Close
Lubliyana Gezi Yazısı – Özgürlüğün ve Özgünlüğün Şehri!

Lubliyana Gezi Yazısı – Özgürlüğün ve Özgünlüğün Şehri!

Lubliyana Gezi Yazısı

Yeşil, küçük, 2 günde gezebileceğiniz, pahalı olmayan ve ucuza uçak bileti bulabileceğiniz bir şehir arıyorsanız, Lubliyana’ya hoşgeldiniz. Doğru adrestesiniz!

Sizi hemen şöyle alalım!

Lubliyana, Slovenya gezimizin ilk durağıydı ve her yönden çok sevdiğimiz bir şehir oldu. Hatta Slovenya’yı genel olarak o kadar sevdik ki, dönüş yolunda bir sonraki ‘doğa tatilimizi’ planlamıştık bile! Lubliyana kulağa belki tek başına ‘doğa tatili’ olarak gelmiyor olabilir ama Slovenya yemyeşil bir ülke olduğu için ve bir ucundan diğer ucu 2 saat sürdüğü için, fazladan birkaç gününüz varsa Slovenya’da kocaman bir ‘yeşil tatil’ yapabilirsiniz. Biz de böyle yaptık ve iki günümüzü Lubliyana’ya diğer günleri ise ‘yeşillere’ ayırdık! Kiraladığımız dağ bisikletleriyle yaptığımız 30km’lik vadi tırmanışları ve kendimizi sularına bıraktığımız muhteşem Bohinj gölüyle ilgili yazımız yolda. Şimdi biz Lubliyana’dan bahsedelim!

Sevdik biz burayı. Hatta pek sevdik. Bilmiyoruz daha önce bahsetmiş miydik ama ikimizden birisi daha önce tam 14 kez çeşitli sebeplerle Makedonya’ya gitti (abartı değil gerçektir!) ve tam bir Balkan aşığı. Balkanların havasına, suyuna, yemeğine ve samimiyetine aşık. Zaten dedesi de Balkanlardan göçmüş. Kan çekiyor denir ya aynen öyle. Slovenya’da ve özellikle Lubliyana’da Balkanların samimiyetini bulduğumuz için ne kadar mutlu olduk anlatamayız. Neyse yine de bir deneyelim anlatmayı!

En klasik Lubliyana karesi!

Buyrunuz Lubliyana Gezi Rehberimize!

Ne zaman gidilir ve ne kadar kalınır?

Biz ağustos ayında gittik ve hava açısından şanslı olsak da turist kalabalığından biraz rahatsız olduk. Siz Balkanların soğuğuna dayanabiliyorsanız kış zamanı, tam dayanamıyorsanız ilkbahar ya da sonbaharda gidebilirsiniz. Konaklama da daha uyguna gelecektir.

Lubliyana küçük bir şehir ama tatlı kafeleri, güzel barları, çok güzel parkları ve bir de şehir pazarı var. O yüzden 2 gün ayırırsanız hem şehrin her yerini gezebilir hem de aralarda lokallerin gittiği yerleri keşfetmeye zaman bulabilirsiniz. Sadece 1 gün ayırabiliyorsanız da sağlık olsun. 1 günde de iyi bir planlamayla şehrin belli başlı yerlerini gezmek mümkün!

Lubliyana’ya Ulaşım, Havaalanından Merkez Ulaşım, Şehir İçi ve Şehirlerarası Ulaşım

Biz Lubliyana’ya aslında yaşadığımız şehir olan Münih’ten trenle gitmeyi planlamıştık. Fakat tam tren istasyonuna doğru giderken Münih’te fırtına çıktı ve tren hattına yıldırım düştü. Öyle olunca toplu taşıma bir anda iptal oldu ve Lubliyana’ya giden trenimizi kaçırdık! Gezi planımızdan vazgeçemeyeceğimiz için de Münih otobüs terminaline gidip, Lubliyana’ya giden ilk otobüse bilet aldık. Çok eski usul gittik anlayacağınız!

Bu yazıyı okuyan ve muhtemelen bizden başka Slovenya’ya otobüsle gidip otogara inen yoktur diye düşünüyoruz (ya da umuyoruz! 🙂 ) Hiçbir masraftan kaçınmadık ve sizin için havaalanından merkeze inme yollarını da araştırdık! Havaalanından indikten sonra havaalanı servisine binerek kolayca şehir merkezine ulaşabiliyormuşsunuz. Kişi başı 5 Euro civarı tutuyormuş ve merkeze yaklaşık 30-40 dakika sürüyormuş . Taksi ise 50 Euro’dan aşağı tutmaz diye tahmin ediyoruz o yüzden aceleniz yoksa havaalanı servislerini tercih edebilirsiniz.

Eğer internetten araba kiralayacaksanız, en mantıklısı arabayı havaalanından teslim almak oluyor. Böylece bir de havaalanına git-gel uğraşmamış oluyorsunuz. Biz araba kiralamak istedik ama ilk girdiğimiz 3 araba kiralama acentasında hiç araba kalmamıştı. Öyle olunca pes ettik ve Bled-Bohinj-Lubliyana arasını hep otobüsle gezdik.

Lubliyana’dan Bled’e ve Bohinj’e saatte bir otobüs kalkıyor. Önceden bilet almanıza gerek yok, bileti otobüs terminalinden ya da direkt otobüsün şoföründen bile alabiliyorsunuz. Bled’e otobüs yaklaşık 1 saat sürüyor ve tek yön 8 Euro civarı. Bled’den Bohinj’e de aynı şekilde saatte bir otobüs var ve yarım saat sürüyor, tek yön 4 Euro civarı. Lubliyana’dan direkt Bohinj’e gitmek isterseniz de tek yön 10 Euro civarı ve yol 1buçuk saat sürüyor. Gördüğünüz üzere otobüsle her yerden her yere gitmek kolay, araba şart değil 😊

Çocuklu geziyorsanız ya da zamanınız çok limitliyse araba kiralamak tabii ki iyi bir seçenek. Tabii önceden internetten kiralamak kaydıyla! Bu arada Slovenya’da otoban kullanacaksanız aracın camına ‘Slovenya Vinyet’i yapıştırmak gerekiyor. Eğer kiraladığınız araçta kendiliğinden yoksa benzinliklerden alabiliyorsunuz ve en ucuzu 15 Euro civarı.

Şehir içi ulaşım için ise basit bir çözümümüz var; yürümek! Lubliyana’da yürüyerek ulaşamayacağınız bir yer yok. Ayrıca zaten minik bir şehir ve keyfi yürüyerek çıkıyor. Keyif yapmak için ise bisiklet kiralayabilirsiniz. Şu siteden şehirdeki bisiklet ağına üye olabiliyorsunuz ve şehirdeki bisiklet istasyonlarından bisikleti alıp 1 saat geçmeden bir başka istasyona bırakırsanız (ya da aynısına) ücret ödemiyorsunuz. 1 saati geçirirseniz onu ödüyorsunuz. Biz bisiklet kiralamadık çünkü çok kalabalık bir dönemde gittik ve şehir içi de aynı derece kalabalıktı. Bisikleti özgür özgür kullanmaya pek yer yoktu. Sonbahar veya ilkbaharda giderseniz daha rahat edebilirsiniz.

duvar da bildiğiniz çok çirkin, neyse!
Konaklama

Lubliyana’da maalesef konaklama ücretleri pahalı. Niye bilmiyoruz açıkçası, galiba çok turist geldiği ve az otel olduğu için fiyatlar oldukça yüksek. İyi haberimiz ise şu; Lubliyana oldukça küçük olduğu için, merkezden 1km dışı bile neredeyse ‘şehir-dışı’ sayılıyor ve otel fiyatları bir anda ucuzluyor. Biraz yürümeyi göze alırsanız ve merkezin hafif dışına çıkarsanız, çok daha uygun fiyatlı oteller bulabilirsiniz.

Bizim bu sefer Lubliyana’da kısıtlı zamanımız vardı ve otobüsle geldiğimiz için çok yorgunluk. O yüzden tam merkezdeki Adhoc Hostel’in çift kişilik odasında kaldık ve gecelik 60 Euro ödedik. Konumu çok iyiydi, hostel çalışanları da oldukça tatlıydı. Belki daha fazla zamanımız olsa ve o kadar yorgun olmasak daha uygun fiyatlı otel bakabilirdik. Önceden ayarlamıyor musunuz karşim, yıl kaç? dediğinizi duyar gibiyiz. Tabiiki normalde oteli önceden ayarlıyoruz ama Slovenya gezimiz biraz spontane geliştiği için bu sefer adeta ‘karga tulumba’ ve plansız gitmiş olduk.

Hem merkezde hem de tam anlamıyla normal bir ‘otel’ arıyorsanız ve gecelik 80 Euro’yu galiba gözden çıkartmanız gerekiyor.

Gezme Faslı

Lubliyana elinize harita ya da navigasyon alarak belirli bir rotaya gitmekten öte, sokaklarında ‘öylesine’ keyfini çıkartacağınız bir şehir. Fakat tabii ki bilmeden sokaklarında yürürken ve keyif çıkartırken, ‘mutlaka yürümeniz gereke’ yerlerini yazalım!

Üçlü Köprü aradan gözüküyor
Pseren Meydanı

Burası Lubliyana’nın sadece yayalara açık, ortasından Lubliyana nehri geçen meydanı ve dört bir yanı kahveciler, hamburgerciler ve barlarla dolu! İsmini Slovenya’nın en ünlü şairlerinden birinden alıyormuş. Biz buralarda yürümeyi sevdik fakat etrafındaki mekanlar haliyle Lubliyana fiyatlarının çok üstünde. Buralarda yemek yemeseniz de olur. 😊

Meydanın en ilgi geçen şeylerinden birisi ise ‘Triple Bridge’ yani Üçlü Köprü. Zamanında Lubliyana’nın Gaudi’si ‘Plecnic’ taraşından tasarlanmış ve şehrin en büyük üç atraksiyonunu birbirine bağlıyor; Eski şehir kısmı, şehir meydanı ve açık hava Pazar yeri. Bu arada köprüden geçerken, dünya turunun 6.yılında olan Fransız bir gezginle tanıştık. Bileklik yapıp satarak 6 yıldır dünyayı geziyormuş. İkimize de anı olsun diye birer bileklik alıp, sevgili Aksel’e dünya turunca bol eğlence dileyerek yolumuza devam ettik.

Butchers’ Bridge ise çoğu Avrupa şehrinde olan ‘Aşk Kilidi’ köprülerinden. Çiftler bu köprülere gelip, köprüye üzerinde isimlerinin bulunduğu renkli bir kilit asıyorlar. Böylece birbirlerine sonsuza dek ‘kilitlenmiş’ oluyorlar. Bize sorarsanız aşk, ya da genel anlamıyla birisini sevmek demek; bizce serbest bırakmak, kuş gibi uçmaktır. Bir yere sonsuza dek bağlanmak değil, yepyeni şeylere yelken açmaktır. 😊 O yüzden Avrupa şehirlerindeki bu köprülerin sadece üzerinden geçip, kilit bağlamıyoruz 😊 Butchers’ Köprüsü’ndeki gençlere de mutluluk dileyerek, kilit asmadan geçtik.

Trubarjeva

Lubliyana’daki ikinci favori yerimiz Trubarjeva sokağı oldu (birincisi geliyor)! Dar bir sokak ve sağlı sollu barlar, falafelciler ve butik dükkanlar düşünün. Tabii bir de her yerin graffiti kaplı olduğunu düşünün. Hatta bu sokak o kadar hoşumuza gitti ki, hem ilk hem de akşamımızın bir bölümünü bu sokakta geçirdik. Çok keyifliydi ve aynı zamanda gittiğimiz yerlerde yeme-içme çok ucuzdu. Detaylara yeme-içme kısmında değineceğiz. 😊

Kaleye giden yol
Ljubljana Kalesi

Avrupa şehri olur da kalesi olmaz mı? Tabii ki olur. Kaleyi görmeden olur mu? Olmaz. 😊

Ljubljana Kalesi eski şehir kısmından yürüyerek 10 dakika sürüyor ve kaleye çıkmak için yürümeniz ya da finikülere binmeniz gerekiyor. Kaldığımız hostelin sahibi bize, finiküler gidiş-dönüş yaklaşık 4 Euro ve 2 dakika sürüyor, asla değmez gidin yürüyün demişti. Biz de yürüdük ve gerçekten kaleye çıkması 10 dakika bile sürmedi! Eğer hava aşırı soğuk değilse kaleye çıkmak için finikülere binmenize gerek yok. Yürüyün gitsin!

Kale zamanında hapishane ve gözlem alanı gibi çeşitli amaçlarla kullanılmış ve şimdilerde de içini gezip bu alanları görebiliyorsunuz. Biz kale-içi gezmeye biraz doyduğumuz için gezmedik bu seferlik.

Kaleyle ilgili sevdiğimiz şey ise, kaleye çıkarken kullandığımız dar yol ve yoldaki ufak hediyelikçi dükkanları incelemek oldu.

bahsettiğimiz hediyelikçiler 🙂

Kaleden içince de şehrin açık pazar yerine uğradık (Pogacarjev Meydanı) ve Münih’e götürmek üzere peynirler aldık. Belki sizin ilginizi çekmez ama biz Türkiye’deki lezzetleri çok özlediğimiz ve Münih’te güzel peynirler bulamadığımız için, böyle pazarları kaçırmıyoruz.

Bir şey almayacak olsanız bile, pazar gezmekten kim keyif almaz ki! 😊

semt pazarı

Lubliyana Üniversitesi’nin kampüsü de şehrin ‘eski şehir’ bölgesine yakın ve ‘Kongresni Meydanı’nın tam köşesinde kalıyor. Biz kampüsü çok sevdik ve içimizden keşke zamanında burada Erasmus yapsaydık diye geçirdik.

Lafı geçmişken bahsedelim, Lubliyana tam bir ‘Erasmus öğrenci şehri’ymiş ve öğrenciler için hem konaklama hem de yeme-içme çok ucuzmuş. Eğer buraya Erasmus’a geliyorsanız yaşadınız!

Lubliyana’ya Erasmus Stajı’na giden bir arkadaşımızla yaptığımız röportaja buradan ulaşabilirsiniz hatta. Kolaylıklar gelsin.

 

Tivoli Park

Yeşiline kolay ulaşılabilen şehirlere bayılıyoruz. Yaşamak için Münih’i seçerken de ‘yeşilin içinde’ olması bizi cezbetmişti. İşte Lubliyana’da öyle bir şehir. Lubliyana’nın merkezinden yürüyerek en fazla 20 dakikada ulaşabileceğiniz Tivoli Park, kocaman ve yemyeşil huzur dolu bir yer.

Bir şehri gezerken genelde otelimizden sabah çıkıp akşam geri giriyoruz ve arada enerjimizi toplamak için, bir parka gidip çimenlerine yatmamız gerekiyor. Çimlerde yarım saat kestirip gezmeye devam ediyoruz. Lubliyana’nın ‘yarım saat gözleri dinlendirme parkı’ da bizim için Tivoli Park oldu!

Yaz olduğu için, hava çok güzel olduğu için ve Lubliyana ekstra huzurlu bir şehir olduğu için Tivoli Park’tan çok keyif aldık. Kimisi piknik yapıyordu, kimisi bira içiyordu, kimisi sevgilisiyle öpüşüp koklaşıyordu ve kimisi de bizim gibi sadece çimlerde uzanıp bir şeyler atıştırıyordu.

İşin özü, parklar güzeldir. Tivoli Park da güzeldi 😊

Müze!

Slovenya gezimizde hiç müze gezmedik. Hem zamanımız kısıtlıydı hem de doğrusunu söylemek gerekirse, kendimizi pek ‘müze gezme’ havasında hissetmedik (şimdi kınayanlar mutlaka olacak).

Siz gezmek isterseniz ‘Moderna Galerija’ yani Modern Sanat Müzesini araştırabilirsiniz.

metelkova!
Metelkova

En güzeli de en sona bıraktık!

Lubliyana’nın olmazsa olmazı, en orijinal ve bizi en çok etkileyen yeri tam olarak burası oldu. Zamanında Yugoslavya merkez kışlası iken, 1993 yılında asi cağnım gençler tarafından ele geçirilmiş bir yaşam alanı burası ve aynı zamanda bir ‘özerk sosyal merkez’! Özgünlüğün, özgürlüğün ve sanatın yurdu olarak geçiyor. Aynı zamanda bizim de bugüne kadar gördüğümüz en orijinal ve en özgür alanlardan biri. Bir nevi paralel evren.

İçeride çoğunlukla gençler var ve muhabbet sohbet pek koyu. Herkes sıcakkanlı. İçki ısmarlayanlar, gitar çalanlar, evsizler, parasız gezginler, gay çiftler, herkes burada. Metelkova’da herkese yer var. Akşamları da alternatif konserler oluyor ve gençler sabaha kadar eğleniyor. Biz yaş haddiden artık sabahlara kadar dans edemiyoruz ama bir gecemizi tamamen Metelkova’ya ayırdık ve çok etkilendik. Hipsterland beklerken çok başka bir şey çıktı. Gidiniz, geziniz özetle.

Lubliyana’da genel olarak gezdiğimiz yerler böyleydi ve çoğu zaman haritaya bakmadan, şehrin neresinde olduğumuzu umursamadan sadece yürüyerek gezdik. Bazı şehirlerin de keyfi böyle çıkıyor.

Lubliyana’da çok gezdik, çok yürüdük ve çok yedik! Çok yedik çünkü Slovenya’da çok fazla Balkan restoranı var ve fiyatları da çok uygun.

Yeme – İçme faslı

Sarajevo 84’: Belki biraz tuhaf kaçacak ama Lubliyana’dayken bizim 1. evlilik yıldönümümüzdü ve akşam Boşnak kebapçıya gittik Özel günlere çok önem vermeyen bir çiftiz, öyle olduğu için hem güzel yemek yiyebileceğimiz hem de kasılmayacağımız bir yer olsun istedik. Çok da iyi çok da güzel yapmışız. Buraya bayıldık! Evlilik yıldönümü için size pek uygun olmayabilir ama normal bir günde mutlaka gidin! 😀 İki kişi deli gibi yedik, biralar içtik ve toplam 24 Euro ödedik.

görüldüğü gibi romantiklik bizden soruldu… / Sarajevo’ 84

Das ist Valter: Burası da zincir Boşnak marka bir fast-food’cu ve Slovenya’da farklı farklı yerlerde var. Çok bayılmasak da ayak üstü atıştırmak için ideal.

Pop’s Place: Burası çok önerilen bir hamburgerciydi ama hiç beğenmedik, ayrıca çok pahalı. Bira ve patatesleri güzel o kadar. İki hamburger + bir patates + iki bira 30 Euro tutmuş. Hemen yanındaki ‘Lolita’ da çok öneriliyor ama bizce fazla turistik.

Cantina Mexicana: Her gittiğimiz şehirde bir Meksika restoranı deneme alışkanlığımız var. Burayı da pek sevdik. Sessiz sakin kendi halinde bir Meksika restoranı diyebiliriz.

Magda: Burası aslında kahveci değil ama biz Lubliyana Kalesi’ni gezmeden önce kahve içmek için uğradık. Tam meydanda pazarın yanında olduğu için kahvelerinizi alıp çevreyi izleyebilirsiniz. Kahve molası için uygun.

Akşam zaman geçirmek, bir iki bira içmek ve yanında bir şeyler atıştırmak isterseniz de ‘Trubarjeva’ sokağındandaki yerleri deneyebilirsiniz. Biz hemen sokağın girişinde soldaki ufak barın dışarıdaki masalarında oturduk ama adını kaydetmemişiz. Arada böyle atlıyoruz.

Vakit bulup gidemediğimiz yer ise tatlıcı ‘Cacao’ oldu.

Lubliyana’da genel olarak gezdiğimiz yerler böyleydi ve çoğu zaman haritaya bakmadan, şehrin neresinde olduğumuzu umursamadan sadece yürüyerek gezdik. Bazı şehirlerin de keyfi böyle çıkıyor.

Lubliyana’da çok gezdik, çok yürüdük ve çok yedik! Çok yedik çünkü Slovenya’da çok fazla Balkan restoranı var ve fiyatları da çok uygun.

Bizim her açıdan sevdiğimiz bir şehir oldu.

Herkese bol gezmeler olsun!

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz!

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close