Münih Gezi Rehberi – Yeni Yerlisinden Münih’imiz!

Münih Gezi Rehberi

Bize göre bir şehri tanıyorum diyebilmek için en az 3 ay orada yaşamak gerekiyor ve bizim için bu süre daha yeni yeni tamamlandı. Artık gönül rahatlığı içinde size ‘bizim Münih’imizi’ tanıtabiliriz!

Mayıs sonunda taşındık Münih’e ve daha iki hafta bile geçmeden alıştık! Münih hem durağan, hem de yaşayan; hem tüm heybetiyle tarih kokan, hem de sabaha kadar kıpır kıpır bir şehirmiş meğer!

Ne yalan söyleyelim, bir İstanbul değil tabii ki bizim için, ama yaşayanı olarak kendimizi çok özgür hissettiğimiz, insanların bikinilerle bisiklet sürdüğü, yaz zamanı kendisini göllere attığı, herkesin özgürce yediği-içtiği, kimsenin kimseye yan gözle bakmadığı, herkesin pek güvenli hissettiği, pek medeni bir şehir Münih. Biz de kendisini ilk andan beri pek seviyoruz. Umarız siz de seveceksiniz!

Taşınmadan önce, Bavyeralıların çok milliyetçi insanlar olduğuyla ilgili çok hikaye duymuştuk fakat şu ana kadar Münihlilerin bir ırkçılığını hiç görmedik. Turist olarak gelmeye niyetlendiyseniz de böyle şeyler duymanız mümkün, ciddiye almanıza gerek yok.

Buyurun, yerlisinin gözünden Münih’e hoşgeldiniz!
Ne zaman gidilir, ne kadar kalınır ve pahalı mı?

Münihliler Münih’in havası için; ‘Münih’te iki mevsim vardır, biri kış biri de Ağustos’ diyorlar! Şimdi biz durum bu kadar vahim değilmişçesine yazımıza devam edeceğiz, ama siz Münih’e ne zaman yolunuz düşerse düşsün, bunu düşüncelerin derinliklerinizde tutun, ne olur ne olmaz😊

Münih Almanya’nın oldukça güneyinde olmasına rağmen, kışları oldukça soğuk (yazları da oldukça soğuk) geçen bir şehir ve Münih’e gelirken aklınızdakilerin deniz-kum-güneş olmayacağını tahmin ediyoruz (yoksa!?). O yüzden Münih’e kış zamanı geliyorsanız, yanınıza mutlaka kat kat kalın kıyafetler alın ve şemsiyenizi-kabanınızı-botunuzu eksik etmeyin. Hatta Münih’e yazın geliyorsanız da aynı şekilde hem ince hem kalın kıyafetler alın çünkü Münih aynı gün içinde 4 mevsim yaşayan bir şehir. Gündüz güneşli, öğlen karlı, akşam yağmurlu olabilir ve bu coğrafyada bunlar çok normal sayılıyor.

bizim favorimiz Flaucher! 300 metre sonra solda çıplaklar kampı!

Münih’te konaklama ücretleri maalesef ‘Avrupa şehirleri’ ortalamasının üzerinde. O yüzden kışın gelirseniz uygun fiyatlı otel bulma ihtimaliniz çok daha yüksek ve rezervasyonu ne kadar erken yaparsanız o kadar iyi. Onun dışında toplu taşıma ücretleri ve yeme-içme ücretleri son derece ‘ortalama’ diyebiliriz. Turistlerin çok takıldığı yerlerde yeme gafletine düşmezseniz ve günlük-haftalık toplu taşıma kartı alıp taksilerden uzak durursanız, Münih’in pahalılığından etkilenmezsiniz.

Bavyera çok güzel bir coğrafya; Münih’i olsun, Alplerle çevrili kasabaları olsun, pek meşhur Neuschwanstein Kalesi olsun(burada)… O yüzden Bavyera’da ne kadar zamanınız, kaç gününüz varsa o kadar çok gezersiniz ve asla gezecek yer sıkıntısı yaşamazsınız. Münih konumu gereği Avusturya’ya, İtalya’ya, Slovenya’ya çok yakın ve aynı zamanda Almanya’nın en ünlü ‘roadtrip’ rotası olan Romantik Yol rotasına da çok yakın. O yüzden buraya kadar geliyorsanız günübirlik gezilerle ya da gezinize fazladan 1-2 gün ekleyerek görebileceğiniz çok yer var. O yüzden Münih’e 3 gün yeterlidir ya da 7 gün fazladır gibi bir şey diyemiyoruz. Siz kalabileceğiniz kadar kalın, biz size gezecek yer buluruz! Münih’ten günübirlik gezilebilecek şehirler kısmına yazının en sonunda değineceğiz.

Eğer şehrin hangi kısmında konaklayacağınıza emin değilseniz, size nerede konaklamayacağınızı baştan söyleyelim, Hauptbahnhof yani merkez tren istasyonuna yakın kısmı! Çünkü Münih’in tren istasyonu kısmında Alman dahi görmeniz çok olası değil, çoğu Almanya şehri gibi Münih’in de tren istasyonu bölgesinin şehrin kalanıyla hiç ilgisi yok ve genelde bu bölgedeki oteller ucuz olduğu için ve ‘merkeze yakın’ olarak geçtiği için, çoğu insan bilmeden buradan otel seçebiliyor. Onun yerine, konaklama fiyatı uygun olsun istiyorsanız, şehrin merkezine çok yakın olmayan ama U-bahn veya S-bahn’a (Münih’in metro ağı) yakın olan bir yer seçebilirsiniz. Münih’te toplu taşımayı kullanarak şehrin her yerine ulaşabiliyorsunuz, o yüzden en güzeli otelinizi toplu taşımaya yakın bir yerde seçmek ve her yere kolayca gidebilmek.

 

hayırdır kardeş neye bakıyor bakışı

Şehir İçi Ulaşım

Münih’e THY, Pegasus, Lufthansa gibi birçok firma uçuyor ve tek havaalanı olduğu için hepsi aynı yere iniyor, o yüzden indiğiniz terminale dikkat ettiğiniz sürece gidişte ve dönüşte hiç sıkıntı yaşamazsınız. Biz sizi havaalanına henüz inmiş kabul edip, en kısa sürede şehir merkezine ulaştıracağız, merak etmeyin! 😀

Şehir merkezine en kolay ulaşım yolu S-Bahn tren hattı ve S1 ve S8 hatlarının ikisi de (farklı yönlerden gitse de) şehir merkezinden geçiyor. Şehrin en en ‘merkez’ kabul edilen yerinde inmek istiyorsanız Marienplatz’da inebilirsiniz. Merkez tren istasyonunun adı ise ‘Hauptbanhof’ fakat orada inmenize gerek yok. Havaalanından şehir merkezi S-Bahnla yaklaşık 30-40 dk sürüyor ve ilk gününüzde en uygunu ‘Airport Day Ticket’ denen ve ilk günlük şehir içi ulaşımınızı da kapsayan bileti almak. Tek kişilik olanı yaklaşık 12 Euro ve 5 kişiye kadar olan ‘Grup Bilet’ versiyonu yaklaşık 22 Euro. Bu bileti havaalanındaki bilet makinalarından alıp, başka işlem yapmanıza gerek kalmadan ertesi sabah 06:00’ya kadar şehir içi ulaşımınızda da kullanabiliyorsunuz.

Münih’te gezeceğiniz diğer günler için alabileceğiniz çok çeşitli bilet opsiyonları var ve en mantıklısı önce gezeceğiniz yerlere karar verip, sonra bilet almak oluyor. Münih, zone 1-2-3-4 diye uzayarak gidiyor ve doğal olarak biletinizin zonu genişledikçe ücreti de artıyor. Ayrıca 1 günlük, 3 günlük sınırsız bilet seçenekleriniz de var. Gitmeden önce fiyatları şuradan http://www.mvv-muenchen.de/en/tickets-fares/index.html inceleyebilir, hangisini alacağınıza gidince karar verebilirsiniz, zaten bütün biletler makinelerden şak diye alınabiliyor. Ayrıca bu biletleri sadece trenlerde değil, otobüs-tramvay gibi diğer toplu taşıma seçeneklerinde de kullanabiliyorsunuz.

Marianplatz

Bu kadar giriş yeter, biraz da gelişme!
Münih’te Gezilecek Yerler

Isar nehrinin kıyısında kurulu Münih, Alpler’in eteklerinde ve sosyal, kültürel açıdan girişimci ve zengin bir şehir olduğu için ‘Dünyanın en zengin köyü’ olarak geçiyor ve oldukça zengin bir şehir olmasına rağmen şehirde gökdelenler değil, bol bol parklar, bahçeler, ormanlar ve iki katı evler görüyorsunuz.

Aynı zamanda şehir İkinci Dünya Savaşı sırasında fazlasıyla bombalanmış olsa da, ayakta kalmayı başarmış eski kiliseleri ile Ortaçağ havasını şehirde kısmen koruyabilmiş. O yüzden Münih’in keyfi (bize göre) her müzesini incik cincik gezerek değil de, Ortaçağdan kalma sokaklarında yürüyerek, parklarında güneşlenerek ve tarlalarında çilek toplayarak çıkıyor. O zaman bir Münihli gibi yaşamış oluyorsunuz şehri.

Marienplatz

Şehrin tam anlamıyla ‘merkezi’ olan Marienplatz, Münih’in meşhur Meryem Ana Kilisesi’nin de olduğu bölgesi ve Nisan-Ekim arasında gelirseniz, kilisenin kuzeydeki minaresine tırmanabiliyorsunuz. Şehrin ‘Pazar yeri’ olarak da geçen ve yazları ‘biergarten’ (bira bahçesi)’ne de dönüşen Viktualienmartk da burada. Eksi yanı ise bu merkezin her daim yaz-kış çok kalabalık olması ve her şeyin ortalamanın üzerinde pahalı olması.

Şehri panaromik olarak izlemek isterseniz ‘St. Peters Kilisesi’nin 306 basamakla ulaşılan kulesinin en tepe noktasına çıkabilirsiniz. Bu kilise de yetmedi, bize biraz daha ‘ortaçağ’ verin diyorsanız, Asam Kilisesi yürüyüş mesafenizde. Gidip barok döneminin en abartılı örneklerinden birini görebilirsiniz. Kim tutar sizi!

Tarihi ve kültürel Münih’e doyamadınız mı, tamam bir tane daha! Residenz (Saray)’a geçin ve bahçesi yazın her çeşit müzisyene ev sahipliği yapan sarayın çimlerinde oturup müzik dinleyerek soluklanın.

Normalde şehri turla gezmeyi önermiyoruz, fakat Münih’te dönemsel olarak ‘Ghost Tour’lar düzenleniyor ve gündüz gezdiğiniz Ortaçağ binalarını, ellerinizde gece lambalarıyla ve rehber eşliğinde geziyorsunuz. Sıradan bir şehir turundan çok daha eğlenceli oluyor ve isterseniz bunun ‘aktörlüsüne ve senaryolusuna’ bile katılabiliyorsunuz. Bakıyım bu neymiş diyorsanız linki şurada.

Merkez tren istasyonundan hiç bahsetmiyoruz, etrafında gezecek pek yer yok demiştik fakat Oktoberfest için geliyorsanız, festivalin düzenlendiği ‘Theresienwiese’ alanı tren istasyonuna yakın olduğu için, tren istasonuna gelebilir ve buradan Theresienwiese’ye yürüyebilirsiniz.

Gartnerplatz ve Universitat

Münih’te kahve içmeye çıktığımız zaman, üçüncü dalga kahveciler denemek istediğimiz zaman, arkadaşlarımız geldiğinde eğlendirmek istediğimiz zaman, kokteylleri ‘happy hour’larda yakalayıp ucuza içmek ve genel hali ‘huzurevinden hallice’ olan şehrimizin deli-dolu-hipster halini yaşamak istediğimiz zaman gittiğimiz yer işte burasıdır! Özellikle Universitat civarı, hafta içi akşamları dahil her daim kalabalık ve eğlenceli! Aynı zamanda burada, tasarım ürünler satan dükkanlar, dondurmacılar ve hipster dönerciler bile bulabilirsiniz. Burası Münih’in en sevdiğimiz kısmı ve bir öğleden sonra Universitat’tan başlayıp Gartnerplatz’a ya da tam tersini yaparak, sayısız bar ve kafe deneyebilirsiniz.

Universitat U-Bahn durağında inerseniz, tam olarak bahsettiğimiz yere çıkmış oluyorsunuz. En ‘bağrına’ gitmek isterseniz de ‘Türkenstrasse’yi bulmanız yeterli.

Theresienstrasse U-Bahn durağında inerek de buraya ulaşabilirsiniz. Karşınıza bu yolda yine bolca kahveci ve hipstercı çıkma garantisi veriyoruz.

En sevdiğimiz kokteylcilerden ve diğer her türlü ‘hipster’ yerden, yazının sonundaki yeme-içme kısmında özel olarak bahsedeceğiz! 😊

Müncher Freiheit ve Giselastrasse

Burası aslında ‘Leopoldstrasse’ diye geçiyor fakat, bahsedilen cadde esasen çok uzun olduğu için ve siz ‘Leopoldstrasse’ye gitmeye çalışırken, sokağın en ücra kısmına çıkma ihtimaliniz olduğu için, biz bahsettiğimiz yere en yakın iki U-Bahn durağının adını yazdık.

Şehrin uçsuuz bucaksız parkı (ormanı?!) Englisher Garten’e paralel olarak uzanan bu caddenin başı (Freiheit U-Bahn durağına yakın kısmı) biraz Bağdat Caddesi’ni andırsa da, sonuna doğru yani Giselastrasse U-Bahn durağına yaklaştıkça karşınıza hamburgerciler, kahveciler ve barlar çıkmaya başlıyor. Englisher Garten’e gitmeyi planladığınız gün, öncesinde veya sonrasında bu caddeyi gezebilirsiniz.

Ivır zıvırı ev eşyalarını seviyorsanız, Avrupa şehirlerinin meşhur ıvır-zıvır dükkanı Flying Tiger da bu caddede. Pilates topundan, kedi şeklinde tabaklara, kırtasiye malzemelerinden, türlü çeşit şekerlemeye kadar bu dükkanda bulabilirsiniz, hem de çok ucuz.

Englisher Garten

Englisher Garten

Şehrin hem de ‘en’ merkezinde ama kocamaan bir alana yayılmış bu park-orman Münih’i bizim için Münih yapan yerlerden biri.

İçinde yaz gelince açılan ‘biergarten’lerinden (bu kısma geleceğiz) tutun, her türlü sporu yapanlarına, güneşlenenlerine ve nehirde yüzenlerine kadar her şeyi bulabileceğiniz bu park, ne kadar zamanınız varsa, o kadar ayırabileceğiniz yerlerden.

Parkın içinde Eisbach civarında yaz-kış sörf yapan gençleri izleyebilir ya da ‘Seehaus’ yahut ‘Chinesischer Turm’ bira bahçelerinde 1litrelik meşhur Münih biralarından içebilirsiniz. Hava güzelken giderseniz nehir kenarında yüzebilir, güneşlenebilir veya spor yapan gençlere katılabilirsiniz.

Daha ne olsun değil mi?!

Reichenbachbrücke

Flaucher

Sıra bir diğer favorimizde. Burası da yine şehrin daha güneyinde ama Brudermühlstrasse U-Bahn durağında inerek kolayca ulaşabileceğiniz bir ormanlık alan.

‘Schinderstadl’ ve ‘Zum Flaucher’ olmak üzere iki tane bira bahçesi, yetmezse mangal yapmak için alanı, o da yapmazsa nehire girebileceğiniz bir plajı ve nehrin tam ortasında bir ‘çıplaklar kampı’ alanı var!

Buradaki çıplaklar kampını bir gün rastgele gezerken fark ettik ve şok geçirdik. Düşünün ki güneşli havada eşinizle yürüyüşe çıkmışsınız ve bir anda 100 tane +70 yaşında çıplak Almanla burun buruna geliyorsunuz. Çıplaklık, Bavyera’da bir tabu olmaktan çok uzak ve insanlar topluluk alanlarında bile üryan üryan gezebiliyor. Güzel yanı ise kimse sırf çıplak olduğu için bir kadına yan gözle bile bakmıyor ve çıplaklık son derece normalleşmiş. O yüzden Münih’in herhangi bir yerinde karşınıza çıplak dedeler çıkarsa korkmayın. Her zaman çıplak dede görüyormuş gibi yapın ve devam edin.

Eğer elinize biranızı alıp, Isar’a ayağınızı uzatıp keyif yapmak istiyorsanız, şehrin yine tam göbeğindeki ‘Reichenbachbrücke’ye gidin. Buradan kalabalığı takip ederek, nehir kenarına inebilir, köşedeki Kiosk’tan biranızı alabilir ve ayağınızı nehre sokarak keyif yapmaya başlayabilirsiniz. Kendisi bizim Cuma günleri iş çıkışı aktivitemiz olur.

Reichenbachbrücke

Eğer Münih’e kış zamanı geldiyseniz ve bunları yapamayacağınız için üzülüyorsanız, sizin için de bir sulu aktivitemiz var! Şehrin doğusundaki Erding kasabasının (Therme Erding) termal havuzlarına gidebilirsiniz. Linki burada.

Bir sulu aktivite daha var, fakat biraz tuzlu olduğu için yapmadık. ‘Bir daha mı gelecez Dünyaya ve Münih’e’ diyenler, Flossfahrt denen, büyük sallarda Isar Nehri’nde rafting macerası yaşayabileceğiniz bir aktivite var ve bunu yapan organizasyonlara şu linkten ulaşabilirsiniz http://www.muenchen.de/freizeit/isar-flossfahrt.html

Olur da şu raftingi yaparsanız bize de haber verin, çünkü henüz etrafımda yapan olmadı ve biz de merak ediyoruz 😊

Ek not: Eğer Münih’te mangal yapmak istiyorsanız ve buna uygun bir alan bulduysanız (örneğin Flaucher), mangalınız yerden en az 15cm yüksekte olmalı. Sebebini sormayın çünkü biz de bilmiyoruz! 😊

Nymphenburg Kalesi

Münih merkezden Nymphenburg Kalesi’ne toplu taşımayla ulaşım çok kolay ve bu kale porselen müzesiyle ünlü olsa da, bizim için en güzel yeri botanik bahçesi. Her gün saat 9-17 arası açık ve en çok hoşumuza giden bölümü tropik bitkiler bölümü oldu. Sera şeklinde tasarlanmış bu bölümde geniş ve ferah odalarda 20-25 derecede açmış muhteşem renklerde çiçekler var. Yeşile doyamayanlar topluluğundansanız, müze-porselen gezmek yerine, burayı tercih edebilirsiniz.

Bir de daha küçük bir kale olan ama bize çok daha sıcak gelen Blutenburg kalesi var. Bu küçük kale; Münih’in ikinci ırmağı olan Würm’ün kıyısına kurulu ve önünde yaz kış yemyeşil bir çimenlik, içinde kuğu ve ördeklerin yüzdüğü bir gölet, bahçesinde yılda iki defa yapılan Şarap Festivali ve geleneksel bir restoran bulunuyor. Bu bölgeyi o kadar çok sevdik ki, Münih’te taşınacağımız yeni evimizi bu bölgeden bakıyoruz.

Bira Bahçeleri (Biergarten)

Münih’te güneş çıkıp da biraz ısıtmaya başlar başlamaz şehrin her yerinde Biergarten (bira bahçeleri) açılıyor. Biz nasıl çay/kahve tüketiyorsak, Almanlar da aynı şekilde bira tükettiği için, bu bira bahçeleri bizdeki çay bahçesiyle aynı mantıkta

işliyor. İsterseniz yemeğinizi yanında getirip sadece bira alıyorsunuz, isterseniz de hem biranızı hem yemeğinizi alıyorsunuz.

Biralar genellikle 1 litre oluyor ve alkol oranı yüzde 9/10 civarı oluyor. Oktoberfest’te de insanlar genellikle bu biradan içiyorlar ve adı ‘Mass bira’ olarak geçiyor.

Englisher Garten

En çok gidilen, en turistik ama aynı zamanda en güzel bira bahçelerinden iki tanesi Englisher Garten’in içindeki ‘Chinesischer Turm’ ve ‘Seehaus Biergarten’. Bunlar aynı zamanda şehrin en eski bira bahçelerindenmiş.

Yukarıda bahsettiğimiz Flaucher’in içindeki iki bira bahçesi ise bizim kendi favorilerimiz.

1676’dan beri açık (kayıtlara göre Münih’in en eskisi) olan ‘zum Alter Wirt von Obermenzing’ ve diğer favorilerimizden ‘Insel Mühle’ ise, şehrin o kadar da merkezinde olmayan, ama Bavyeralıları doğal ortamında izlerken biranızı içebileceğiniz diğer bahçeler.

Hemen doğum kliniğinin yanında bulunduğu için ‘bekleyen’ babaların uğrak mekanı olan ‘taxisgarten’i ise çoğunlukla lokaller tercih ediyor.

Münih’e kışın geldiyseniz ve yine de bira bahçesi deneyimi yaşamak istiyorsanız, Augustiner Braustuben ya da Hofbraushaus’a gidebilirsiniz.

Tüm bu saydığımız bira bahçelerinde yemeniz gereken şey ve Münih’te bize 4er kg olarak dönen şey ise ‘kartolffelsalat’ yani Bavyera usulü patates salatası. Patates salatası deyince kulağa çok basit gibi bir şey geliyor fakat halimizden yiyen anlar, vallahi..

Müze Faslı

Büyük şehir, bol sayıda müze demek. Müze Kenti Münih, eğer müze gezmekten hoşlanıyorsanız sizi kesinlikle tatmin edecektir. Fakat bir daha diyiverelim, tabii-ki herkesin Münih’i kendine, fakat Münih’e yaz zamanı geldiyseniz ve kısıtlı zamanınız varsa, müze faslını oldukça kısa kesip, cağğnım şehrimizin sokaklarını ve göl kenarlarını gezmenizi tavsiye ederiz. Biz hali hazırda 3 aydır Münih’te yaşadığımız için ve erkek tarafımız mimar olmasından kaynaklı her müzeye kafasını sokmaya çalıştığı için, şimdiden çoğu müzesini gezmiş olduk.

Bir ek not daha yapalım, Münih’te çoğu müzenin girişi Pazar günleri sadece 1 Euro!

Pinakothek der Moderne

Münih’in en sık ziyaret edilen müzesi ‘Müncher Stadtmuseum (kent müzesi)’-imiş. Kent müzesi deyince aklınıza sıkıcı şeyler gelmesin, içeride fotoğraf, kukla ve müzik enstrümanları koleksiyonları da var.

Bir diğer ‘en sık seçilen’ müzesi ise Altes Rathaus’un içindeki ‘Spielzeug Museum’ yani Oyuncak Müzesi. Özellikle çocukla geziyorsanız ve biraz da çocuk eğlensin diyorsanız, buraya park edebilirsiniz 😊

Berlin’deki ‘Judisches Museum’ (Yahudi Müzesi) çok meşhur fakat bunun bir de Münih’te olanı var. Eğer Yahudi Tarihi’ne ya da Nazi Almanya’sına dair daha çok görmek istiyorsanız, Münih merkezden S-Bahnla ‘Dachau’ durağında inerek ulaşabileceğiniz ‘Dachau Toplama Kampı’nı ziyaret edebilirsiniz. Çocuklular için not; maalesef belli bir yaşın altı çocuklar için çok uygun değil, çocuğunuz çok küçükse sorun yok ve fakat, toplama kampının mantığını az çok anlayacak yaştaysa çok uygun değil.

İki adet ve yan yana olan, ve şehrin üniversiteli (eğlenceli) kısmına çok yakın olan Pinakothek Sanat Müzelerinden, ‘Eski(Alte) Pinakothek’, 14-18.yy Avrupa sanatçılarının, ‘Yeni(Neue) Pinakothek’ ise 19-20.yy sanatçılarının eserlerini sergiliyor. Modern Sanatsız yapamam diyorsanız da, Pinakothek der Moderne’yi öneririz. Zaten 3ü yan yana olduğu için, bir kez gittiniz mi, ‘seç-beğen-al’ yapabilirsiniz.

Az kalsın unutuyorduk, tabii ki bir de BMW Genel Merkezi ve müze kısmı var. Müze kısmının ücretlerine şuradan bakabilirsiniz.

Deutsches Museum’e ise henüz gidemedik, o yüzden yorum yapmıyoruz. 😊

Poing Vahşi Yaşam Parkı (Wildpark Poing)

Burası Münih’in merkezinden S-Bahnla 20 dakika uzaklıkta, ren geyikleri, ceylanlar, keçiler, yaban domuzları, kurtlar ve çeşitli kanatlıları görmekle kalmayıp, vahşi olmayanlarını ellerinizle sevip besleyebileceğiniz bir orman! Hayvanat bahçesi konseptinden çok uzak bir yer ve hayvanat bahçelerinden nefret eden ve asla gitmeyen bir çift olarak, Poing’de hayvanların tellerin arkasında değil, kendi özgür alanlarında olmalarına bayıldık. Düşünün ki, Poing onların ormanı, onların alanı ve siz sadece misafirsiniz 😊

Eğer hava güzelse ve özellikle çocuklu gezginseniz, buraya kesinlikle gitmenizi öneriyoruz. Buraya ulaşmak için Poing S-Bahn durağında inip, indikten sonra otobüse binebilirsiniz ya da yürüyebilirsiniz.

BeerenCafe

BeerenCafe (bir nevi -Tarlalar ve Tarla-Cafeler) 😊

Sadece yaz zamanı açık olan BeerenCafe’leri şöyle düşünün; dönemine göre çilek, yaban mersini, ahududu, mısır ve ayçiçek tarlalarının tam yanına, bu tarlalarda

yetişen ürünlerle yapılan tatlıların, tartların, pasta ve meyve sularının servis edildiği bir kafe konsepti!

Siz tarladan istediğiniz kadar topluyorsunuz (ve yiyorsunuz), çıkarken topladıklarınızı tartıp parasını ödüyorsunuz ve sonra da yandaki kafesine oturup, mis gibi ahududulu tartları, meyve sularını mideye indiriyorsunuz! Hatta yanınızda çocuğunuz varsa, bu kafenin oyun parkında diğer çocuklarla oynuyor, siz keyif yapıyorsunuz.

kendimizi kaybetmeden hemen önce

Münih’te favori yerlerimiz say say bitmedi farkındayız! Fakat burası da bir başka favori yerimiz ve inanın bir şeyi en doğal haliyle, ilaçsız hormonsuz dalından toplayıp yemenin keyfini, biz bu yaşımıza kadar öğrenememişiz. Şimdi kış gelmeden bol bol gitmeye, toplamaya, topladığımız kadarın 2 katını toplarken yemeye ve bizi ziyarete gelen bütün arkadaşlarımızı buraya getirmeye gayret ediyoruz! 😊

Hava güzelse kaçırmayın!

Bizim favorimiz Johanneskirchen’deki Hofreiter BeerenCafe.

Cafe Gans am See

Münih’te yerler say say bitmiyor. Neyse tek derdimiz bu olsun😊

Burası Münih’te merkezin birazcık dışında, gölün kenarına değil adeta gölün içine kurulmuş bir cafe. Şöyle düşünün; gölün kenarında yerde, eski küvetten bozma sandalyeler, halılar ve bilimum sallanan sandalyeler, banklar var ve nereyi boş bulursanız oturup, gölün keyfini çıkartıyorsunuz. İsterseniz gelin kitabınızı okuyun, 5 saat oturun, biranızı için, sevgilinizle keyif yapın, ayaklarınızı göle sokun… Herkes kendi halinde ve mutlu, e siz mutlu, çevreniz mutlu, daha ne!

Yeme – İçme Rehberi

Kim demiş Almanların mutfağı çirkin diye, bizim misler gibi Münih’imiz var 😊

Çoğu insan Alman mutfağı bira-patates-sosis üçlüsünden oluşuyor diye düşünüyor ama Bavyeracığımızın kendine has güzel lezzetleri ve onlar da kesmediği zaman Münih’in çok çeşitli dünya mutfağı mekanları var. O yüzden Münih’te aç kalmayacağınıza emin olabilirsiniz!

Sausalitos

Sausalitos

Bira bahçelerinden yukarıda bahsetmiştik. O yüzden açılışı en sevdiğimiz Meksika restoranlarından birisiyle yapalım. Sausalitos, Almanya’nın çoğu şehrinde şubesi olan, Münih’te bildiğimiz kadarıyla 5 tane şubesi olan ve kokteylleriyle meşhur bir Meksika restoranı! Yalnız her şubesi aynı derecede güzel değil ve bizim favorimiz yukarıda bahsettiğimiz Universitat’ta olanı.

Her gün (hafta sonu dahil) akşam 5-8 arası kokteyller yarı yarıya indirimli oluyor ve Salı gününe özel ‘taco’lar 5-8 arası 1Euro oluyor! Evet, özellikle salıları baskın basanındır!

Universitat civarındaki diğer favorimiz ise Zeitgeist! Burasının da ev yapımı limonatası ve kokteylleri meşhur ve aynı şekilde her gün Happy Hour var.

Tap-House Munich

Burası merkezden biraz uzakta bir bira tadım mekanı. Eğer yüzlerce değişik bira deneyesiniz varsa ve merkezden uzaklaşmaya üşenmiyorsanız, koşun!

Pasta e Basta

Hem çok uygun fiyatlı hem de oldukça lezzetli bir İtalyan restoranı. Hem de Gartnerplatz civarında olduğu için, bir gün kolaylıkla burada yiyebilirsiniz.

Man Versus Machine

Münih’imizin üçüncü dalga kahvecileri pek tabii ki eksik değil! Burası da çok popüler ama bir o kadar sempatik bir kahveci. Kahveci denemek isteyenleri kafadan buraya alıyoruz.

Kısa Kısa

Dünyanın en iyi barları ödüllü Trader Vic’te 3 çeşit farklı rumdan yapılan ‘Tiki Puka Puka’yı deneyebilirsiniz.

Gece geç saatlere kadar hareketli olan bir bar ararsanız, ‘Sax’ı

Hızlıca atıştırabileceğiniz bir burritocu arasanız, Burrito Company’yi

Universitat civarında kahveci arasanız, Daddy Longlegs’i

Hipster-vari kahveci ve atıştırmalık için, Cafe Joon’u

Bizim gibi ‘burgercı’ demeyi seviyorsanız, ‘Taste my Burger’ veya ‘Ruff’s Burger’ı

Sabah sandviç, kahve ve aperatif şeyler yemek isterseniz ‘Ooh Baby I like it Raw’u(evet hipster!)

Ve Bavyeranın çeşit çeşit sosisini denemeyi unutmayınız!

Biz yedikçe, beğendikçe ve kiloları aldıkça bu kısmı güncellemeye devam edeceğiz!

Neuschwanstein Kalesi

Münih’ten günü-birlik gidilecek yerler

Almanya’da ilk yaşadığımız şehir Frankfurt’tu ve taşınırken lokasyonuna bakıp çok sevinmiştik. Frankfurt Almanya’nın tam ortasında olduğu için, her yer yakındır her yere gidebiliriz diye düşünmüştük. Fakat o işler hiç öyle değilmiş, tam ortada olunca hiçbir yere yakın olmuyormuş! 😀

Münih’e taşınınca ise altın madeni bulmuş gibi olduk çünkü Münih’ten günübirlik gidebileceğiniz onlarca yer var ve hepsi birbirinden güzel.

Bunların en başında 2 saatte ulaşabileceğiniz Neuschwanstein Kalesi geliyor. Kendisiyle ilgili yazımız için şuraya bakabilirsiniz.

Yine Münih’ten 2 saatte ulaşılabilen Innsbruck yazımız için şuraya,

Yine 😊 Münih’ten 2 saatte ulaşılabilen Salzburg yazımız için şuraya,

Yine Münih’ten yaklaşık 3 saatte ulaşılabilen Bodensee yazımız için şuraya,

Ve bunlar da yetmediyse, günübirlik gidilebilen ama bizim henüz gitmeye fırsat bulamadığımız Bamberg, Ausburg, Würzburg ve Rothenburg için de Google’a danışabilirsiniz. 😊

Uzaktan bakınca ormanların içine yerleştirilmiş gibi duran Münih’imize gelirseniz çok eğlenmeyi, bol bol mass bira içmeyi, şemsiyenizi yanınız almayı ve geldiğinizde bize haber verip, bir kahve içmek için buluşmayı unutmayın 😊

İyi gezmeler olsun!

Sevgiler!

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

4 thoughts on “Münih Gezi Rehberi – Yeni Yerlisinden Münih’imiz!”

  1. Elinize saglik çok güzel bir yazi olmus. Bende Münihte yeniyim aralik ayinda geldim ama sizin kadar gezemedim daha. Çok yararli bi yazi gercekten Münih ancak bukadar güzel anlatilabilirdi, takipteyiz günesli günler diliyorum 🙂

  2. Munihte biz sadece 2 hafta kalmıştık ama çok beğenmiştik. Her ne kadar fazlaca turistik olsa da harika bir şehir. Sizde çok güzel yaşamış ve harika bir makale ortaya çıkarmışsiniz
    Teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir