Viyana Gezi Rehberi

Avrupa Tarihi’nin tam merkezi Viyana. Ara sokakları, ara sokaklarından yankılanan keman sesleri ve estetik mimarisiyle tam olarak naïf bir şehir! Gezecek yeri çok, hatta o kadar çok ki gez gez bitmiyor! Kalabalık ama bir o kadar da güvenli. Kısacası çiçek gibi şehir. 🙂 Orta Avrupa’yı gezmek isteyenler için tam bir biçilmiş kaftan. Hem pahalı değil hem müziği çok, enerjisi yüksek. Kısacası biz çok sevdik Viyana’yı. Öyleyse hemen başlayalım anlatmaya!

Çalışma Ofisimizi Salzburg-Viyana Trenine Kurduk
Çalışma Ofisimizi Salzburg-Viyana Trenine Kurduk
Ne zaman gidilir ve ne kadar kalsak, pahalı mı?

Biz 2015’in Aralık ayında 4 gün olarak planladık Viyana’yı. Christmas dönemine denk getirdiğimiz için her taraf ‘Christmas Market’lerle doluydu ve şehir baştan aşağı süslü püslüydü. Açıkçası biz Viyana’nın bu haline bayıldık ve soğuk havaya aldırmadan her yerini yürüyerek gezebildik (Soğuğa aldırmamamızda Almanya’da yaşıyor olmamız da etkili olmuş olabilir tabi). Christmas dönemi Viyana kalabalık ama gördüğümüz kadarıyla fiyatlar çok etkilenmiyor. Eğer soğuk bizim için sorun değil diyorsanız Christmas Zamanı bizce gezmek için ideal. Yaz dönemi geliyorsanız şehir yine kalabalık olacaktır, ara dönemler ise daha sakin. 4 gün yetti mi derseniz yetti, ama 4 günümüz daha olsaydı daha dinlenerek gezebilirdik. Bir Orta Avrupa turu yapıyorsanız Viyana’ya bol bol zaman ayırmaktan zarar gelmez 🙂

Pahalılık konusuna gelirsek, Viyana size hem ucuz hem de pahalı alternatifler sunan bir şehir. İsterseniz lüks restoranlarında şinitzel yiyebilir, isterseniz de 3 Euro’ya noodle yiyerek karnınızı doyurabilirseniz. Opera var, opera var mesela! 100 Euro’ya da opera izleyebilirsiniz 40 Euro’ya da. Bu açıdan çok sevilesi bir şehir Viyana. Bazı Avrupa şehirleri var ki (bakınız Frankfurt) size ucuz alternatif hiç sunmuyor. Biz düşük bütçeli gezmeyi sevdiğimiz için Viyana bize pahalı gelmedi, ama çoğu yerde olduğu gibi burada da neye ne kadar harcayacağınız sizin gezme şeklinize bağlı. O yüzden bir bütçe çıkartamasak da, Viyana’dan bu açıdan korkmanıza gerek yok diyebiliyoruz.

Nostalji Arayanlara
Nostalji Arayanlara
Şehiriçi Ulaşım

Biz Viyana’ya Salzburg’tan trenle geldiğimiz için tren istasyonunda indik. Uçakla gelenler için havaalanı şehre yakın ve havaalanından şehre inmek için iki farklı toplu taşıma yolunu da kullanabilirsiniz. İlki CAT ( City-Airport Train) ve 15 dakikada şehre varıyor. İkincisi ise S-Bahn yani bildiğiniz metro. S-Bahn yarım saat civarı sürüyor ama fiyatı CAT’tan çok daha ucuz. CAT 12 Euro civarıyken S-Bahn 4 Euro. Aceleniz yoksa binin S-Bahn’a gitsin. Tabii ki bir üçüncü alternatif de taksi. (Şehir merkezine 50 Euro civarı tutacağı için biz bu alternatifi hemen eledik!)

Bu turist dostu şehirde, şehri gezerken de rahat edesiniz diye toplu taşıma tam bir Alman disipliniyle çalışıyor ve metro ağı çok gelişmiş. S-Bahn ve U-Bahn dedikleri şey bildiğimiz metro. Tek biniş 2,20 Euro ama günlük bilet alırsanız 7 Euro ve iki günlük bilet alırsanız da 13 Euro. Böyle az az artarak gidiyor gün sayısı arttıkça. Biz iki günlük bilet alıp ilk iki gün uzak yerleri gezdik ve son iki günümüzde de tabanvay takıldık çoğunlukla. Bu biletleri tren istasyonlarındaki bilet makinalarından, havaalanından veya şehirde de ‘tabak’ denilen tütün dükkanlarından alabilirsiniz.

Çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Viyana’da da metro istasyonlarında bilet kontrolü yok. Ama olur da biletsiz yakalanırsanız izbandut görevliler size pek de iyi davranmıyor ve ‘ehem ühüm tüh kaybetmişim’ yapmak da işe yaramıyor. 24-48-72 saatlik biletlerden aldıysanız ilk toplu taşıma kullanımınızda bir kez makinaya okutuyorsunuz ve ondan sonra tekrar basmanıza gerek kalmıyor, cebinizde dursun yeter. (Zamanında Asya’nın halası üstüne hapşırdığı için bileti çöpe atmış ve anında yakalanıp 40 Euro ceza ödemiş. :))

Viyana'nın Hayat Mottosu
Viyana’nın Hayat Mottosu
Konaklama

Viyana’da toplu taşımanın çok gelişmiş olduğunu söyledik, bu yüzden oteliniz tam merkezde olmasa bile sıkıntı çekmiyorsunuz. Ama ne de olsa Viyana tam bir Avrupa şehri ve gece yarısı oldu mu toplu taşıma bitiyor. (Night Buslar var ama her yere gitmiyor.) O yüzden biz genciz (genç olmasanız da olur) akşam eğlencelerimiz de olur merkeze yakın olsun diyorsanız ‘Inner Stadt’ bölgesi ideal. Biz de tam bu bölgede Best Western Hotel Arenberg’de kaldık ve otelimizden aşırı memnun kaldık. Kahvaltı dahil günlük 85 Euro ödedik, Christmas zamanı Viyana merkezdeki otellere göre fiyatı da gayet makuldü.

Gezilecek Yerler

Viyana deyince akla genelde ilk gelen şeylerden birisi Opera. O yüzden buradan başlayalım. Viyana’da operalara çılgınca bir ilgi var, biletler hakikaten de çok önceden bitiyor. O yüzden seyahata karar verdiğiniz anda burayı ziyaret edip bir bilet kapabilirsiniz. Operayı salonun hangi kısmından izlediğinizin sizin için bir önemi yoksa ayakta bilet seçeneğini bile değerlendirebilirseniz. Salonun arkalarına gittikçe bilet fiyatları düşüyor doğal olarak.

Tabiri caizse Viyana’nın paçasından kültür akıyor. Böyle olunca gezecek yerler de bitmiyor, biz anlatmaya saraylarından başlayalım en iyisi.

Hofburg Sarayı
Hofburg Sarayı
Hofburg Sarayı

Habsburg Hanedanlığı yüzyıllarca Avrupa’yı Viyana’dan yönetmiş bir hanedanlık. Hofburg Sarayı da bu Habsburg Ailesinin kışlarını geçirdiği saray. Yeri de tam şehrin göbeğinde! Viyana’da gezintiye başlamak için ideal bir nokta yani. ‘Herrengasse’ U-Bahn istasyonunda inerek buraya yürüyebilirsiniz.

Saray ziyaretçiler için 3 bölüme ayrılmış. Imperial Silver Collection, Sisi Museum ve Imperial Apartments.

Imperial Silver Collection kısmında bol bol çatal bıçak tabak falan sergileniyor. Binbir parça yemek setleri temalı bu kısımda biz çok oyalanmadık, esas merak ettiğimiz Sisi Müzesi kısmıydı.

Sisi'nin Terzi Odası(Zenginlik Böyle Bişey)
Sisi’nin Terzi Odası(Zenginlik Böyle Bişey)
Sisi de Bildiğin Kokoş
Sisi de Bildiğin Kokoş

Sisi Müzesi, kraliçeleri Sisi’ye (gerçek adı Elizabeth’miş) adanmış. Gitmeden önce kraliçe Sisi’yi biraz okursanız hafif deli bir karakter olduğunu göreceksiniz. Viyana tarihine damgasını vurmuş bu Sisi’yi bizim Hürrem’e benzetiyorlar çoğunlukla. 1.72 boyunda ve 48 kilo olan bu kraliçenin güzelliği dillere destanmış. Sadece güç sahibi olmak için, 16 yaşındayken ona deli gibi aşık olan Avusturya veliahtı ile evlenmiş (kardeşi ile evlenmesi gerekirken) ve seneler sonra pişman olmuş. Sonu ise biraz hazin bu Sisi’nin. Gezmek için gittiği İtalya’da bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürülmüş (tüh). Konuya dönersek, bu müzede de Sisi’ye ait ayakkabılar, kıyafetler, manikür setleri ve bilumum eşyalar sergileniyor. Diyete başlamak için bir bahane arayanlar kadının kıyafetlerini yakından inceleyebilir, o derece zayıf bir kadınmış.

Imperial Apartments kısmı ise saray içinde Habsburg Hanedanlığının maaile yaşadığı yerleri gösteriyor. Tam bir zenginlik, süs, para, ihtişam…ne ararsanız var tahmin edeceğiniz gibi.

Müze her gün açık ve giriş 12,5 Euro (Öğrenci kartınız varsa 11,5). Buna içeride rehberlik hizmeti de dahil. Sıra beklemek istemezseniz biletleri internetten(buradan buyrun) alabilirsiniz.

Belvedere Sarayı
Belvedere Sarayı
Belverede Sarayı

İlkokul bilgilerimizi tazelersek, bize okulda ‘Havalar soğudu o yüzden Viyana’yı alamadık, kapılarına dayandık ama geri döndük’ diye anlatılmıştı. Meğersem o olaylar hiç öyle değilmiş! Prens Eugen isimli arkadaş Viyana’yı Osmanlı’ya karşı o kadar başarılı müdaafa etmiş ki adama koskoca sarayı hediye etmişler!

Saray iki ana bölüme ayrılıyor, Yukarı Belvedere ve Aşağı Belvedere. Sarayın yukarı bölümünde daimi eserler, aşağı bölümünde ise geçici sergiler oluyor. Bize sorarsanız bu sarayın altı da üstü de sanat dolu! Zamanınız varsa iki bölümü de gezin.

Yukarı Belvedere bölümünün girişi 14 Euro ve karşınıza her yerde hatta en çok puzzlelarda çıkan Gustav Klimt’in ‘Kiss’ eserinin gerçeği burada. Ayrıca diğer ünlü bir eseri ‘Judith’ de burada. Geçici sergilerin olduğu aşağı Belvedere kısmını gitmeden internetten kontrol edebilirsiniz, böylece eğer ilginizi çeken sergiler yoksa boşuna zaman kaybetmemiş olursunuz. İkisini birden alırsanız bilet 20 Euro oluyor.

Bizim ne aşağısı ne yukarısı ilgimizi çekmiyor biz bahçesine vurulduk derseniz buyrun, bahçesini gezmek tabii ki ücretsiz. 🙂 Ayrıca sarayın bahçesi “Christmas” zamanı boş kalmıyor Viyana’da kurulan 4-5 Christmas Market’lerden bir tanesi de burada.

Hofburg Sarayı gibi Belvedere Sarayı’nın da yeri merkezi. Yürüyerek gelebilirsiniz ya da tramvaya binip tam önünde inebilirsiniz.

Schönbrunn Bahçesi
Schönbrunn Bahçesi
Schönbrunn Sarayı

Burası bizim Habsburg-gillerin yazlığı. Yazık deyince çok uzağa gitmişler diye düşünmeyin. Şehir merkezinden U-bahnla 15 dakika sürüyor! Bizimkiler şehrine biraz düşkünmüş galiba.

Bu saray o kadar heybetli ki, ‘Vay be Osmanlılar kendilerini küçücük(!) saraylarda heba etmiş!’’ diyorsunuz görünce. (Tabii artık bizimde kocaman kocaman saraylarımız(!) var, hikayenin gerisini siz biliyorsunuz.) Düşünün ki bahçesi (ormanı mı desek) içinde bir hayvanat bahçesini ve iki tane labirenti bile barındırıyor. Şu an da bahçıvanlığın zirvesi olarak geçiyor. Napolyon zamanında bu sarayı karargah olarak kullanmış düşünün.

Nasıl Hofburg Sarayı’nın yıldızı Sisi ise, bu sarayın yıldızı da Maria Theresa-imiş. Hatta saray bizzat Maria Theresa tarafından yaptırılmış. Kim bu Maria Theresa derseniz ‘’Ekmek yoksa pasta yesinler’’ cümlesiyle ünlü(!) olan Maria Antoinette’nin annesi! Maria Theresa’nın, 6 yaşındaki Mozart’ı huzuruna çağırıp piyano çaldırmışlığı bile var.

Sarayı gezmek için 2 tur alternatifiniz var. Bunlardan 40 odayı kapsayanının adı ‘Grand Tour’ ve 22 odayı kapsayanının adı ‘Imperial Tour’. Grand Tour 16 Euro, Imperial Tour ise 13 Euro. Bizim iki günde gezdiğimiz üçüncü saray olduğu için 22 odayı gezdiren ‘Imperial Tour’u aldık. Sıra beklemek istemiyorsanız şu siteden biletlerinizi önceden alabilirsiniz.

 

Mumok
Mumok
Geldik Müze Kısmına

Denizde kum, Viyana’da müze öyle söyleyelim. Bizim erkek tarafımız (bu Umut oluyor) mimar olduğu için ‘Bir yerde müze varsa oraya hemen gir’ mottosuyla hareket ediyor ve tahmin edeceğiniz üzere, Viyana’ya gitmeden önce de önümüzde uzun bir müze listesi vardı. Gidebildiklerimiz arasından beğendiklerimizi yazacağız sizi sıkmamak için.

Museumsquertier

Şehrin müzeler bölgesi ‘Museumsquertier’. Gitmek isteyeceğiniz çoğu müze burada toplanmış. Buraya en kolay 2 numaralı U-bahnla geliniyor (Museumsquertier durağı tabiki) ve aynı zamanda Hofburg Sarayı’nın arkası buraya bakıyor. Dev bir sanat kompleksine benzeyen bu merkez aslında dönüştürülmüş bir eski kraliyet ahırıymış(!) Adamlar ahırı dönüştürüp içine Mimarlık Müzesi(architekturzentrum wien), sanat müzeleri(kunsthalle wien, leopold museum), Modern Sanat Müzesi (mumok), interaktif çocuk müzesi (zoom kindermuseum) ve nice etkinlik alanlarının olduğu bir merkez kurmuş. Hatta sadece müzeler değil kafe ve restoranlar, küçük ilginç dükkanlar, avlular, geçici sergiler, performans gösterileri olan bir sanat kompleksi yapmışlar.

Müzelerin giriş ücretlerini tek tek aklımızda tutamasak da, hepsi 9 Euro ile 12 Euro arası değişiyor ve öğrenciyseniz bu fiyat 6-8 Euro aralığına iniyor.

Leopold Müzesi
Leopold Müzesi

MUMOK (Modern Sanat Muzesi):

Mumok(Museum moderner Kunst Stiftung Ludwig Wien), Orta Avrupa’nın en büyük modern ve çağdaş sanat müzesi, Peter Ludwig ve eşinin müzeye bağışladığı 230’dan fazla eserle 1981 yılında pek çok esere ev sahipliği yapmaya başlamış. Diğer eserleri ise genellikle geçici sergiler bu yüzden gitmeden önce internet sitesinden kontrol etmekte fayda var.(ama mimari için bile gidilebilir)

Leopold Museum

Leopold Müzesi’nde hayatınız boyunca size yetecek kadar Egon Schiele ve Gustav Klimt görüyorsunuz, hatta müzenin yüzde 90’ı Egon Schiele ve Gustav Klimt eserleriyle dolu. Tabii ki başka eserlerde var fakat özellikle Klimt hayranıysanız bu müze sizi fazlasıyla memnun edecektir.

Albertina Museum

Gitmeden önce Albertina Müzesi Viyana’nın en iyi sanat müzesi olduğunu okumuştuk. Başta biraz kararsız kalsak da ‘battı balık yan gider’ dedik ve buraya da gittik! Bu müze ‘Museumsquertier’de değil maalesef. U-Bahn ile ‘Karlsplatz’ durağına kadar gelip oradan yürüyebilirsiniz. İçeride Picasso’dan Renoir’e bir sürü çılgının eseri var. Kısadan hisse, gidin pişman olmazsınız!

viyana

Sigmund Freud Museum

Geldik bir diğer Viyana ünlüsü Freud’a! Freud’un uzun süre yaşadığı evi, Freud öldükten sonra kızı tarafından müzeye çevrilmiş ( Freud’un kızı olmak nasıl bir histir acaba). Hatta bu ev zamanında muayenehane olarak da kullanılmış. İçeride Freud’un kişisel eşyaları ve muayenehanesinin bir takım eşyaları mevcut. Bu müzeyi aşırı beğendiğimizi söyleyemeyeceğiz zira Freud, Nazi döneminde Ingiltere’ye taşınırken çoğu eşyasını yanında götürmüş (koltuğunu bile). Bu evde ise arkasında bıraktıkları var 🙂

Müzeler BİTTİ! Mutlu Son! Dönüyoruz Museumsquertier civarındaki diğer gezilecek yerlere;

Mueumsquertier’den karşıya geçince karşınıza ‘Volkstheater’ yani Viyana Devlet Tiyatrosu ve onun bahçesi çıkıyor. Yine onun yanında ‘Parlemento Binası’, Belediye Binası (Rathaus) ve ‘Burgtheater’ var. Avusturya Ulusal Tiyatrosu olarak bilinen ‘Burgtheater’ın yerinde daha önce Osmanlı Viyana’yı kuşatmaya çalışırken en kanlı çatışmaların olduğu meydan varmış. Museumsquertier’e kadar geldiyseniz dönerken bu binaları da görmekte fayda var.

Ve ayrıca, Christmas Zamanı bu meydanda devasa bir Christmas Market kuruluyor! Biz gittiğimizde de Christmas zamanı olduğu için Christmas Market’in tadını çıkartırken bol bol ‘Ne iyi ettik de Christmas’ta geldik, yaşasın Christmas Marketler-Sıcak Şaraplar’’ nidaları!

Gezme Listesi Kabarırken:

Hundertwasser Haus
Hundertwasser Haus
Hundertwasser Haus
Hundertwasser Haus
Hundertwasser Haus

Viyana’ya gelen turistlerin ziyaret etmezse olmazı bu evler, çılgın mimar-ressam Hundertwasser tarafından yapılmış. Aslında sıkıcı bir sosyal konut olmak üzereyken Hundertwasser’i çağırmışlar ve adam buraları yıllar sonra Viyana’nın en popüler evleri olacak hale getirmiş. İçeride insanlar yaşadığı için sadece dışını gezebiliyor olsanız da(ne var yahu ben girerim derseniz başka) tam karşısındaki pasaja girip orayı gezebilirsiniz. Pasajın içinde hediyelik ıvır zıvır alabileceğiniz bir sürü güzel dükkan var. Bu arada ‘Hundertwasser Haus’ aslında iki tane ve diğeri de Frankfurt’ta. Fakat Frankfurt’taki pek ilgi görememiş. Düşünün biz bile iki yıldır Frankfurt’ta yaşamamıza rağmen henüz gitmedik 🙂

Kunst Haus Wien de yine bizim Hundertwasser’in işi. Hundertwasser Haus’a giderken hemen yol üstünde!

Viyana’nın simgelerinden Veba Anıtı, Graben Caddesi’nde. Bu heykel veba Viyana’yı terkedince adak olarak yapılmış.

Meşhur Aziz Stephan Katedrali de Stephanplatz’da. Bu katedralin de tuhaf bir hikayesi var. 16.yüzyıldan beri Katedralin kulesinde bulunan ve görevi şehri Osmanlı akıncılarına karşı uyarmak olan memuriyet 1956 yılına kadar devam etmiş! 1956 yılında Viyana Belediyesi artık Osmanlı tehlikesi kalmadı deyip memuriyeti kaldırmış. 🙂

Kartnerstrasse’ye muhtemelen yolunuz düşer ama biz söylemeden geçmeyelim. Burası da Viyana’nın olmazsa olmaz caddelerinden. Mağazalar, hediyelik eşyacılar, abur cuburcular ve sokak müzisyenleri. “Zip”lenmiş Viyana anlayacağınız! Bu sokağın sonunda Karls Meydanı var. Karls Meydanı’ndaki Karls Kilisesi hem çok görkemli bir yapı hem de içinde akşamları klasik müzik konserleri oluyor. Klasik müzik dinlemek isteyenler buradan buyrun efem.

Kohlmarkt Caddesi ise ünlü ve lüks mağazaların olduğu ‘con con’ caddelerden. Viyana’nın en ünlü cafesi diyebileceğimiz ‘Demel’ de bu sokakta.

Yeme – İçme Kısmı

Viyana’da düzinelerce yeme-içme alternatifi olduğu için, sizi bıktırmadan, denediğimiz ve özellikle tavsiye edeceğimiz yerlerle sınırlı tutacağız bu sefer yeme içme kısmını 🙂

Viyana’da ‘Street Food’ olayı çok gelişmemiş ama Karls Meydanı’nın yakınındaki ‘Naschmarkt’ pazarı gayet güzel. Pazar derken bildiğimiz meyve-sebze-peynir satan şarküteri olarak düşünmeyin, burada irili ufaklı bir çok restoran da var. Akşamları pazar kapanınca çoğu restoran açık kalıyor. Burayı turistik bir aktivite olarak bile ziyaret edebilirsiniz.

Naschmarkt
Naschmarkt

Geldik meşhur şinitzel sorununa! Viyana’ya kadar geldiyseniz ve tabii ki vejeteryan değilseniz şinitzel yemeyeni dövüyorlarmış. Gitmeden önce biraz araştırıp en ünlüsünün her yerde önerilen ‘Figlmüller’ olduğunu duyduk. Bir baktık ki adamlar 1 ay önceden rezervasyon alıyor. Eee biz zaten gezilere ortalama iki hafta önce karar veriyoruz!? Figlmüller, bize uymadı anlayacağınız ve Viyana’daki ilk gecemizde Rathaus bölgesindeki Cafe Elies’e önünden geçerken oturduk. İyi ki de oturmuşuz, hem yemekten memnun kaldık hem de Figlmüller de ödeyeceğimizin yarı fiyatını ödedik. Eğer bu kadar karalamaya rağmen Figlmüller konusunda ısrarcıysanız sizi rezervasyon için buraya alalım 🙂

Bir diğer Viyana klasiği ise Grinzing Meyhaneleri. Figlmüller’in ne kadar abartılmış bir yer olduğunu düşünüyorsak burası tam tersi! Viyana’da tam bir meyhane havası yaşayabileceğiniz çok şirin bir Avusturya kasabası burası. Tahta masalardan oluşan meyhanelerde masanıza ev yapımı şaraplar sürahi ile geliyor ve yemekleri de bir o kadar güzel. Çoğu mekanda dans ve müzik gösterisi oluyor. Türkçe şarkı isteği bile yapabilirsiniz burada 🙂 Biz ‘Grinzing Rudolfshof’a gittik ve çok sevdik(burası buranın en ünlülerindendi. Putin’den tutun Clinton’a kadar bir çok devlet adamını ve ünlüyü ağırlamış bir mekan). Fiyatları da makul. Grinzing’e merkezden tramvayla gidebilirsiniz, yol yarım saat sürüyor. Ama kesinlikle yola değecek bir yer, ısrarla önerdiğimiz nadir yerlerden!(Puanımız 10)

Bitzinger

Bizim için gece eve dönerken döner almak ne ise, Viyanalılar için de sosis almak o. Bitzinger de Opera Binası yakınlarında bir gece atıştırmalık sosisçisi diyebiliriz. Her daim önünde hızlı hızlı atıştıran gençleri görebilirsiniz. Ucuza ve güzel doymak isterseniz, yiyiniz!

Bir Frankfurter Sosis Değil Ama
Bir Frankfurter Sosis Değil Ama

Kohlmarket Sokağı üzerindeki Demel, Viyana’nın en ünlü ‘Kraliyet Pastanesi Lisans’lı (o ne demek ise) pastanesi. Biz önünden geçerken dışarıda en az yarım saatlik bir sıra vardı ve hava -5 dereceydi. O sebeple burayı vıztt diye pas geçtik. Demel’e gitmeseniz bile gözünüze kestirdiğiniz bir pastaneye girip ‘Apfelstruder’ yani Viyana’nın meşhur elmalı tatlısı ve ‘Melange’ yani Viyana kahvesi söyleyebilirsiniz. Malum bunlar da Şinitzelden sonra gelen, olmazsa olmaz Viyana klişeleri 🙂 Hatta Graben Caddesi’ndeki ‘Cafe Hawelka’ tam olarak Demel’de yer bulamayanların ikinci adresi olmaya aday!

Cafe Sacher
Cafe Sacher

Biz ise üçüncü alternatif olan ‘Cafe Sacher’i denedik. Burası meşhur ‘Sacher Hotel’in meşhur pastanesi. İçeri girdiğinizde herkesin ‘Sacher Torte’ yiyip ‘Melange’ içtiğini göreceksiniz, siz de söyleyiverin birer tane! Tek kötü yanı fiyatlarının biraz tuzlu olması…İki kahve ve iki ‘Sacher Torte’ 25 Euro civarı tutuyor.

Trattoria Toscana La No, tam bir Viyana restoranı ve biz yemeklerinden de memnun kaldık. Hofburg Sarayı ve diğer bir çok turistik yere de yakın.

Sokaklarda dolaşırken tesadüfen keşfettiğimiz ‘Restaurant Al Borgo’ güzel bir italyan restoranı. Ayrıca fiyatları da uygun. İtalyan restoranında ne işiniz vardı demeyin, aç ayı oynamıyor acıkınca oturuverdik! 🙂

Viyana’yla ilgili güzel bir haber veriyoruz, Viyana bir Avrupa şehri olmasına rağmen tabuları yıkıyor ve şehir akşam 11’de ölmüyor! Diğer Avrupa şehirlerine bu açıdan kırgın olduğumuzu söylemiştik.

Ubahn ile ‘Schwedenplatz’ durağına geldiğinizde, Viyanalıların ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’ olarak bahsettiği barlar sokağına geliyorsunuz. Burada Viyana’nın geç saate kadar açık barları var ve içki bildiğiniz ucuz! Biz ‘Bermuda Brau’ya gittik ve çok da sevdik. Hem atıştırmalıkları güzeldi hem de içkileri ucuzdu. Siz tabii ki isterseniz tam karşısındaki striptiz barı da deneyebilirsiniz!

Biz çok gürültülü çılgın partiler yerine sakinlik isteriz diyorsanuz, Schwedenplatz’daki ‘Jazzland’ sizin için bir harika. Her gece canlı müzik oluyor ve bir yandan müziği dinleyip bir yandan içkinizi içebilirsiniz.

Bukowski the Pub ise Museumsquertier çevresinde son derece tatlı bir pub ve sabaha kadar açık. Ayrıca ucuz, daha ne isteriz!

Christmas Market'leri En İyi Biz Biliriz(!)
Christmas Market’leri En İyi Biz Biliriz(!)

Son olarak Christmas zamanı gelenler için tabii ki Christmas Market! Viyana’da Christmas Market tek bir yerde değil ve şehirde 4-5 farklı yere kuruluyor. Bizim favorimiz Rathaus bölgesinde kurulan oldu. Devasa büyüklükteki bu noel pazarı başlı başına, Aralık’ta Avrupa’ya gitme sebebi olabilir bizce! Gerçekten de çeşit çeşit krepler, kurabiyeler ve buram buram kokan sıcak şarabı ile Avusturya’nın Christmas Market’leri gönlümüze taht kurmayı başardı.

İşte Viyana da böyle…Biz bu yaşam standartı yüksek, insana saygının üst düzeyde olduğu Avrupa şehrini çok sevdik. Diyeceğimiz o ki, varsa bir Avrupa gezisi planlarınızda Viyana’nın kapılarına gönül rahatlığıyla dayanabilirsiniz.

Instagram’da da varız. Bekleriz!!

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

Sevgiler!

“Viyana Gezi Rehberi” hakkında 3 görüş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir