Guide dahil giriş 20,5 Euro ve tabii ki yine biletleri internetten almanızda fayda var. Öğrenci ücreti ise 16,5, yaşasın öğrencilik!

İnternetten bilet almak için buradan buyrun.

 

Bazen Biz de Sevgili Pozu Veriyoruz
Bazen Biz de Sevgili Pozu Veriyoruz – Park Güell

 

Park Güell

Gün geçmiyor Gaudi eserleri bitmiyordu, yine bir Gaudi eserine hoşgeldiniz. Barselona’nın tepe kısmında kurulu bu park, açıkçası Gaudi’nin bizi Barselona’da hayal kırıklığına uğrattığı tek yer oldu.

Esasen bu park, başarısız olmuş bir yerleşim projesi-imiş ve kalantor bir iş adamı(yine) ‘kentin aşağı tabakalarından’ uzaklaşmakla kafayı bozarak, Barselona’nın dışında, sadece şehrin kaymak tabakasının yaşayacağı bir yerleşim yeri oluşturması için Gaudi’ye gitmiş (Hmm bu rezidans hayatı bizim İstanbullulara pek yabancı değil galiba). 60 tane ev yapılması tasarlanırken, hem Gaudi’nin ölümü, hem de burada yaşamaya gücü yetecek olanların Gaudi’nin tasarımlarını çok ‘cüretkar’ ve rezidansın yerini de şehre uzak bulunca, rezidans işi yatmış. Sadece üç tane ev yapılabilmiş.

 

Asya Parklarda "Çimerken"
Asya Parklarda “Çimerken” – Park Güell

 

Park Güell’in iki kısmı var. İlki ücretsiz ve gerçek park olan kısım, ikincisi ise girişin ücretli olduğu (8 Euro) ve binaların olduğu kısım.

Girişin ücretli olduğu kısım güzel evet. mimarisi görülmeye değer, kıvrımlı taş banklar,renk renk mozaikler ve tam ortadaki ağzından su akıtan kertenkele “fışkiyesi” güzel ama bir ‘park’ bekleyen bizi hayal kırıklığına uğrattı. Her yeri yokuş olan bu patikamsı parkta doğal olarak hiç bir Barselona’lı takılmıyor ve siz turist olarak sürekli bir aşağı bir yukarı yapıyorsunuz.

Parkın içindeki evlerden birisinde de Gaudi’nin yaşadığı söyleniyor ve ekstra para vererek evin içini gezebiliyorsunuz. Biz zaten parkı beğenmemiştik, evi de gezesimiz hiç gelmedi.

Neyse bu anlatacağımız Son Gaudi eseriydi zaten. Lafı uzatmadan sokaklara geçiyoruz. Malum, Barselona’da hayat sokakta!

Ama şunu da eklemeliyiz, Gaudi’nin mimarlığa ve özellikle de Barselona’ya emeği sonsuz. Onu sevgiyle ve rahmetle anıyoruz. Sevgiler Gaudi!!

‘La Boqueria' Biraz İştah Açıcı
‘La Boqueria’ Biraz İştah Açıcı
Barselona’da hayat sokakta!
La Rambla

La Rambla, Barselona’da yürüyebileceğiniz en hayat dolu caddelerden birisi! Caddenin sonundaki (ya da başındaki) Kolomb Heykeli’nden tanıyabilirsiniz bu caddeyi. Caddede her daim sokak ressamları, seyyar satıcılar, hediyelikçiler, müzisyen ve pandomimciler görüyorsunuz. Ayrıca sağındaki ve solundaki ara sokaklardan şehrin diğer meydanlarına çıkıldığı için, buraya yolunuzun düşmemesi imkansız!

Bu sokakta Barselona’nın en ünlü pazar yeri olan ‘La Boqueria’ kuruluyor. Rengarenk, abuk subuk (iyi anlamda dedik) meyveler, diğer yanda değişik deniz canlıları, envai çeşit sakatatlar ve şekerlemeler var. Bizim gibi ayakta atıştırmayı seven bünyeler için birebirdi. 2 Euro’ya otantik meyve kokteylleri alabilirsiniz 🙂 (Pazar günü kapalı olduğunu hatırlatalım.)

Plaça de Catalunya

Bu cadde de La Rambla’nın bir ucu ve şehrin atraksiyon noktalarından. Alışverişi üst boyutlarda yaşayabileceğiniz(!) bu meydan aynı zamanda metroların birleşme noktası. Katalanların protesto mekanı olduğu için biz Taksim Meydanı’na benzettik. (Ah nerede o eski 1 mayıslar 🙂 )

Aynı zamanda havaalanına giden otobüsler de buradan kalkıyor.

Passeig de Gracia

Barselona’da bütün sokaklar birbirine bağlanıyor demiştik değil mi? Burası da Plaça de Catalunya’nın bir ucuna uzanan bir diğer merkez nokta ve ayrıca lüks Dünya markalarının olduğu yer. İspanya’nın metrekaresi en pahalı olan caddesi olarak da geçiyormuş 🙂 Eh hadi burası da Bağdat Caddesi olsun!

barselona-10

El Born (Gotik Bölgesi)

Geldik bizim favori Barselona bölgemize. Valla diğer meydanları alınmasın ama biz en çok burada takılmayı sevdik. Meşhur devasa katedral ve çevresini kapsayan bu bölge, gotik mimarinin bu civarda tavan yapması sebebiyle adını almış 🙂 Hatta Picasso’nun Barselona’da yaşadığı dönemde en çok esinlendiği yer olarak biliniyor.

Her taraftan küçük publar, Sangria mekanları ve canlı müzik fışkırıyor ve etraf tapasçı dolu. Flamenco izlemek isterseniz de, kazıkçı Plaça de Catalunya ve çevresine göre çok daha ucuz şovlar var. Ayrıca hediyelikçiler de çok daha uygun ve şirin. Ee daha nolsun dimi! (Yemesi-içmesi-dans etmesi en güzel yerlerini aşağı da ayrı olacak yazacağız tabii ki.)

Evet farkındayız yaz yaz bitmedi! Son bölgemize geldik bitiyor!

Karşınızda Port Vell ve Barcelonata! :

Port Vell Barselona’nın liman bölgesi ve içinde Maremagnum isimli bir alışveriş merkezi, restoran, sinema ve çok büyük bir akvaryumu barındırıyor. Biz Maremagnum’a şöyle bir meylettik ama akvaryuma girmedik. Sanıyoruz ki bizde bir çeşit akvaryum ve hayvanat bahçesi fobisi var. Yaşasın bütün canlılara özgürlük!

L'estel Ferit
L’estel Ferit

Tahmin edeceğiniz üzere Port Vell’den dümdüz ilerlediğinizde de karşınıza Barcelonata çıkıyor. Tam bir yazlıkçı muhiti olan bu sahil bölgesinde kafelerde oturup Sangria’nızı içebilir, bisikletle takılabilir ya da yazın gittiyseniz yüzüp akşam da ‘Beach Party’lere takılıp kumlarda uyuyakalabilirsiniz. Biz Barselona’ya Nisan sonu gittiğimiz için hava BUZ gibiydi ve boynumuz bükük bir şekilde önünden geçmekle yetindik. Ve kendimizi ‘Neyse canım zaten yazın bile gelsek deniz temiz değilmiş, deniz anası doluymuş’ şeklinde avuttuk. Şaka yapmıyoruz bu arada, gerçekten de yazın bile gelseniz çok yüzülebilecek bir denizi yokmuş. 🙁 Barselonalının yalancısızyız.

Oh, meydanlar bitti! Biraz da kültürlenelim, geldik müzelere!

Picasso Müzesi
Picasso Müzesi
Picasso Müzesi

Barselona’nın Gotik bölgesindeki bu müze Picasso’nun 1700 küsür eserini bağışlamasıyla açılmış ve hem erken dönemi olan öğrencilik yıllarındaki eserlerini hem de olgunluk dönemi eserlerini size gösterdiği için Picasso’nun gelişimini bizzat görebiliyorsunuz. Diyeceğimiz o ki, Picasso sevmiyor bile olsanız gittiğinize pişman olmazsınız. (Galiba yani.) İnternet sitesi için buyrun.

Ve tabii ki, bileti internetten almazsanız kapıda beklerken bayıp geri dönme ihtimaliniz yüksek. Giriş 12 Euro ve Pazartesileri kapalı.

MACBA
MACBA
MACBA

Her şehrin bir Modern Sanat Müzesi olur da, Barselona’nın olmaz mı hiç? Burası da Barselona’nın modern sanat müzesi. Size müzeyi güzel güzel anlatmak isterdik ama bizim gittiğimiz zaman elle tutulur güzel bir sergisi olmadığı için sergileri için güzel şeyler söyleyemeyeceğiz. “Modern Sanat” zor arkadaş. Sanat eleştirmeni değiliz belki ama halkız biz halk; “Sanat Halk İçindir.” Beğenmedik-otur-sıfır. Ancak ünlü mimar Richard Meier’in hatrına kesinlikle gidin en azından mimarisi için gidin.

Fundacio Joan Miro Sanat Müzesi
Fundacio Joan Miro Sanat Müzesi
Fundacio Joan Miro

MACBA’da aradığını bulamayanlardan mısınız? Hiç korkmayın, sizi Fundacio Joan Miro Sanat Müzesi’ne alacağız. Esas sınavı müzenin yerini bulmak olan bu müzeye dağ tepe aşıp gidebilirseniz, sizi tam bir mutlu son bekliyor!

Gaudi ve Picasso ile birlikte Barselona’nın simgesi olan ressam Joan Miro biraz bu ikilinin gerisinde kalmış olsa da, bize sorarsanız müzesi kesinlikle görülmeye değer. Ayrıca içerisinde bir müzede gördüğümüz en şirin hediyelik eşyacı var.

Muntjuic Tepesi’nde bulunan bu müzeye gitmek için, metrodan Plaça Espanya civarında inip tırmanmaya başlayabilirsiniz. Tırmanmak istemeyenler için finiküler de var, size ürkütmüş olmayalım.

Nou Camp Yok Biz Varız
Nou Camp Yok Biz Varız
Müzeler de bitti! Son olarak;
Camp NOU Experience(Bildiğiniz Nou Camp Stadı)

Bir bakarsınız bizim hiç ilgimizi çekmeyen bu stad-gezme aktivitesi, sizin için bir olmazsa olmazdır. O yüzden yazmadan geçmeyelim dedik:) Camp Nou Experience olarak geçen bu turu alırsanız, meşhur Camp Nou Stadına gidip stadın boş halini gezebiliyor, soyunma odalarını ve diğer odalarını görebiliyorsunuz. O gün maç varsa stad 3 saat önceden boşaltılıyormuş. Biz gerçekten hiç ilgimizi çekmediği ve tamı tamına 25 Euro olduğu için bu kısmı pas geçtik. (Bunda müze ve Gaudi gezmekten paraların suyunu çekmesi de etkili olabilir tabii ki :9)

Tibidabo Tepesi
Tibidabo Tepesi

Pardon, unutmuşuz bir de Tibidabo Tepesi var! Burası Barselona’nın en yüksek tepesi. Müthiş manzaralı bu tepede Sagrat Cor Kilisesi ve Barselona’nın en eski lunaparkı var! Barselona’da ne kadar çok müze-ev-katedral gezdiğimizi düşünürsek, tabiiki de buraya lunapark için gittik. Tibidabo’nun tek kötü yani gidişinin zahmetli olması ve lunaparkta geçireceğiniz zamanı da düşünerek buraya neredeyse bir tam gün ayırmanız gerekmesi. Biz de 4 gün boyunca şehrin altını üstüne getirdiğimiz için son günü Barcelonata’da Brunch + Tibidabo’da Lunapark olarak planladık. Lunapark aman aman değildi ama dönme dolabı çok karizmatikti. Günlük lunapark biletinin kişi başı 28 Euro olduğunu söylemek istemezdik ama…

Ee hani nerede bu Tapasçılar, Sangriacılar diyorsunuzdur, yetiştik!

Granja Petitbo
Granja Petitbo
Yeme –İçme-Tapas-Sangria Faslı

Geldik bizim için yazması en güzel kısma. Almanya’da Almanların yemek konusundaki zevksizliği yüzünden 7/24 dönere sarmış olan biz, Barselona’da adeta kendimizden geçtik! Baya bildiğiniz görmemiş gibi her gördüğümüzü yedik. Yine olsa yer miyiz? Evet. Sebebi çok basit. Adamlar bu işi biliyor!

Barselona’da girdiğiniz her sokakta karşınıza bir paellacı, iki tapascı, üç tane de sangriacı çıkması muhtemel. Önceden ufak bir araştırma yapıp giderseniz, hem kazıkçı ve fabrikasyon yerlerde yemekten kurtulur hem de lokallar gibi yiyip içmenin keyfine varabilirsiniz.

E hadi o zaman.

Lizarran: Bu tapas-restoran zincirini gördüğümüz yerde hiç affetmedik. Barselona’da Plaça de Catalunya’dan ara sokaklara kadar her yerde karşınıza çıkabilecek bu Lizarran’lar hem tanesi 1 Euro ile 3 Euro arası değişen harika tapaslar yapıyor, hem sangriaları güzel hem de hafta içi sürekli ‘happy hour’ları var. Bizim buraya puanımız 10.

Akşam uzun uzun takılacak bir mekan olmasa da gün içinde oturup bir iki tapas yuvarlamak için biçilmiş kaftan. Tapasları kafanıza göre alıp, kürdanları biriktiriyorsunuz ve en sonunda kürdan sayısına göre hesap ödüyorsunuz 🙂

Pizza Del Born "Arkadaşımız Yonela'nın Yamulduğu Mekan"
Pizza Del Born “Arkadaşımız Yonela’nın Yamulduğu Mekan”

 

İşte Ünlü Yonela
İşte Ünlü Yonela

La Pizza Del Born: Gotik bölgesindeki bu pizzacıda, turistlerden çok lokaller takılıyor ve çok ucuza aşırı eğlenebiliyorsunuz. Büyük pizza dilimleri 3 Euro, yaklaşık yarım litrelik bardaklardaki Sangria’lar ise 3-4 Euro. Türkiye’deki kokteyl hazırlama mantığı gibi düşünmeyin, adamlar bardağın en az 3’te 2’sini alkolle dolduruyor ve o kalabalığın içinde neyi ne kadar içtiğinizi fark edemiyorsunuz bile. Barselona’da geçirdiğimiz 5 gecenin 2 tanesinde akşam yemeğimizi burada yedik ve ikincisinde biraz fazla kaçırmışız ki, yanımızdaki Asya’nın Güney Afrika’lı sınıf arkadaşı daha geceye başlayamadan ‘’Too much alcohol for my system!’’ diyerek koşarak oteline gitti. Türkçe bilseydi buradan ona sevgilerimizi yollayacaktık.

Paella
Paella

Paella bir çeşit bol malzemos ispanyol pilavı diyebiliriz. Deniz mahsüllü olanları pek popüler. Fakat popüler olduğu kadar da şişirilmiş bir yemek ve Plaza de Catalunya civarında denemek isterseniz, bir paella için 25 Euro’yu gözden çıkartmanız gerekecektir. Biz ‘Paella Bar Boqueria’ isimli ufak bir restoranda denedik ve beğendik. Beğendik derken zaten beklentimiz çok yüksek gitmemiştik. Bildiğiniz pilav işte demek istemezdik ama, tam olarak bildiğiniz pilav işte. Kesenin ağzını biraz açıp, tam mekanında yemek isterseniz ‘7 Portes’ i deneyebilirsiniz.

Can Dende: Burası tesadüfen keşfettiğimiz bir “bruch” mekanı. Birazcık pahalı olmasına rağmen, ‘Eggs Benedict’ yemeden dönersek içimizde kalır dedik ve mekan gözümüze çok tatlı gözüktüğü için oturduk. Pancake, French toast ve eggs benedict denedik. Hepsini de beğendik. Pancake ve tostlar 7, Eggs Benedict ise 12 Euroydu.

Satan’s Coffee Corner: Burasının isminin bu kadar itici olduğuna bakmayın, isminin aksine, gotik bölgesinde son derece sevimli bir kahveci kendisi. Gotik kısmına gündüz yolunuz düşerse, uğrayıp bir kahvesini içebilirsiniz.

Granja Petitbo: Barselona’da “brunch” mekanından bol hiçbir şey yok herhalde ama burası bizim diğerlerine nazaran daha çok beğendiğimiz mekan. Yemekleri ve kahveleri çok güzel. Tek bir eleştirimiz olabilir o da baya baya hipster mekanı; hal böyle olunca instagram’a masanın yukarıdan çekilmiş kahve ve tatlı resmi koymak burada farz 🙂

Brunch and Cake by the Sea
Brunch and Cake by the Sea

Brunch and Cake by the Sea: Hani instagrama konan o harika tabaklar var ya (hatta genellikle #foodporn hashtagiyle olanlar) işte, burası tam öyle bir mekan! Barcelonata bölgesindeki bu mekan adeta pazar günü kahvaltı keyifçileri için dizayn edilmiş. Tabaklar ve porsiyonlar çok geniş, servisi mükemmel ve eğer gezmekten yorulup birazcık keyif yapmanız isterse kaçırmayın. Burada meşhur ispanyol patatesi ‘Patatas Bravas’ (soslu patates kızartması) da söyleyebilirsiniz.

El Nacional: Passeig de Gracia’ya yakın olan El Nacional’in değişik bir konsepti var. Çok geniş olan mekanın 4 ayrı köşesinde, ayrı konseptlerde 4 tane restoran bölümü var ve aynı çatının altında bir tanesi deniz ürünü satıp ona göre masa dizaynı oluşturmuşken, mekanın öteki köşesi italyan restoranı şeklinde düzenlenmiş. Başta biraz kafa karıştırsa da, italyan kısmında makarna yiyip sonra tapas bölümünde atıştırmaya geçebilirsiniz (Akşam ne yiyeceğine asla karar veremeyenleri buraya alıyoruz). Mekanın tam ortasında da 2 adet uzun içki barı var, restoran içinde dolaşırken kafası karışanlar buraya oturup bira içiyor sanırız. Ayrıca çok şık gözükmesine rağmen, fiyatlar da abartı değil. Bir akşam yemeğini burada yiyebirsiniz. Biz iki makarna ve iki şaraba 25 Euro ödedik.

Catalina Café: Picasso Müzesi’ne çok yakın olan bu café, çok güzel kokteyller ve tapaslar yapıyor. Garsonları da bir o kadar sıcakkanlı. Burası da oturup pişman olmayacağınız yerlerden bizce.

Maka Maka: Port Vell’e çok yakın olan bu hamburgerci, bildiğiniz öğrenci dostu bir mekan ve gece eğlenmeden dönerken bir anda acıkanlar güruhu için açılmış sanki. Hangi saatte giderseniz gidin içerisi öğrenciler dolu ve 6 Euro’ya hamburger yiyip tıka basa doyabiliyorsunuz.

Monkey Factory: Burası tam bir kokteyl artı müzik mekanı ve gece geç saate kadar açık. Kalabalık bizim için sorun değil biz itiş tıpış dans ederiz ayrıca çok da eğleniriz diyorsanız, heh burası öyle bir yer işte! Geç saate kadar açık olduğu için, önce bir yerde akşam yemeği yiyip, güzelce sangrianızı içip, buraya akşam 11 gibi gelebilirsiniz (en azından biz öyle yaptık).

Dow Jones: Diğer bildiğimiz barlardan biraz farklı nedeni ise, İçerisi bildiğiniz “Wall Street”, sizler de oranın “broker”sınız. Dememiz o ki içeride bira borsası var hangi biraya talep fazla ise o biranın fiyatı artarken; talebin az olduğu biraların fiyatı düşüyor. Yani 5 euro’ya aldığınız Guinness’i 2 euroya alabiliyorsunuz. Haftasonları kalabalık olduğunda eğlenceli bir mekan olabiliyor. Biz baya eğlendik. 🙂

Size bir de gidemediğimiz için içimizde kalan bir yerden bahsedelim. Park-bahçe sevmemize rağmen meşhur ‘Park de la Ciudadella’ya gidemedik, zira biz Barselona’dayken gök delindiği için park gezmeye gidip çamurlara batmak istemedik. Ama çok güzel bir park ve parkın içinde de çok güzel bir göl olduğunu duymuştuk. Siz güzel havalarda giderseniz, burada bir gezintiyi de değerlendirebilirsiniz.

Biliyoruz bu seferki rehber biraz uzun oldu, Flamenco’dan da bahsedip kapatıyoruz! Biliyorsunuz Flamenko tam olarak Endülüs Bölgesi’ne özel bir dans ve Barselona’daki flamenko mekanları yüzde 90 turist kandırmacası. Çoğu mekanda dansçılar bile Endülüs bölgesinden gelmemiş oluyor. O yüzden bu güzel dansı izlemeyi Endülüs’e gideceğimiz güne bıraktık ve Barselona’daki flamenko mekanlarına hiç bulaşmadık. Eğer bu kadar kötülemeye rağmen hala gitmek istiyorsanız, TripAdvisor’dan aratarak kötünün iyisini bulabilirsiniz 🙂

Biz ailecek Barselona’yı iyisiyle kötüsüyle sevdik hatta “sevdik”ten fazlası diyebiliriz. Barselona, bize 5 günde çok iyi davrandı. Umarız size de iyi davranır.

5. Günün şafağında Mallorca’ya doğru yola çıktık.

Sevgiler.

“Bir Acayip Gaudi Şehri, Barselona Gezi Rehberi!” hakkında 2 görüş

  1. “halkız bir halk” demişsiniz de ben daha gitmeden müze kartı aldım ne olacak benim halim. şaka yapıyorum tabi, modern sanattan anlamasam da anlıyor gibi görünebilirim 🙂 okuduğum barcelona yazıları içinde en keyifle okuduklarımdan biriydi. teşekkürler, sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir