Close
Frankfurt’ta Yaşamak mı? Gezmek mi?

Frankfurt’ta Yaşamak mı? Gezmek mi?

Franfkurt'ta Yaşamak

Bizim buralara Christmas geldi. Öyle olunca Frankfurt’u da artık yazma zamanı gelmiş oldu. 2 yıla yakın süredir yüksek lisans için taşındığımız Frankfurt’ta yaşıyoruz. Bu kez ‘evimizi’ yazacağız yani.

Ek not: Bu yazıyı yayınladığımızda Kasım 2016'ydı ve biz bu yazıdan yaklaşık 7 ay sonra Münih'e taşındık. Artık evimiz Münih. Fakat Frankfurt'un yeri bizim için ayrıdır. 2 yıl boyunca evimiz olduğu için ve bize bir sürü dostlar, hatıralar kazandırdığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Sevgiyle ve özlemle 🙂

Eğer Frankfurt’u turistik gezi amaçlı gezmek istiyorsanız ve gitmeden önce hakkında güzel şeyler duymak istiyorsanız, bu yazı o yazı olmayabilir. 🙂  Yaşamak için çok ideal bir şehir olan Frankfurt, gezmek için maalesef çok ilgi çekici bir şehir değil. Ha iyi yönleri yok mu? Tabii ki var. Düzenli, yeşil ve yürüyerek her yerini gezebileceğiniz bir şehir. İş gezisi için geliyorsanız ve zaman buldukça gezmek isterseniz beklentilerinizi karşılayacaktır. Ama bizim gibi gençseniz ve gittiğiniz yerde en azından birazcık eğlenmek istiyorsanız, burası sizin için çok turistik bir şehir olmayabilir, baştan uyaralım. 🙂

Huzur Arıyorsanız Sizi Buraya Alalım - Evimizin Yanındaki Orman
Huzur Arıyorsanız Sizi Buraya Alalım - Evimizin Yanındaki Orman

Nasıl Gitsek, Nerede Kalsak ve Pahalı mı?

Frankfurt’a THY, Pegasus, Onur Air, Lufthansa, Air Berlin gibi bir sürü havayolu uçuyor. Genelde Lufthansa’nın fiyatları THY ve Pegasus’a göre daha uygun. Kalitesi de Pegasus’tan iyi ve THY’den kötü olarak düşünün. Ama denemekten zarar gelmez.

Frankfurt oldukça küçük bir şehir, fakat merkezi yer olsun diye düşünerek tren istasyonu olan ‘Frankfurt Hauptbanhof’u seçmeyin zira burası Frankfurt’un en çirkin yeri ve aynı zamanda pis işlerin (siz anladınız onu!) döndüğü kısmı. Yolda yürürken arkanızdan artık Türkçe küfür sallayan mı ararsınız, ‘Abi be ya bi dal sigara versene’ diyen mi ararsınız, hepsi burada. Onun yerine Zeil Caddesi’ne yahut Leipziger Strasse’ye yakın bir otel seçebilirsiniz. ‘Messe’ ise meşhur fuar alanının olduğu yer. Fuar için geliyorsanız bu bölgede de kalabilirsiniz. (Frankfurt’a komple taşınmak isteyenler için ayrıca Almanya’da yeni hayat temalı bir yazı yazacağız)

Frankfurt’un oldukça karışık bir metro ağı var. U-Bahn (yani yerin altından giden trenler) ile S-Bahn (çoğunlukla yerin üstünden giden trenler) sürekli karışıyor, gecikiyor, iptal oluyor, bozuluyor falan yani düzgün çalışmamak için bir sebep buluyor! Tek yön bilet fiyatı 2-3 Euro (durak sayısına göre değişiyor) iken günlük bilet 8 Euro, haftalık bilet de 25 Euro civarı. Ama bize sorarsanız, her yere yürüyün gitsin, uğraşmayın Frankfurt’un cacık metrosuyla!

9
Bu da Bizim Emektar Bisikletlerimizden Birisi!

Bu Frankfurt’un hiç mi güzel bir yani yok diyeceksiniz, tabii ki var 🙂 Fakat gezmekten ziyade yaşarken deneyimleyebileceğiniz şeyler. Mesela toplu taşıma kullanmamak, her yere bisikletle gitmek, evimizin hemen arkasındaki at çiftliği ve olaysız bir hayat sürmek gibi şeyler. O yüzden eğer bu yazıya Frankfurt’a taşınma planları yaparken rastladıysanız, şehrin bütün 'olaysızlığına' rağmen burada yaşamak o kadar da kötü değil, en azından bunu söyleyebiliriz 🙂

Size dürüst olalım, Frankfurt oldukça pahalı. Hele daha önce Berlin’i ziyaret ettiyseniz, Frankfurt’ta fiyatları görüp ‘bu ne yea’ demeniz olası. Ama eğer biraz araştırıp giderseniz, ucuz ve güzel restoranları da deneyebilirsiniz. Bizim Frankfurterlerin dışarıda yemek yeme kültürü çok gelişmemiş olduğu için, güzel mekanlar, bir Paris yahut Amsterdam gibi sokaklarda yürürken karşınıza çıkacak yerlerde değil. Kendiliğinden keşfetmek yerine araştırıp gitmek gerekiyor yani 🙂 Eğer ben hem Pratik hem ucuza doymak isterim derseniz de, her yerde satılan Frankfurter Sosisleri deneyebilirsiniz. Yiğidi öldürdük fakat hakkını verelim, adamlar sosis işini iyi biliyor!

Eğer hala ziyaret etmeyi düşünüyorsanız (şaka) son bir şey söyleyelim. Frankfurt’un havasını da pek sevmedik (bu konuda nam salmış başka bir şehir var ise o da Londra'dır ama Frankfurt ondan daha beter bilin istedik). 🙂 Geçen sene yağmur Eylül ayında başladı ve Temmuz’a kadar yağdı. O yüzden yaz zamanı geliyor olsanız bile yanınızda yağmurluk tarzı bir şey getirmekte fayda var.

11
Bu Anı Hatırlıyoruz! Metro Beklememizin 25. Dk'sı(Yine Metro Bozulmuş)

Gezme-Tozma Faslı

Frankfurt minik bir şehir demiştik, o yüzden gezecek yerleri de az az ve birbirine yakın.

Minik Avrupa şehirlerinin bir tane büyük alışveriş caddesi oluyor. Zeil Caddesi de Frankfurt’un hem en merkezi caddesi hem de alışveriş caddesi. S-Bahndan ‘Hauptwache’ durağında indiğiniz zaman Zeil Caddesi’nin başına çıkıyorsunuz. Trafiğe kapalı olan bu uzun cadde, sağlı sollu mağazalarla dolu. Yemek yenilecek güzel restoranları ise genelde ara sokaklara dağılmış, yemek kısmına yeme-içme kısmında değineceğiz 🙂

Zeil dışında alışveriş için gidebileceğiniz bir de Skyline Plaza var. Burası Frankfurt’un en büyük alışveriş merkezi ve pek bir olayı yok açıkçası.

Dom-Römer'in Klasikleşmiş Frankfurt Evleri
Dom-Römer'in Klasikleşmiş Frankfurt Evleri

Dom/Römer (Römer Meydanı) ise Frankfurt’un ‘Eski Şehir’ kısmı ve Frankfurt’un her türlü festivali burada kuruluyor. Hatta her yıl Frankfurt’un başına gelen en güzel şey olan ‘Christmas Market’ yani Noel Pazarı da bu meydanda kuruluyor. Hatta itiraf edelim, Noel Zamanı Frankfurt baya güzelleşiyor. Avrupa’nın en iyi Christmas Market’lerinden birisi de Frankfurt’ta kurulduğu için, sırf bu zamanlarda gezmeye gelenler bile var 🙂

Bu da Bu Şehre Güzellik Katan Christmas Market'i
Bu da Bu Şehre Güzellik Katan Christmas Market'i

Römer Meydanı’na geldiğinizde kendinizi başka bir şehre gitmiş gibi hissedebilirsiniz, çünkü bünyesinde bol bol gökdelen barındıran Frankfurt’un bu ‘Aldstadt’ı yani ‘Eski Şehri’ meşhur Alman Ortaçağ evleriyle çevrelenmiş durumda ve meşhur Dom Katedrali de bu meydanda. Katedralin dışında bu meydanda bol bol sosisçi, kahveci ve hediyelikçi var. Eğer buraya kadar gelmişken bir kahve içmek isterseniz ‘Bitter&Zart Chocolaterie’yi deneyebilirsiniz.

Dom Katedrali
Dom Katedrali

Goethe doğup büyüdüğü bu şehri hiç sevmese de (fare deliğine benzetirmiş) , bir dönem ailesiyle birlikte yaşadığı ev şu an müze haline getirilmiş ve haftanın her günü ziyaret edilebiliyor. Goethe’nin Evi yani bizim Almanların deyisiyle ‘Goethehaus’ da Dom Römer civarında. 🙂

Frankfurt am Main'a adını veren Mainz Nehri
Frankfurt am Main'a adını veren Main Nehri

Dom Römer’in bir arka sokağı ise Main Nehri kıyısına çıkıyor. Frankfurt’un da adını aldığı (Frankfurt am Main) nehir işte bu 🙂 Main Nehri Frankfurt’u ikiye bölüyor ve nehrin iki yanında geniş birer yeşil şerit var. Hava güzel olduğunda insanlar burada günün her saati piknik yapıyor, bisiklete biniyor ya da koşuyor. Eğer mangal yapan birini görürseniz yüzde 99 Türktür.

Bisikletlilerden bahsetmeden geçmeyelim. Frankfurt bisiklet konusunda çoğu Avrupa şehrinden önde ve genci yaşlısı herkes bisikletle biniyor. Sabahları yolda takım elbiseyle ya da topuklu ayakkabıyla bisiklete binenleri görebiliyorsunuz. Hatta ‘Bu dede yürüyebiliyo mu ya’ diyebileceğiniz dedeler bile, sizden bizden iyi bisiklet sürüyorlar. Çoğu caddede bisiklet yolu ayrı ve taşıtlar, bisikletlilere son derece saygılı. Bizim de bu aktivitesiz şehirde en büyük aktivitemiz bisiklete binmek.

Stadel'in Arka Bahçesi
Stadel'in Arka Bahçesi

Konumuza dönersek, nehrin oradan karşı tarafa geçerseniz (500-600 metrede bir köprü var) Stadel Müzesi’ni bulabilirsiniz. Burası Frankfurt’un en ünlü sanat müzesi ve hemen yanındaki Stadelschule (Stadel Sanat Okulu) de bizim Frankfurt macerasına başlama sebebimiz, daha doğrusu Umut’un yüksek lisans yaptığı üniversite 🙂

5
Burası'da Bahçenin Altındaki Ek Yapısı!

Yine şehrin bu tarafında, Frankfurt’un tek salaş yerleri sayılabilecek Lokalbanhof ve Sachsenhausen bölgeleri var. Frankfurt gökdelenlerle çevrili bir şehir demiştik, işte bu iki bölge, şehrin istisnası sayılır ve Frankfurt’ta daha çok gençlerin takıldığı salaş olmaya yakın mekanlar var, Plaza insanları burada pek takılmıyor 🙂 Ucuz Irish Barlar ve Frankfurt klasiği ‘Apfelwein’ (Elma-Sirkesi-Şarabı) içmek isterseniz burada burabilirsiniz. Şahsen Apfelwein’ı denemeseniz daha iyi. Evde sirkenin içine şarap atın ve sıcak sıcak içmeye çalışın, işte öyle bir tad.

Willy Brand Platz ise bunun tam tersi, tam bir ‘Takım elbiseli ve iş çıkışı bira içen Alman’ bölgesi. Zeil’dan yürüyerek 5 dakikada ulaşabileceğiniz bu sokakta bol bol ‘posh’ ve pahalı barlar var. İçeride genellikle Almanlar oluyor ve gürültülü gürültülü bira içiyorlar. Biz bu sokağı pek sevmiyoruz açıkçası.

Frankfurt’ta dolaşabileceğiniz bir diğer cadde de ‘Bockenheimer Warte’. Burası daha çok öğrencilerin yaşadığı ve ufak tefek kafelerin ve dükkanların olduğu bir bölge. Ucuz fiyata akla gelebilecek her türlü ıvır zıvırı satan ‘Tiger’ mağazası da bu sokakta. Pilates topundan, manikür setine kadar her türlü şeyi burada bulabilirsiniz. Outlet mağazası seviyorsanız Frankfurt’un ünlü outletçisi ‘Zalando’ da burada 🙂

10

Frankfurt’un en sevdiğimiz yerini sona bıraktık ki, aklınızada sevimsiz bir şehir gibi kalmasın 🙂 Hava güzelse ve çeşit çeşit ağaç gölgesinde oturmak isterseniz, Frankfurt’un botanik parkı ‘Palmergarten’i ziyaret edebilirsiniz. Burası bizim Frankfurt’ta en sevdiğimiz yer, çünkü hem adı üstünde ‘botanik’ ve ‘yeşil’ hem de insanlar doğasına saygılı ve dokuya uyum sağlayıp gezinmeyi biliyorlar. Bir yarı-Frankfurter olarak, biz şehrin bu kısmını seviyoruz 🙂

Gördüğünüz gibi, Frankfurt’u anlatırken bahsedecek çok fazla güzel yapı, klise, ne bilelim bir otantik cadde yok. Genel olarak basit caddelerden ve dükkanlardan oluşan bir şehir burası. O yüzden anlayacağınız, bu seferki gezi rehberimiz diğerlerine göre biraz sevimsiz oldu. Fakat bu Frankfurt’u gezerken güzel yemekler deneyemeyeceğiniz ya da güzel kahveler içemeyeceğiniz anlamına gelmiyor tabii ki!

Yeme-İçme Faslı

‘Eat Fit’ bizim Frankfurt’taki favori restoranımız ve her ziyaretimize gelen arkadaşı bir kez götürmezsek rahat etmiyoruz. Burası kendi ev yapımı ekmekleriyle, düşük kalorili ve bir o kadar lezzetli hamburgerler yapan ve yine pizza, patates kızartması gibi bol kalorili gıdaları size ‘en az sağlıksız’ olarak sunan küçük bir restoran. Ve bize sorarsanız Frankfurt’un en lezzetli mekanı. Seni seviyoruz Eat Fit.

3 Kilo Garantili Öğle Yemeğiniz - What's Beef
3 Kilo Garantili Öğle Yemeğiniz - What's Beef

What’s Beef ise bir diğer favori hamburgercimiz. Eat Fit’e göre bir tık daha pahalı fakat hem sunumları güzel hem de şu ana kadar denediğimiz en iyi MilkShake’i yapıyorlar. Fotoğrafa bakarsanız ne demek istediğimizi anlayacaksınız. 🙂

Lokalbahnhof ise tam Lokalbahnhof U-Bahn durağının olduğu sokakta bulunan (Almanlar isim konusunda çok yaratıcılar demiş miydik) başka bir restoran. Burası da Frankfurt’taki ikinci favorimiz ve hem kahvaltı hem de akşam yemeği için tercih edebilirsiniz. Pazar günleri olan açık büfe kahvaltısı pek güzel.

Ohne Name: Frankfurt’ta hiç mi genç yok, bunlar haftasonları nerede takılıyor diyeceksiniz, işte tam olarak burada takılıyorlar. Ohne Name (Bu da Almancada ‘No-Name’ demek, çok yaratıcı olduklarını söylemiştik.) Frankfurt’un tek tük ‘Berliner’ tarz barlarından ve Frankfurt ortalamasına göre pahalı da sayılmaz. Gençler genelde mekanın dışında ellerinde birayla takılıyorlar ve ortamı gerçekten güzel. Ayrıca Franfurt’un nadir geç saate kadar açık mekanlarından olduğunu söyleyelim. Eğer Frankfurt’ta bara gittiyseniz ve 10’da kapatmak isterlerse şaşmayın, olmayan şey değil. Ama merak etmeyin burası geç saat kadar açık.

Bar Pracht, Burası da Frankfurt’un bir diğer eğlenceli barı ve kokteylleri pek güzel. Eğer yolunuz düşerse burayı da kaçırmayın. 🙂

Terminus, Aslına bakarsanız bu mekan ile ilgili ayrı bir yazı hatta kitap bile yazılır. Frankfurt Tren İstasyonunun karşı sokağında bulunan bu biracıyı Dersimli bir dayı işletiyor. İçeride çay içen dedelerden tutun, slot makinasında takılanlar, barda ‘Ne olcak bu Türkiye’nin hali’ konuşanlar, onun yanında masada bira içen Almanlar, Hintliler, okul gezisine gelir gibi topluca gelmiş üniversite öğrencileri, oralet içen amcalar gibi sayamayacağımız türden insanın toplandığı acaip bir yer burası. Stadel'dan çıkan sanat ve mimarlık öğrencileri direk soluğu burada alıyorlar(Nedenini anlayamadık) Size burayı ciddi ciddi öneremiyoruz tabii ki ama arkadaşlarınızla zamanınız varsa bir gün geçerken uğrayın. Frankfurt genel konseptinden çok alakasız bir mekan olduğu kesin. Bir de unutmadan buranın içerisinde sigara içebiliyorsunuz(Burası farklı bir Almanya)

Café Meingold, Burası da Frankfurt’un pek elit bir kahvecisi. Genelde çok kalabalık oluyor fakat yer bulabilirseniz kahveleri ve atıştırmalıkları güzel. Zeil Caddesi’nin sonunda olduğu için, caddeyi gezdikten sonra da bir kahve içmek için oturabilirsiniz.

Naiv, Stadel Museum'a yakın nehrin karşı kıyısında yer alan, kendi yaptıkları güzel biralar ile size kendini sevdiren bir yer. Yemekleri, özellikle patatesleri çok güzel deneyin deriz. Fiyatlara gelirsek malum Frankfurt'un kendisi pahalı, kendi yaptıkları biralar biraz pahalı gelebilir. Ama güzel yer.

Burada Yaşamak mı? Yoksa Gezmek mi?
Burada Yaşamak mı? Yoksa Gezmek mi?

İşte Frankfurt tam olarak böyle bir şehir. Düşünün ki, Ahmet Haşim, ‘Frankfurt Seyahatnamesi’nde Frankfurt’u, ‘dışarıdan güzel gözüken içi kurtlu kocaman bir elma’ olarak tanımlamış. İlk görüşte o kadar sevmemiş yani. Daha sonra ise bir gün parkta otururken, kocaman parkta sadece 5 tane yaşlı ihtiyarın olduğunu görmüş ve yanındaki arkadaşına ‘5 tane bunak için mi yapıldı koca bahçe?’ diye sormuş. Arkadaşı ise ‘Bir tane Alman da olsa, milyon Alman da olsa sonuç değişmez, bizim insana verdiğimiz değer birdir’ diye yanıtlamış. Bizim de Almanya yaşantımız bu hesap oldu biraz. Frankfurt’u çok sevmesek de, hayatın düzenli oluşu, sakin, sessiz oluşu sebebiyle bir-iki sene yaşayıp insanın kendisini geliştirmesine olanak tanıyan bir şehir olduğunu düşünüyoruz. Tabii ki bunlar yaşamak için geleceklere tavsiyelerimiz! (25 yaşından sonra Avrupaya taşınmak yazımız geliyor, yolda:) )

Gezmek için ya da fuara geliyor iseniz, beklentilerinizi minimumda tutup gelebilirsiniz ve güzel güzel yiyip içip, biraz ‘Dom Römer’inde zaman geçirip keyifli bir şekilde dönebilirsiniz. Zaten bir Berlin, bir Barselona beklentisiyle gelmeyeceğinizi tahmin ediyoruz. 🙂

Sevgiler,

İki Frankfurter!

Instagram'da da varız. Tanısanız Seversiniz!! 🙂

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

5 comments

  1. Bütün yazılarınızı okuyorum 🙂 Bizim de eşimle Almanya da yaşamak gibi bir düşüncemiz var . yazınız moral oldu bana. Gelirsek sizin sayenizde olacak. iyi ve kötü yanlarını çok güzel özetlemişsiniz çok beğendim instagram dan en yakın zamanda iletişime geçmek isterim sizinle :))

    1. yoldabiblog says:

      Merhabalar, guzel yorumunuz icin cok tesekkur ederiz, bizi de boyle yorumlar motive ediyor:) Tabii ki instagramdan bekleriz konuşmak isterseniz:) sevgiler

  2. çok faydalı bir yazı olmuş. http://sporcuanneyolda.blogspot.com.tr/ biz de 3 aylık oğlumla burada yazan her yeri gezdik. ama eat fit i beğenmedik ? hatta yazımda sizi kaynak gösterdim orası için ? yine de teşekkürler elinize sağlık

    1. Merhabalar, biz de tesekkur ederiz! Oglunuz da cok tatli bu arada 🙂 gecen hafta farkettik ki eatfit’in isletmesi degismis, adi da fit kitchen olmus, o kismi guncellememiz gerekiyor sanirim 🙂 Sevgiler !

  3. Nadya Alpkonlar says:

    Yazınız çok güzel, büyük bir zevkle okudum…

    Frankfurt’un karlı bir havasındaki fotoğrafınız varsa maile adresime yollarsanız sevinirim.
    Şimdiden teşekkür ederim…
    Ben de 25 sene Münih’te yaşadım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close