Close
Üsküp ve Ohrid Gezi Rehberi – Bu Makedonya Bir Başka!

Üsküp ve Ohrid Gezi Rehberi – Bu Makedonya Bir Başka!

Makedonya Gezi Yazısı:

Bir şehri, bir ülkeyi eviniz yapan nedir, hiç düşündünüz mü? Bana kalırsa bir şehirde doğmak ve ölene kadar ayrılmamak, o şehri evimiz yapmaya yeterli değildir. Yol sorulduğunda tarif edebilmek, hangi barda hangi kokteyle su katılmadığını bilmek ya da o şehirde spor kartına sahip olmak da değildir. Birlikte olduğumuz insanlardır bence bir şehri eve dönüştüren. Ailemiz, o şehirde tanıştığımız dostlarımız ve her gün karşılaştığımız insanlardır.

İşte benim için, sanki ‘orada’ doğmuşum gibi hissettiren Makedonya’nın yeri hep çok özeldir, adeta fahri evimdir! İlk defa 18 yaşında, bir Avrupa Birliği projesi sayesinde gittiğim Makedonya’ya, sonra projelerle yaklaşık 10 kez daha gittim ve bazen 1 ay, bazen 1 hafta bazen de 2 gün kaldım. Yine bu ülkenin en güzel yerlerini köşe bucak gezebildim ve bu ülkede 5 yılda katıldığım projelerde yüzlerce insanla tanıştım. Kimisiyle sonradan hiç görüşmedim, kimisiyle de irtibatı hiç koparmadım. Bakkalı, çakkalı, taksicisi, esnafı derken yıllar içinde kendimi ‘fahri makedon’ ilan ettim ve hala da bu minicik ülkeye hiç toz konduramam! Kendisi benim için adeta bir ‘yuva’ ve ‘evlattır’. Aynı zamanda dedemin memleketidir, düzenli olarak ‘kan çeker’.

Bu ülkenin çok küçük, nüfusunun da sadece 2 milyon olduğuna bakmayın, insanı en az bizim kadar sıcakkanlıdır, güzel içer, güzel sarhoş olur, güzel dağıtır. 🙂 Yani bu ülke sizi içine alır ve sonsuz devinimine sizinle devam eder! Düşünün insanları o kadar sıcakkanlıdır ki, gittiğimiz projede eğitmen olan makedon arkadaşımızın, katılımcıların sigarası bitti diye gece vakti tekelin camını kırıp(!) 10 paket sigara alıp, sigaranın ve camın(!) parasını bırakıp, notla teşekkür etmişliği vardır! Artık Makedonya’ya başka bir gözle bakmaya başladıysanız, başka yönlerini tanımaya hazırsınız!

zamanında 3 silahşörler

Makedonya Gezi Yazımıza hoş geldiniz!
Hangi Şehirleri Gezilir?

Makedonya küçük bir ülke, ama sadece Üsküp’ten ibaret diye düşünmeyin. Üsküp’ten daha güzel olan bir Ohrid’i ve bir de kayak merkezi olan Mavrovo’su var. Bitola ve Kavadarci de zamanınız olursa kesinlikle gezmeye değer.

Eğer kışın geliyorsanız gezinizi 2 gün Üsküp, 2 gün Ohrid olarak planlayabilirsiniz. Eğer yazın geliyorsanız, Ohrid kesinlikle 3-4 günü hakeder ve yazın Ohrid gölünde yüzüldüğünü ve etrafına da çok güzel plajlar kurulduğunu hesap ederek, burada bir ‘deniz tatili’ bile planlayabilirsiniz.

Makedonya genel olarak ucuz bir ülke. Özellikle konaklama ve içki çok ucuz. Şehir merkezinde bir oteli gecelik 20 Euro’ya, hosteli de 10 Euro’ya çok kolay bulabilirsiniz. Onun dışında insanlar da çok rahat ve kimse kimseyi takmıyor. Yani biraz Türkiye’ye benzeyen ama daha ‘batılı’ bir ülke olarak düşünebilirsiniz.

Ayrıca bizden vize istemediği için, her an bir uçak bileti alıp gelebilirsiniz ve dil bilmiyorsanız da sorun yok, zaten pasaport memuruna kadar herkes Türkçe anlıyor! Makedonya’da dinar kullanılıyor ve 1 Euro yaklaşık 61 dinar. Anlayacağınız Makedonya’yı gezmemek için hiçbir sebebiniz yok! Öyle olunca biz de hemen bir Üsküp ve Ohrid gezi yazısı hazırlayalım dedik.

Lafı çok mu uzattık ne! Neyse hemen Üsküp’ten başlıyoruz!

Taşköprü

Üsküp Gezi Rehberi:
Üsküp!

Bir zamanlar tamamen yabancısı olduğum bu şehir, zamanla beni adım adım içine aldı ve yıllar sonunda ‘fahri evim’ oldu. Değişik bir havası var Üsküp’ün. Sokakları aman aman güzel değil, harika binaları yok ama gezerken mutlu oluyorsunuz. Vardar'ı bir güzel akıyor sanki! 🙂

Üsküp’ü gezmek için aslında 2 gün yeterli ama çevresini de gezmek için, zamanınız varsa 3 gün ayırabilirsiniz.

Ne zaman gidilir ve nasıl gitmek uygun?

Eğer Ohrid’i gezmek planlarınızda yoksa ve sadece Üsküp’ü gezecekseniz, yaz-kış güzelce gezebilirsiniz. Fakat ‘balkanların soğuğu’ hakikaten bir başka ve Üsküp kışın çok soğuk oluyor. Kışın gelecekseniz yanınıza atkı-koşkol ne bulursanız almayı unutmayın. Fakat Üsküp’ün daha kötü bir zamanı var ki, yaz zamanı! Yazın inanılmaz sıcak oluyor, i-na-nıl-maz. Yazın gidiyorsanız da buna hazırlıklı gitmekte fayda var.

Pegasus ve THY günde birkaç kez Üsküp’e sefer düzenliyor. Hangisi ucuzunuza gelirse alabilirsiniz. Zaten yol sadece 1 saat sürdüğü için konforlu-konforsuz çok farketmez diye düşünüyoruz! 😀

Üsküp’e İstanbul’dan otobüsle gitmek ya da arabayla mantıklı mı?

İstanbul’dan Üsküp’e düzenli olarak otobüs seferleri de oluyor. Yol yaklaşık 11 saat sürüyor ve tek yön 45 Euro civarı oluyor fakat vize handikapı var. Şöyle ki, otobüsler ya Yunanistan ya da Bulgaristan üzerinden geçiyor ve bunun için ‘şengen transit’ ya da ‘bulgaristan transit’ vizesi almanız gerekiyor. Hem uğraşıyorsunuz hem de daha pahalıya geliyor. O yüzden halihazırda şengeniniz yoksa boşverin.

Bir de kendi aracınızla gitme seçeneği var. Bunun için aynı şekilde Yunanistan veya Bulgaristan üzerinden gitmeniz gerekiyor. Fakat söylemeliyiz ki, yurtdışında araba kiralamak ne kadar kolay ise, kendi arabanız ya da ödünç arabayla çıkmak bir o kadar ‘kurallı’.

Türkiye’den Yunanistan’a arabayla gitmek istiyorsanız , öncelikle araba sizin adınıza kayıtlı olmalı veya aracın adına kayıtlı olduğu kişi sizinle birlikte seyahat ediyor olmalı. Eğer araç üzerinize kayıtlı değilse yahut araç sahibi de sizinle seyahat etmiyorsa, araç sahibi kişiyle notere gitmeniz ve adınıza vekaletname çıkarttırmanız gerekiyor.

Bir de tabii uluslararası ehliyet sorunu var. Eskiden, çipli ehliyetler yokken diyelim, aracınızla Yunanistan’a gitmeden önce Turing ve Otomobil Kurumu’na gidip uluslararası ehliyet çıkartmanız gerekiyordu ve oldukça yüksek bir ücreti vardı. Artık Yunanistan’a gitmeden önce tek yapmanız gereken ehliyetinizi yenileyip, çiplisini almak ve sınırdan tıkır tıkır geçmek!

Son olarak da uluslararası sigorta (yeşil kart)meselesi. Bu harç ödemesi de zorunlu ve belgesi sınırda sizden isteniyor. O yüzden sigorta acentalarından yaptırabileceğiniz gibi sınır kapılarında da yaptırabiliyorsunuz. 15 günlüğü ise 70 Euro civarı.

Eğer bütün bunlardan sonra Yunanistan’a hala araçla geçmekte kararlıysanız, bizden size tam destek!

Bulgaristan üzerinden gitmek ise daha kolay çünkü Bulgaristan uluslararası sigorta istemiyor. Uluslararası ehliyetiniz olması yeterli. Fakat kimi zaman Yunanistan–Makedonya ve Bulgaristan-Makedonya sınırlarında sınır polisi sorun çıkartabiliyorlarmış. Özellikle göçmen sıkıntısı olduğu dönemlerde, sınırda uzun sure bekleyebiliyormuşsunuz. O yüzden eğer arabanızla gitmeyi planlıyorsanız, durumu iyice araştırmanızda fayda var.

Bir de belki duymuşsunuzdur. Makedonya ve Yunanistan arasında ‘Makedonya’ ismi nedeniyle büyük bir gerilim var. ‘Macedonia’ aslında Yunanistan’da bir bölgenin adı ve Yunanlılar Makedonya’ya, zaten Makedonya’nın resmi adı olan ‘FYROM’ diyor. O yüzden arabayla Yunanistan’dan Üsküp’e gidiyorsanız ‘’Bro Makedonya ne tarafta?’’demeyin, ‘bro burası zaten Makedonya’ deme ihtimalleri yüksek!

her yer İskender!

Havaalanından Ulaşım ve Şehiriçi Ulaşım:

Üsküp’te ‘Büyük İskender Havalimanı’nından şehir merkezine inmek çok kolay. Taksiye binmenize hiç gerek yok. Havaalanı-Şehir Merkezi arası çalışan Vardar Express tek yön 150 Dinar, yani 2,5 Euro’dan az. Taksiyle gidecekseniz de iyi bir pazarlıkla 15 Euro’ya şehir merkezine gidebilirsiniz.

Şehiriçi Ulaşım dedik ama aslında her yere yürüyeceksiniz. Üsküp küçük bir şehir olduğu için zaten metro, tramvay falan yok ve herkes ya yürüyor ya da çok nadir otobüse biniyor. Gelirken yanınıza bi çift spor ayakkabı alın yeter!

Bir de eğer taksi kullanmanız gerekirse mutlaka pazarlık yapın! Özellikle otogar çevresindeki taksicilerin çoğu türk ve 50 liradan açtıkları pazarlığı 10 liraya kapattıkları oluyor.

Konaklama:

Üsküp’ün tam ortasından Vardar Nehri geçiyor ve nehir şehri ikiye bölüyor. Bir tarafı ‘Old Town’ denen ve tamamen Türk kültürünün hakim olduğu bölge, diğer tarafı ise sonradan yapılan modern bölgesi. Old Town’da kalırsanız ‘olayların tam ortasına düşmüş’ gibi oluyorsunuz çünkü Üsküp’ün gezilecek çoğu yeri burada. Eğer hostel tercih etmek isterseniz ise Üsküp’e her gidişimde kaldığım ‘Shanti Hostel’de kalabilirsiniz. Birbirine yakın iki tane Shanti Hostel var ve ikisi de hem çok uygun hem de ortamı çok güzel.

Gezilecek Yerler:

Üsküp’e geldiğinizde ilk dikkatinizi çekecek şey heykeller olacak. Şehir, ‘Üsküp 2014’ projesiyle bir dönüşüm geçirdi ve her yerine kocaman kocaman heykeller yapıldı. Halk ise bu heykelleri pek sevmiyor çünkü halk yoksulluk çekerken, ‘hristiyanlık vurgusu’ yapılan bu heykellere milyonlarca dolar harcanmış.

Makedonya Meydanı:

Türk Çarşısı’nı saymazsak, şehrin en kalabalık yeri burası. Bizdeki Taksim Meydanı’nın eski, güzel ve arabic-free(!) hali olarak düşünebilirsiniz. Etrafı heykellerle çevrili ve tam ortasındada kocaman bir Büyük İskender Heykeli var. Yazın bu meydanda gösteriler oluyor ve halk tepişe tepişe bir güzel eğleniyor. Ayrıca bu meydana çıkan sokaklarda çok fazla oturup güzelce bira içebileceğiniz ya da kahvaltı edebileceğiniz yerler var. Yeme-içme kısmına yazının sonunda ayrıca değineceğiz.

taşköprü'yü bir de karlı havada görün!

Taşköprü:

Üsküp’ün iki yakasını bir araya getiren bu Osmanlı köprüsü, asırlardır orada duruyor. Şehri gezerken defalarca üzerinden geçeceksiniz, Bir de günbatımında denk gelirseniz Vardar’a karşı şöyle bir poz verirsiniz!

Üsküp Arkeoloji Müzesi:

Vardar’ın hemen kenarında bulunan bu müzenin binasını kolayca bulabilirsiniz. Girişi 300 Dinar (öğrenciye 100) olan müze Pazartesi hariç her gün 10:00 – 18:00 arası açık. Arkeoloji Müzesi’nin hemen yanında bulunan Makedonya Mücadele Müzesi (Museum of the Macedonian Struggle) ise bize sorarsanız çok daha etkileyici bir müze. Üsküp 2014 projesi kapsamında inşa edilmiş ve yaklaşık 10 Milyon Dolar harcanmış. Makedon ulusunun tarihte vermiş olduğu bağımsızlık mücadelesini anlatıyor ve rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Ezilen-Halkların-Her-Zaman-Yanında-Olan-bi'Blog olarak, Makedonların bağımsızlık mücadelesini destekliyoruz. 🙂 Müze her gün 10:00-18:00 arası açık.

Makedonya Milli Müzesi:

Yine aynı yol üzerinde olan Makedonya Milli Müzesinde de, Makedon Devrimi ve makedon liderleri anlatılıyor. Müzeyi gezerken arkada hafif bir müzik çalıyor ve her liderin de bir balmumu heykeli var. Müzeyi gezerken içeride turistten çok, Makedon olduğunu görüyorsunuz. Makedonlar ülkelerini çok seviyor ve çok güzel sahipleniyorlar. İnce bir ulusalcılıkları var ama asla bizdeki gibi kafatasçılığa varmıyor. Makedon olmaktan mutlular ve ülkelerini olduğu gibi kabul ediyorlar.

Eski Çarşı

Üsküp Türk Çarşısı (Eski Çarşı):

Taşköprü’den geçtikten sonra karşınıza çıkan bu çarşı, Balkanların en büyük çarşısı. Hamamlarından tutun kuyumcularına, Mustafa Paşa Camiisi’ne, hediyelikçilerine, kitapçılarına ve esnaf lokantalarına kadar her şeyi var ve asla yabancılık hissetmeyeceğiniz kesin. Çarşıda yapabileceğiniz en güzel ‘aksiyon’, ‘cevabi’ dedikleri makedon köftelerinden yemek ve yanına da meşhur Makedon salatası olan ‘chopsko salad’ söylemek. Beğenmezseniz paranızı iade ediyoruz.

Ayrıca çarşıda gezerken karşınıza nargileciler, türk kahvecileri ve kumpirciler de çıkıyor. Gerçekten de Taş Köprü, şehri kültürel anlamda ikiye ayırıyor gibi ve çarşı kısmı bir hayli ‘geleneksel’.

Üsküp Kalesi:

Roma döneminde yapılan ve Vardar’ın kuzeyinde kalan bu kale, kale-daşlarının aksine, savaşlarda değil 1963 yılındaki Üsküp Depremi’nde zarar görmüş ve ondan sonra da herhangi bir restorasyon görmemiş. 7/24 ziyarete açık olduğu için her an ziyaret edebilirsiniz ve girişi ücretsiz.

Rahibe Terasa Evi:

Rahibe Teresa Evi yeni şehir tarafında kalıyor ve girişi ücretsiz. Rahibe Teresa’nın anısına yapılmış bu evde, Terasa’nın kendi el yazısıyla yazdığı mektuplar, portreleri ve anıları var. Evin üst katında bir de küçük şapel var.

Bütün bu gezilecek yerler dışında, Üsküp’te gezerken sürekli heykeller gözünüze çarpacak. Özellikle Makedonya’nın Yunanistan’la yaşadığı ‘Büyük İskender’i Sahiplenme’ telaşı sebebiyle, şehrin çoğu yerine Büyük İskender Heykeli dikilmiş, Makedonya Meydanı’nda ise 20’den fazla heykel var. Hal böyle olunca, şehir gerçekten de taş köprüyle ikiye bölünmüş gibi oluyor. Bir tarafında Osmanlı mimarisi, diğer tarafında modern heykeller, iskenderler ve hristiyanlık vurguları. Her şeye rağmen, Üsküp çok sıcakkanlı bir şehir. Hatta isterseniz şuradan Makedonların hazırladığı bir tanıtım videosunu buradan izleyebilirsiniz.

Hani olur ya AVM’ye gitmek istersiniz (AVM-düşmanı-bi'Blog olarak) pek önermiyoruz ama, Üsküp’in iki büyük AVM’si olan CityMol ve Ramstore’a gidebilirsiniz.

matka'nın güzelliği

Matka Kanyonu:

Genelde gezi yazılarını yazarken, şuraya ‘mutlaka’ gidin demiyoruz, sonuçta kötü çıkarsa sorumluluk almak istemiyoruz, ama izninizle buraya kalıbımı basıyorum(!) Matka Kanyonu, Üsküp’ten yaklaşık 15 km uzaklıkta bulunuyor ve Makedonya’nın doğa turizmi açısında en popüler noktası. Bunu da sonuna kadar hak ediyor! Burası hem yemyeşil bir yer hem de derinlikleri birbirinden farklı 10 mağarası var! Bunlardan bir tanesi de dünyanın en derin yeraltı su mağarası olan Vrelo Mağarası. Bir de üzerine, burada doğal güzelliklerin yanı sıra, orta çağdan kalma kiliseler ve manastırlar var. Bitmedi(!) Matka’da kaya tırmanışı da yapabiliyorsunuz, tekne turu da! Hatta 1 saatlik tekne turu sadece 400 Dinar civarı. Kısacası tam olarak, internete fotoğrafını koysanız, ‘burası Maldivler olsa seversiniz ama burası Matka!’ diyebileceğiniz bir yer düşünün!

Ulaşımına gelince, otogardan 60 numaralı otobüsle, 35 dinara yani yaklaşık 50 Cent’e, 20 dakikada gidebiliyorsunuz. Taksi ise 500-550 dinar yani 8 Euro civarı tutuyor.

makedon usulü türlü

Üsküp’te Yeme-İçme

Makedonya’ya kadar gelmişken, ‘yemeyeni dövüyorlar’ dedikleri üç şey var. Köfte, güveçte kurufasülye ve peynirli çoban salataya benzeyen ‘chopsko salad’. Bir de bira içiyorsanız ‘Skopsko’.

Çarşıda köfte yemek isterseniz, en popüler mekan ‘Destan’. Fakat siz çarşıdaki diğer mekanları da deneyebilirisiniz. Maksat esnaf kazansın. 🙂 Hem fiyatları çok uygun hem de aşırı lezzetli. Bu arada köfteden ‘kebab’ diye bahsediyorlar, hani kebap sipariş verirseniz, iskender tarzı bir şey beklerken karşınıza gelen Tire Köftesi'ne şaşırmayın! Ay az kalsın unutuyordum, iki sene önce Türkiye’de insanların çılgın atarak yediği ‘trileçe’yi de burada deneyebilirsiniz.

sorarlarsa orijinalinden yedik dersiniz

Winery Temow da hem yemek yiyip hem de değişik bira markaları deneyebileceğiniz, çarşı içinde başka bir mekan.

Café Gorki, yeni Üsküp tarafında hem kahvaltı hem de öğle yemeği için deneyebileceğiniz bir yer.

Böyle ‘üsküp üsküp’ bir yerde bira içmek isterseniz de çarşı bölgesindeki ‘Pivnica Star Grad’ı deneyebilirsiniz.

Bir de Terasa’nın evinin hemen yakınındaki ‘Wonderlust Café&Store’ kahve molası için ideal.

Eğer bir tık daha şık ve ‘fine-dine’ yapabileceğiniz bir yer isterseniz, ‘Old City House Restaurant’a gidebilirsiniz. Hem canlı müzik var hem de çok güzel Tikveş Şarapları var. Bir de Makedonları milli içkisi rakia. Bizdeki rakıya benziyor ama shot içiyorlar.

Bitmedi! Daha da gece olduğunda, eğlenebileceğiniz, dans edebileceğiniz bir yer isterseniz de ‘Night Club Midnight’a gidebilirsiniz.

Zaten bütün bu saydıklarımızın dışında, yemek kültürleri bize çok yakın olduğu için her yerde pastane, pastanelerde de poğaça, börek ve simit bulabilirsiniz. Öğle yemeklerini geçiştirmek istediğinizde kolaylıkla pastane bulabilirsiniz. 🙂

Şimdilik Üsküp’le ilgili yazacaklarımız bu kadar, sıra Ohrid’de

Ohrid Gezi Yazısı:

Ohrid’in tek zahmetli kısmı, Ohrid’e ulaşması. Ohrid’de havaalanı var fakat genelde tercih edilmiyor ve Üsküp’ten otobüsle ya da taksiyle gelmeniz gerekiyor. Üsküp Otogarı’ndan Ohrid’e sürekli seferler var ve yol yaklaşık 3 saat sürüyor. Farklı otobüs firmaları gittiği için bileti önceden almanıza gerek yok, ama akşam gidecekseniz bileti sabahtan alsanız iyi olur, bazen tükeniyor. Bir de internetteki otobüs saatlerine çok güvenmeyin, çoğu zaman güncel değiller. Otobüs fiyatı ise tek yön 500 dinar, yani 8 Euro civarı. Taksiyle gitmek isterseniz de, sıkı bir pazarlıkla tek yön 50 Euro’ya anlaşabilirsiniz. Ohrid otogarında indiğinizde de, şehir merkezine giderken taksiye binecekseniz 2 Euro’dan fazla vermeyin. Yürüyerek zaten 20-25 dakikada ulaşabilirsiniz.

Ohrid, bana sorarsanız Makedonya’nın en güzel yeri. Üsküp’ünde yeri ayrıdır ama belki de Ohrid’de daha çok dostlarım, tanışlarım olduğu için Ohrid’i daha çok severim. Ohrid gölü deyince aklınıza küçük sıradan bir göl gelmesin. Özellikle yazın, Ohrid’in göl kenarında plajlar kuruluyor ve sahiline, yüzen insanlara bakınca, bir sahil kasabasında olduğunuzu hissediyorsunuz.

Ohrid küçük bir şehir, birkaç tane ana arnavut kaldırımlı caddesi, bol bol kilisesi ve restoranı var. Fakat yaz zamanı geliyorsanız, kalış sürenizi uzatıp, göl kenarında bir ev tutup, yaz tatili yapabilirsiniz. 🙂

Konaklama

‘Old Town’ kısmını tercih edebilirsiniz. Malum Ohrid çok büyük bir göl, bazen göl kenarı diye tutulan evler, merkezden bir hayli uzak olabiliyor. O yüzden ‘old town’dan şaşmamakta fayda var. Ayrıca Ohrid hala pahalanmamış bir şehir. Old Town’da odası günlük 20 Euro’ya çok kolay otel bulabilirsiniz.

Gezilecek Yerler

Bir zamanlar Ohrid’de her yılın bir gününü temsil eden 365 tane kilise varmış. Yugoslavlar da burayı Avrupa’daki Kudüs gibi görürmüş. Şimdi o kadar kilise yok ama Ohrid’in eski şehir bölgesi çok güzel korunmuş. Orta Çağ dönemine çoğu uzanan hisarları, kiliseleri ve manastırları hala ayakta ve zarar görmemiş. Göl kenarına çok yakın olan St. Naum Manastırı ve St. Sofia ise Ohrid’deki yapılar arasında en çok ilgi çekeni. Ohrid’e yolunuz düşerse bu iki yapıyı seveceksiniz.

zamanın spice girls'ü :))

Ohrid Kalesi:

Her Avrupa şehrinin olmazsa olmazı kaledir. Yaz zamanı biraz zorlasa da, Ohrid Kalesi’ne çıkmaya kesinlikle değer çünkü hem Ohrid’in güzel manzarasını izleyebilir, hem de etrafındaki korularda dönerken piknik yapabilirsiniz. Ohrid kalesine çıkarken geçeceğiniz ara sokaklarda da çok güzel evler var.

Ohrid Antik Tiyatro:

M.Ö 200’de yapılan bu antik tiyatro, Helenistik dönemden kalmış ve Ohrid’in Varos adlı eski bölümünde yer alıyor. Ohrid’in meşhur Ohri Yaz Festivali’nde burada pek çok kültürel etkinlik düzenleniyor. Zamanla küçük bir antik tiyatro olarak tasarlanan bu alan, Ohrid’in sürekli büyümesiyle, zamanla büyütülmüş. Turistlerin ziyaretine de her daim açık.

St. Naum çevresi

Sveti Naum:

Bir diğer adıyla Naum Manastırı da Ohrid’in yaklaşık 20km dışında ve yeşillikler içindeki bir diğer manastır. Şehir merkezinden uzakta olduğu için limandan kalkan teknelerle gidiliyor. Ohrid’de karşınıza çıkabilecek en ‘pahalı’ aktivite bu sanırım, gidiş dönüş 10 Euro! Aslında buraya otobüs de gidiyor ama tekne ile giderken şahane manzaralı yerlerden geçiliyor. Hatta Manastırı gezdikten sonra, kayıkla Ohrid gölünü besleyen kaynakların üzerinde tekne gezisi de yapabiliyorsunuz ve kişi başı 2,5 Eurodan az tutuyor. Diyelim bunu da yaptınız, Manastırın biraz ötesinde bir yürüyüş parkuru var, burada yürüyüş yapıp, suyun kaynadığı noktaları görebiliyorsunuz. Coca Cola burayı satın almak istemiş ama UNESCO izin vermemiş. Sanki tur pazarlıyor gibi oldum ama bu turu kaçırmayın.

Ohrid’de bir de gölde tekne turları oluyor. Çok ucuza tekne turuna katılıp, gölde turlayabiliyorsunuz. Bence yaz zamanıysa, tekne turuna katılmaktansa, deniz bisikleti kiralayın. Hem dilediğiniz gibi deniz bisikletinde zaman geçirirsiniz hem de istediğiniz zaman atlayıp yüzme şansınız olur!

Yeme-İçme Kısmı

Göl kenarında bir akşam yemeği istiyorsanız ‘Restorant Kaneo’yu ya da ‘Kaj Kanevche’yi deneyebilirsiniz. Lokal bir pizzacı için ‘Pizza Nemo’, Naum Manastırı’nı ziyarete gidecekseniz de ‘Restorant Ostrovo’yu deneyebilirsiniz.

Antik tiyatro yakınındaki ‘Gladiator’ ise hem ucuz hem de lokaller tarafından da tercih edildiği için her türlü geleneksel yemeği bulabilirsiniz. Göl kenarında kahve keyfi için de ‘Liquid’ hep favorimiz.

Bu saydıklarım dışında Ohrid’de onlarca güzel yemek (özellikle balık) yiyebileceğiniz restoran var ve fiyatları bizim ülkemize göre çok uygun. Kişi başı 20-25 tl’ye yanında içkisiyle birlikte bir akşam yemeği yiyebiliyorsunuz ve restoranlar çoğunlukla turist kazıklama peşinde değiller. Nitekim Ohrid’de aç hiç kalmadık, siz de kalmazsınız!

Ohrid’in keyfi, gezinizi biraz yayarak, bol bol yiyerek-içerek ve göl kenarında yürüyüş yaparak çıkıyor. Yavaş bir şehir Ohrid, kimsenin acelesi yok. İnsanlar göle karşı oturup kahvelerini içiyor, Pekara denen pastanelerden aldıkları abur cuburları yiyor ve Ohrid’in keyfini çıkartıyor. O yüzden Ohrid’i aceleye getirip 1 günde gezmek isterseniz, o kadar keyfi çıkmayabilir.

st. naum'un kendisi

Struga

Ohrid’e yaklaşık 15 km olan Struga, Ohrid’in küçük ama daha yoğun olanı gibi. Yazın daha da kalabalıklaşan bu sahil kasabası, Makedonya’da en çok zaman geçirdiğim yer oldu. Eğer Ohrid’deyken zamanınız kalırsa Struga’yı mutlaka ziyaret edin ve Sveti Nikola’da yemek yiyin. Eğer kalmayı düşünürseniz de ‘Hotel Solferino’da kalabilirsiniz.

Makedonya’dan sonra da ‘evim’ olan ülkeler oldu ve önümüzdeki yıllarda belki de Umut’la daha başka şehirler de evimiz olacak. Ama Makedonya bana çok şey verdi. Arkadaşlar, hatıralar bıraktı ve zamanında ‘evim’ oldu.

Teşekkürler Makedonya.

Sevgiler! ?

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

5 comments

  1. Sümeyra Özdemir says:

    Okurken hiç bitmesin istedim ? eğer bir gün hukuktan sıkılırsanız kesinlikle bir gezi programı sunmalısınız ?

    1. yoldabiblog says:

      Cook sevindik begendigine :)) Gezerken keyifle gezdigimiz yerleri, donunce daha buyuk bir keyifle yaziyoruz:) Sevgiler ??

  2. Merhaba,

    Nisan ayında ziyaret ettiğim Üsküp için hazırlanan Video ve gezi yazısını okumak isterseniz linki şöyle;
    https://www.gezginkadraj.com/uskup-gezi-notlari-seyahat-rehberi/

    Teşekkürler

    1. Hemen okuyoruz ??

  3. Ohrid’i Üsküp’e göre daha çok sevmiştim. Önümüzdeki ilk baharda fırsat bulur bulmaz tekrar gideceğim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close