Close
Filipinler Gezi Rehberi – Filipinler’e Hazırlık – Biz Filipinler’e Pek Hazırdık!

Filipinler Gezi Rehberi – Filipinler’e Hazırlık – Biz Filipinler’e Pek Hazırdık!

Filipinler Gezi Rehberi ve Filipinler’de Gezilecek Yerler

Şehrimizde 9 ay sürecek kış başlayalı henüz 1-2 ay olmuşken, hem de günlerdir lapa lapa kar yağarken, topladık pılımızı (ve de pırtımızı) ve kaçtık Aralık ayında Filipinler’e!

Gördüğünüz üzere dünden hazırız!

Bir kez daha bir başka ülke bizi yoğurdu, biçimlendirdi ve içimizdeki her şeyi bloga yazma isteği ve azmiyle iki hafta önce geri döndük. Biz kez daha yorulduk, şaşırdık, süründük ama bundan da çok güldük, heyecanlandık, yeni insanlar tanıdık, varlığından bile habersiz olduğumuz köyleri gördük. Filipinler sırt çantasıyla gezilmesi zor ama muhteşem bir deneyimdi.

Bize sorarsanız, Filipinler’de seyahat etmek; zamanda yolculuk etmek gibi…Doğrusunu isterseniz bu bize çok iyi geldi çünkü kendi çocukluğumuzdaki gibi sokakta oynayan çocukları görmek, çocukluğumuzdaki gibi çamurlara batmak çıkmak ve Münih’te asla bulamadığımız, o insanların gözündeki sıcaklıkları görmek bizi inanılmaz mutlu etti.

Adamın yerinde olmak isteyen? 🙂

Filipinler gezi yazısı kısmına geçmeden önce, bizimle aynı yolu tepmeye karar veren ve yolu buraya düşen gezginler için eklemek istediğimiz bir iki şey var;

Bu ülke her şeyi ile, insanıyla, doğasıyla, size tattırdığı dalış, tekne, balinalarla yüzme, bir tahta kayıkla 7 saat açık denizde yolculuk etme(!) tecrübeleri ve daha sayamadığımız her şeyiyle bizi çok etkiledi! Dönerken, bir kez daha çizdiğimiz rotadan çok memnun bir şekilde evimize döndük ve bir an bile tereddüt etmeden önerebileceğimiz bir rota oldu.

İyi ki de gitmişiz, iyiki sen de gideceksin!

Ee biz bu ülkeye gittik, Peki Filipinler’e nasıl gidilir? Filipinler’de nereler gezilmeli? Filipinler planımız nasıldı ve Filipinler için ne kadar bütçe ayrılmalı? Artık bu kısma geçebiliriz! 🙂

 

Filipinler’e Gitmeden önce:

Filipinler bizden vize istemiyor. Elinizi kolunuzu sallaya sallaya girebiliyorsunuz, kapıda 30 günlük vizenizi basıyorlar. Yalnız ülkede 1 aydan fazla kalmak istiyorsanız yaklaşık 40–50 Usd’lik bir ücret ödemeniz gerekiyor. Bizden dönüş biletimizi göstermemizi istemediler ama vizeyi basmak için dönüş biletini görmek istedikleri de oluyormuş.

Filipinler iklimi gereği yıl boyu sıcak(Aslında bunu Filipinliler, sıcak ve daha sıcak sezon diye ikiye ayırıyor) fakat Haziran – Ekim arası yağmurlu dönem olarak geçiyor. Ekim ayında bir de üstüne tayfun ihtimali daha fazla oluyormuş. Biz Aralık ayında gittik ve bir tayfun tam biz gitmeden önce, bir tayfun tam biz Filipinler’deyken, bir tayfun da tam dönerken vurdu! Yani bu tayfun denen şey öyle mevsime falan pek bakmıyor gibi geldi bize, ayrıca Filipinler’de yılda yaklaşık 20 kez tayfun yaşanıyormuş. Çok da şey yapmamak lazım kısaca mevsimi…

Puerto’daki otelimiz

Bu arada biz burada sanki tek bir kara parçası muamelesi yaptık ama Filipinler 7107 adadan oluşan bir adalar ülkesi olduğu için, tabii ki bir adanın iklimi diğerine uymayabiliyor ve aynı anda çok farklı iklimler yaşanabiliyor. Hatta aynı adanın bir ucundan diğerine iklim değişebiliyor. Biz yazarken kolay olsun diye, mecburiyetten Filipinler diye topluca bahsediyoruz, siz anladınız. 🙂

Filipinler’e gitmeden önce herhangi bir aşı yaptırmak gerekmiyor. Fakat kalacağınız yerlerde börtü böcek bol olacak. O yüzden ‘off’ tarzı bir sinek-böcek kovucu sprey, böcek ısırıklarına iyi gelecek bir krem (biz tiger balm aldık) ve feribotla seyahat edecekseniz yanıza bir mide bulantısı ilacı almanız şart. Biz bunların haricinde yanımıza ağrı kesici, burun ve boğaz fısfısı, bir de antibiyotik almıştık. Geziyi hastalanmadan atlattık fakat böceklere bol bol yem olduk. Bir de ben denizde zehirli bir sarmaşığa ayağımı sürtmüşüm o kadar.

Kayangan’nın güzelliğini ne yapacağız?

Ülkede pahalılık konusu ise göreceli. Şöyle ki, Filipinler bildiğiniz üzere yıllarca İspanyol sömürgesi olmuş, (aslına bakarsanız Macellan burada tabiri caizse yerlilere ‘demokrasi getirirken’ ölüyor ve yerliler kendisini son derece demokratik bir şekilde parçalara ayırıp, afiyetle mideye indiriyorlar ve bağımsızlıklarına 1898’de kavuşuyorlar(Bu arada tabiki sadece İspanya ile kalmıyor bu demokrasi getirme çabaları. Onlardan sonra Birleşik Amerika ve Japonya da ‘demokrasi’ getiriyor). O günden bu zamana da, dönem dönem yaşanan terör, deprem, tsunami, kasırga ve volkan patlamalarıyla uğraşıyorlar. Haliyle son derece fakir bir ülke ve fakir bir halk var. Az kazanıyorlar, az harcıyorlar. Yani lokallerin yediği yerlerde yerseniz, içerseniz ve gezerseniz çok ucuz bir ülke. Ayrıca turiste çok değer veriyorlar.

Fakaat, turistler için durum farklı. Turiste çok değer veriyorlar dedik ama bu turisti kazıklamadıkları anlamına gelmiyor 😀 Özellikle El Nido gibi popüler destinasyonlarda, otel fiyatları çok uçuk, hizmet çok kötü. Buralarda sokakta yediğiniz bir döner 4 Euro, restorantta yediğiniz bir yemek ise 8-10 Euro civarı. Biz bir ara Türkiye’yle bile değil fiyatları direkt Münih’le kıyaslamaya başladık hatta. Zira İstanbul fiyatları El Nido’ya göre ucuz kalmıştı…50 Filipin Pesosu günümüz kuruyla 1 Usd ediyor. Yanınızda Usd getirirsiniz rahatça bozdurabilirsiniz. Yazının devamında yaptığımız her şeyin fiyatını da yazacağız.

Arada maymunlaştığımız da olmadı değil!

Filipinler’e kaç gün ayrılması gerektiği ise ucu çook açık bir soru. Bize kalırsa en az 10 gün gerekli ki gittiğiniz yola değsin. Biz 14 gece 15 gün kaldık ve zamanlamamız çok yeterli gibi geldi. Çünkü artık iki haftanın sonunda yorulmuştuk ve daha uzun gezseydik geziden aldığımız keyif düşebilirdi.

Filipinler’de özellikle Palawan adasında konaklama seçeneği az ve gelen turist sayısı çok. O yüzden otelinizi Filipinler rotanıza karar verdiğiniz anda ayırtırsanız çok iyi olur. Biz tayfun yüzünden rotamızda değişiklik yapmak zorunda kaldık ve son anda bulabildiğimiz El Nido’daki ve Coron’daki oteller korkunçtu. Bazı otellerde sıcak su yok, hatta Booking.com’da 8.0 puan üzeri almış otellerde bile sıcak su olmayabiliyor ve bu Filipinler standartında çok normal. Sıcak suyu olan oteller bunu gururla söylüyor. 😀 Sıcak su sizin için önemliyse önceden teyit etseniz iyi olur.

 

Filipinler’e giderken yanınıza almanız gereken özel bir şey yok. Tekne turlarına katılmadan önce su geçirmez çanta ve deniz ayakkabısı almanız gerekiyor(zaten bunları orada çok ucuza bulabiliyorsunuz. Ya da şöyle diyelim. Aramayın! Onlar zaten sizi bulur). Filipinler hazırlığının en kolayı bu valiz kısmı olabilir.

Filipinler’de bir Asya ülkesi klasiği olarak sokak yemekleri çok meşhur. Sosyal açıdan tuhaf insan damgası yememek için bir iki sokak yemeğini denedik ama bu konuda yazı yazacak kadar yiyemedik açıkçası. (ne kadar nane mollasınız kardeşim siz de demek serbest, alınmaca gücenmece yok!) Onun dışında lapa pirinç, balık, karides ve mango karşınıza sürekli ve aynı tabakta çıkacak ürünler. Hatta sanırım ‘Filipino Kahvaltı’ sipariş ederseniz, mangolu pirinç yanına balık getirdilerini söylememize gerek yok. Biz bir kez ettik, siz etmeseniz de olur.

İnternet işinizi de havaalanından ‘Globe’ hat alarak halledebilirsiniz. Biz 4 GB ‘Globa’ internet & hata havaalanında yaklaşık 400 Peso ( 8 Usd) ödedik. 4 GB gezinin beşinci gününce bitince de yaklaşık 100 Peso’ya ( 2 Usd) 2 GB daha aldık. Globe’dan memnun kaldık diyebiliriz, her yerde mükemmel çekmiyordu ama Filipinler’desiniz sonuçta. 🙂

El Nido – Small Lagoon
Filipinler’e Ulaşım ve Adalararası – Şehirlerarası Ulaşım

Bu cennetten bir parça ülkenin en sorunlu kısmına hoşgeldiniz. Tabiiki de ulaşımı(kırık kalp biz).

Filipinler’in başkenti Manila’ya İstanbul’dan THY’nin direkt uçuşuyla 12 saatte ya da aktarmalı diğer uçuşlarla 15 – 16 saatte ulaşabiliyorsunuz ama o bahsedilen ‘cennet adalara’ ulaşım hiç de kolay değil.

Biz İstanbul – Manila uçak biletimizi Asiana Airlines’ın kendi sitesinden kişi başı gidiş dönüş yaklaşık 480 Euro’ya aldık. Seul aktarmalı uçuş olduğu için Seul’de de 24 saat geçirmiş ve şehri biraz olsun görmüş olduk. O yüzden THY’nin direkt ve pahalı uçuşunu almadığımız için memnunuz açıkçası. Hatta İstanbul’dan Filipinler’e indirim döneminde daha ucuza da bilet bulmak mümkün. Biz Noel zamanı gittiğimiz için fiyatlar ortalamanın bir tık üstündeydi.

Tricycle dedikleri

Adalararası seyahat etmek için iki seçeneğiniz var; feribot ya da uçak. Eğer çizdiğiniz rotada bir adadan diğerine uçakla geçmeye karar verdiyseniz bu uçak biletlerini önceden almanız çok önemli. Uçaklar küçük pırpır uçak olduğu için çok az yolcu alıyor ve son dakikada bilet kalmama yahu bilet fiyatının 15 katına çıkma ihtimali var. Adalararası bilet fiyatları (tek yön) 20 Euro ile 100 Euro arası değişiyor.

Bu uçaklar genellikle pervaneli uçak olduğu için, denge önemli bir mevzu. Dolayısıyla bagajınızı ve sizi tartıyor ve sizi ona göre bir koltuğa oturtuyorlar ve bir daha mümkünse yerinizden pek kıpırdamıyorsunuz! Pek uçak fobisi olanlara göre değil, önden uyarmış olalım. 🙂

bu da bizim pırpırlı arkadaş

İkinci seçenek ise feribot.  şu ve bu siteden, gitmek istediğiniz adalara feribot gidiyor mu diye bakıp, isterseniz önceden satın alabilirsiniz.

Filipinler gezi rotamızı ayrıntılı bir şekilde anlatırken, nereden nereye nasıl gittiğimizi de aşağıda yazdık. Sizi şöyle rotamıza doğru alalım!

Filipinler Rotamız:

Biz Filipinler’e gitmeye dünden hazırdık da, e burada 7000’den fazla ada var..! Biz hangisine gideceğiz, nasıl gideceğiz, ne kadar kalacağız derken evde görev paylaşımı yaparak bir araştırma işine girdik ve bir haftanın sonunda rotamız hazır, uçak biletlerimiz alınmıştı!

Bizim Filipinler Rotamız

Dünyanın en eski yeraltı mağarasına ev sahipliği yapan Puerto Princesa ilk durağımız, El Nido ikinci durağımız, Coron üçüncü durağımız, Cebu dördüncü durağımız ve Bohol’da beşinci durağımızdı. Manila’yı oldum olası sevimsiz bir şehir olarak düşündüğümüz için, gezmeyi de düşünmedik. Bir başka popüler Filipinler destinasyonu olan Boracay ise bizim için fazlasıyla tepilmiş bir bölgeydi, o da böylece elenmiş oldu.

14 günlük rotamızı ayarlarken ilk planımız sırayla şuydu:
1-) İstanbul – Manila
2-) Aynı gün uçakla Manila’dan – Puerto Princesa’ya (Puerto Princesa’da 2 gece kalış)
3-) Puerto Princesa’dan minivanla El Nido (4 gece)
4-) El Nido’dan feribotla Coron (4 gece)
5-) Coron’dan uçakla Cebu (3 gece)
6-) Cebu’dan Feribotla Bohol (1 gece)
7-) Bohol’dan Cebu’ya feribotla oradan da Manila’ya uçakla dönüş ve kapanış. 🙂

Bizim rotamız iyiydi iyi olmasına ama biz Puerto Princesa’ya ulaştığımız gün tayfun çıkacağını ve Puerto’daki tüm aktivitelerin ve turların iptal olacağını hesaba katmamışız. 🙂 Puerto’ya vardığımızda kasaba tayfun yüzünden dağınık bir durumdaydı ve zaten daha ilk görüşte sevmedik. O yüzden de 1 gece kalıp ertesi sabah erkenden El Nido’ya geçtik. Puerto Princesa’dan artan 1 gecemizi de Coron’a ekledik.

Kawasan’da şu huzuru bulduktan sonra bir salmışız!

Siz de Filipinler planı yaparken, planlarda biraz esneklik olabileceğini ve plana tamamen uymayabileceğinizi hesap ederseniz iyi olur, Alman turistlik bu ülkede işlemiyor. 🙂

Gezdiğimiz yerleri anlatmaya başlamadan önce Manila’yla ilgili bir not düşeceğiz. Manila Havaalanında üç farklı terminal var ve bir terminalden diğerine gitmek için taksiye binmeniz gerekiyor. Mutlaka pazarlık yapın ve 100 Peso (2 Usd)’den fazla vermeyin(nolur vermeyin noluuurr. Çok gıcığız oranın taksicilerine). Taksi şöförleri inanılmaz pişkin. Sevmedik seni Manila ne yapalım…

Puerto Princesa Gezi Rehberi için buraya tık tık!

El Nido Gezi Rehberi için buraya tık tık!

Coron Gezi Rehberi için buraya tık tık!

Cebu Gezi Rehberi için buraya tık tık!

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

Sevgiler!

Merken

Merken

Merken

Merken

Merken

4 comments

  1. Tulay Sabaz says:

    haftalardır beklediğim yazı,fazlasıyla faydalı ve yüreğe su serpiştirici 🙂 ellerinize sağlık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close