Close
Yunanistan Gezi Rehberi – Canım Selanik!

Yunanistan Gezi Rehberi – Canım Selanik!

Selanik Gezi Rehberi
Gitmeden Önce Ufak Hatırlatmalar

Yunanistan. En güzel komşumuz, en yakınımız. Aynı zamanda hem denizi hem insanı güzel olandan. O halde hadi gidelim dedik ve Harem’den kalkan ve bizi Selanik’te indirecek otobüse 2 gün sonrası için bilet aldık.

Yunanistan, bizim çift olarak ilk yurtdışı gezimizdi ve olaylar tam olarak böyle gelişti. O zaman henüz 1 aydır sevgili olan biz, iş molasında kahve içerken aklımıza gelen Yunanistan’a gitme fikrinin, daha sonra daha başka ülkelere gitme, daha sonra en uzak ülkelere gitme ve sonrasında da komple yurtdışına taşınmayla devam edeceğini o zaman bilemedik! 🙂 O zaman blog fikri hiç aklımızda yoktuysa da (hele evlenme fikri hiç yoktu canım!), bir gün anılarımızı paylaşacağımızı hissetmiş olmalıymışız ki, tavernalarda yediğimiz yemeklerden, bindiğimiz otobüslere kadar not almışız. Bugün de, o notlar ve fotoğraflarımız sayesinde, geziden daha dün dönmüşçesine yazabiliyoruz. 🙂 Ne yapalım, geç gelen ama ilk olduğu için bizim için özel olan Yunanistan gezimizin yazısı da böyle olsun! 🙂

Biz de Bir Zamanlar İlk Tatilimize Çıkmıştık
Biz de Bir Zamanlar İlk Tatilimize Çıkmıştık

Yunanistan çok güzel bir coğrafya. Bir kere insanı bize aşırı benziyor. Biz dolmaya dolma diyoruz, onlar dolmaki diyor, insanları arasında da varsın olsun ‘Dolma-Dolmaki’ arasındaki fark kadar olsun!

Aynı zamanda ucuz, uçak bileti falan da almanıza gerek yok. İstanbul’dan atlıyorsunuz otobüse, 5 saat sonra Yunanistan’dasınız. Henüz yurtdışına çıkmak fırsat olmadıysa, komşuyuz bir gün nasılsa gideriz diye düşünüyorsanız, ya da öğrenci bütçesiyle bir yurtdışı gezisi istiyorsanız, Yunanistan her daim gitmek için ideal bir rota.

Çok mu övdük? Ama hakediyor. O zaman başlayalım anlatmaya!

Yunanistanın bir sürü güzel gezilecek şehri ve adası var. Biz Selanik ve Atina’yı gezdik. Haliyle buraları anlatacağız.

55

Nasıl Gitsek?

İstanbul’dan Yunanistan’a sık sık otobüs kalkıyor. Fiyatları İstanbul – Selanik gidiş dönüş yaklaşık 70 Euro civarı. Yolculuğunuz, bayrama seyrana yahut bir göçmen krizine denk gelmezse, İpsala sınır kapısında yarım saatten fazla beklemiyorsunuz ve İstanbul’dan kalktıktan sonra yaklaşık 5-5 buçuk saat sonra Kavala’da oluyorsunuz. Kavala – Selanik arası da otobüsle yaklaşık 2 saat sürüyor. İlk defa otobüsle yurtdışına çıkacaksanız hiç merak etmeyin, buradan Yunanistan’a otobüs yolculuğu rahat ve keyifli geçiyor.

Tabii ki uçak da bir seçenek, onun için de eğer THY ve Pegasus pahalı ise, yunan menşeili ‘Eagen Airlines’in fiyatlarına bakın. Genelde çok daha uygun oluyor.(Valiz hakkınız yok haberiniz olsun)

Biz de Buradan Diyoruz ki Kardeşimsin Alexis!
Biz de Buradan Diyoruz ki Kardeşimsin Alexis!

Yurtdışına Şahsi Arabayla Seyahat:

Bir de işin zannedilen kadar kolay olmayan bu kısmı var. Yurtdışında araba kiralamak ne kadar kolay ise, kendi arabanız ya da ödünç arabayla çıkmak bir o kadar ‘kurallı’.

Türkiye’den Yunanistan’a arabayla gitmek istiyorsanız , öncelikle araba sizin adınıza kayıtlı olmalı veya aracın adına kayıtlı olduğu kişi sizinle birlikte seyahat ediyor olmalı. Eğer araç üzerinize kayıtlı değilse yahut araç sahibi de sizinle seyahat etmiyorsa, araç sahibi kişiyle notere gitmeniz ve adınıza vekaletname çıkarttırmanız gerekiyor.

Bir de tabii uluslararası ehliyet sorunu var. Eskiden, çipli ehliyetler yokken diyelim, aracınızla Yunanistan’a gitmeden önce Turing ve Otomobil Kurumu’na gidip uluslararası ehliyet çıkartmanız gerekiyordu ve oldukça yüksek bir ücreti vardı. Artık Yunanistan’a gitmeden önce tek yapmanız gereken ehliyetinizi yenileyip, çiplisini almak ve sınırdan tıkır tıkır geçmek! 🙂

Son olarak da uluslararası sigorta (yeşil kart)meselesi. Bu harç ödemesi de zorunlu ve belgesi sınırda sizden isteniyor. O yüzden sigorta acentalarından yaptırabileceğiniz gibi sınır kapılarında da yaptırabiliyorsunuz. 15 günlüğü ise 70 Euro civarı.

Eğer bütün bunlardan sonra Yunanistan’a hala araçla geçmekte kararlıysanız, bizden size tam destek!

Bir de hatırlatalım ki, bu yazdıklarımız Yunanistan’a arabayla geçmeye istinaden ve diğer sınır ülkeleri için durum farklı diyoruz ve konumuza dönüyoruz.

img_3657

Selanik

Selanik, ilk birlikte yurtdışında gittiğimiz şehir olduğu için mi, yoksa gerçekten öyle olduğu için mi hala karar veremesek de, bizim için hep özel bir şehir oldu ve hakkında gerçekten söyleyecek tek kötü sözümüz yok bu şehrin. Ve çok ‘yaşanılabilir’ bir şehir burası. Evet çok lüks değil, çok tarihi değil fakat insanları o kadar sıcak ki, böyle bağrınıza basasınız falan geliyor. Bizim için de bir şehrin yaşanılabilir olması ve bizi içine çekmesi için, havası, insanı ve denizi yetiyor. Bizden Selanik’e uzanan bu sevgi seli uzar da gider, ama eminiz ki siz mesajı aldınız 🙂

Ne Zaman Gitsek, Ne Kadar Kalsak ve Pahalı Mı?

Bize sorarsanız Selanik kesinlikle günübirlik bir şehir değil. Evet küçük bir şehir ve her yerini yürüyerek gezebiliyorsunuz fakat, yakınlarında denize girebileceğiniz yerlerini, müzelerini, tavernalarını ve bir o kadar güzel restoranlarını düşündüğünüzde, aslında Selanik’te yapacak çok şeyiniz olduğunu anlayabilirsiniz! O yüzden biz Selanik’e en az 3 (!) gün veririz diyebiliriz.

Evet Selanik Avrupa ortalamasına göre ucuz bir şehir, ama bir Makedonya yahut Bosna ucuzluğu beklememek lazım. Yunanistan krizde olduğu için vergiler aşırı yüksek ve en büyük geliri de şu an turizm olduğu için, fiyatlara biraz abanmışlar açıkçası. Hele turistik yerlerde yiyip içmek isterseniz, zaten yeterince pahalı olan Selanik fiyatlarını üçle çarpabilirsiniz. Bir de unutmadan söyleyelim, Selanik’te çoğu yerde kredi kartı geçmiyor. Bizim gibi ‘Aman karttan çektiririzcilik yapıp sonra patlamayın 🙂

Dünyaları Yedi! :)
Dünyaları Yedi! 🙂

Konaklama

Selanik ufak bir şehir demiştik, o yüzden neresinde kalırsanız kalın yürüyerek gezebiliyorsunuz 🙂 Eğer Kordon civarında ya da alışveriş caddesi olan Tsimiski Caddesi’ne yakın bir yerde kalırsanız otel fiyatları yüksek olacaktır. Biz merkezdeki Park Hotel Selanik’te kaldık ve çok beğendik. Hem tavernalarla içiçe olması, hem her yere yürüme mesafesinde olması hem de odalarının manzarası çok güzeldi. Oda başı gecelik 50 Euro ödemişiz. Her anlamda önerebileceğimiz bir otel olduğu kesin.

Gezme Faslı

Selanik’i gezmenin en güzel yanı, uzun uzun yollarını yürümek, inişli çıkışlı yokuşlarını arşınlamak ve tavernaların arasına karışmak. Ve bunları yaparken de, gezip görülmesi gereken yapıları ve bölgeleri atlamamak 🙂

32

Atatürk’ün evi:

Selanik’te Türk Başkonsolusluğu’nun hemen yanında yer alan bu ev, herkesin bildiği üzere Ata’mızın doğduğu ev. Üç kattan oluşuyor ve her katı ziyarete açık. İçeriye girince etkilenmemek mümkün değil.

Yazsak mı yazmasak mı bilemedik ama, bazen tabuları yıkan blog olmak gerekiyor, o halde yazalım… Günümüzde, alttan alta devam eden bir tartışma var ki, bu evin Atatürk’ün gerçek evi olmadığı, doğduğu gerçek evin bilinmediği, bu evin Atatürk Harbiye’de okurken Zübeyda Hanım’ın oturduğu ev olduğu ve Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’ın, Atatürk’ün akrabalarına ait başka bir evde doğduğunu söylediğine dair bir tartışma bu. Biz de araştırırken tesadüfen öğrendik ve yazmasaydık içimizde kalırdı.

Ne olursa olsun, isterse Ata’mız o evde doğmamış olsun, bizim için Selanik’teki ev Atatürk’ün evi ve önemli olan da bunu hissederek gezmek oldu.

Arkeoloji Müzesi:

Şöyle diyelim, tarihe çok ilgili olmasanız bile kesinlikle beğeneceğiniz bir müze burası. İçeride, Selanik çevresinde yapılan kazılarda elde edilen tarihi eserler sergileniyor ve bir nevi sizi hiç yormadan bir tarih gezintisi yaptırıyor.

Müzede toplam 6 bölüm var, hepsini sıkılmadan gezebilirsiniz. Giriş ücretini şu an tam hatırlayamadık ama kişi başı 6-8 Euro arası olması lazım.

45

Beyaz Kule:

Selanik’in Kordonuna ayrı bir yakışan bu kule, kimisine göre Bizans, kimisine göre Osmanlı döneminde yapılmış. Ve aynı zamanda Yunan Devrimi sırasında tutuklanan siyasiler burada tutuluyormuş. Bu kule, Osmanlı zamanında idamlara sahne olduğu için, geçmişi unutturmak adına beyaza boyanmış ve ismi de oradan geliyormuş.

Artık kim yaptırdı, kime yaptırdı bilmiyoruz ama bugün Selanik’in sembolu ve iyiki de yaptırmışlar, çok da iyi çok da güzel olmuş.

Aristotelous Meydanı:

Burası da Selanik’in en büyük meydanı. Her daim kalabalık, insan dolu, haliyle cıvıl cıvıl. Ne ararsanız var burada, kitapçılar, kafeler, hediyelikçiler, tekrar kahveciler, frappeciler ve çok güzel ‘Greek Salad’ yapan restoranlar! Selanik’te sokakları arşınlarken dönüp dolaşıp yine geleceğiniz bu meydanı bizce çok seveceksiniz 🙂 Ayrıca bu meydanın sağında, solunda kalan sokaklara da mutlaka dalın, yine karşınıza bilumum güzel kahveciler ve restoranlar çıkacak.

Bit Pazarı
Bit Pazarı

Bit Pazarı:

Bu pazar, Tositsa Caddesi’nde kuruluyor ve eski giysiler, mobilyalar, çantalar ve türlü türlü ıvır zıvırla dolu (iyi anlamda ıvır zıvır). Muhtemelen alacak bir şey bulamayacaksınız fakat hem gezmesi keyifli hem de etrafı güzel tavernalarla çevrili. Yediğimiz en güzel ‘Greek Salad’ bu sokaktaydı.

Tsimiski Caddesi:

Her şehrin mutlaka bir alışveriş caddesi oluyor, heh işte burası da Selanik’in ki! Bir Frappe kapıp (Yunanlılar yaz-kış durmadan Frappe içiyorlar, bizdeki çay ne ise onlarda da Frappe o) aşağı-yukarı dolanmak için birebir! Ama eğer güzel yemek yemek derdindeyseniz, bu sokaktaki çoğu yerin ‘Tourist Trap’ olabileceğiniz unutmayın. Selanik’te güzel yer çok, boşverin Tsimiski’de yemeyin!

Ouzo Mu? Rakı Mı? Tartışmasına girmeyelim(ikisi de güzel)
Ouzo Mu? Rakı Mı? Tartışmasına girmeyelim(ikisi de güzel)

Ladadika Bölgesi:

Güzel yemek demiştik değil mi, işte geldik! Burası Selanik’in salaş mı salaş tavernalarının olduğu sokak. İsterseniz sokaklara konulmuş masalarda takılıp uzonuzu içebilir, isterseniz genç-işi barlarda takılabilir, isterseniz daha şık bir taverna seçebilirsiniz. Yani burada ne yapacağınız hakikaten size kalmış, ama gidin yeter!

Buradaki favori mekanlarımızı yazının sonundaki yeme-içme-tıkınma kısmına yazacağız tabii ki!

Ano Poli Evleri
Ano Poli Evleri

Ano Poli Bölgesi:

Yukarı şehir anlamına gelen ‘Ano Poli’ şehrin en tepe bölgesi (Şaşırdık mı, hayır!). Ano Poli’de daracık sokaklardan geçerek Osmanlı ve Rum evlerini görüyorsunuz. Şehrin en tepe bölgesi dediysek de çok uzaklarda aramayın 🙂 Selanik ufak bir şehir demiştik, bu bölgeye de gayet yürüyerek ulaşabilirsiniz. Biz Ana Poli’ye gittiğimizde kendimizi Bursa’da hissetmiştik, bakalım size de ulacak mı! 🙂

54

Kordon Bölgesi:

Şimdi size gelmiş geçmiş en büyük klişeyi yazacağız, hazır mısınız?! İşte Selanik’in İzmir’e benzetilmesinin esas sebebi bu kordon! Tamam itiraf edelim, birazcık benziyor olabilir ama İzmirliler küsmeyecekse burası daha güzel 🙂 Kordon boyu dizilmiş kafeler var ve çoğunun konsepti aynı, deniz bak – gelen geçeni izle – bolca konuş ve frappe iç! Hatta göreceksiniz ki, iki kişilik masalarda bile çoğu mekanda, sandalyeler karşılıklı değil denize bakacak şekilde yanyana dizilmiş.

Ayrıca burada Kordon’da yürürken, şimdi İstanbul’da olsa ‘yüz kez 500 metre doldururlardı denizen ortasına kadar!’ diye düşünmeden de edemedik.

Selanik Şemsiyeleri:

Selanik’in sembollerinden biri olan bu ‘Şemsiyeler’ Yunan Heykeltraş Giorgos Zogolopoulos tarafından tasarlanmış ve sahilde yürürken karşınıza çıkıveriyor. Günbatımında çok güzel fotoğraflarını çekebiliyorsunuz.

Ve son olarak Agia Sophia Kilisesi. Adından da tahmin edebileceğiniz gibi, burası İstanbul’daki Aya Sofya’ya benziyor ve hatta Aya Sofya’nın mimarisi örnek alınarak yapılmış! Yunanistan’ın en önemli yapılarından birisi olarak geçiyor. Selanik’e gitmişken bir görün deriz.

En Sevdiğimiz. Yemekkk!
En Sevdiğimiz. Yemekkk!

Geldik anlatmayı en sevdiğimiz kısma!
Yeme-İçme

Yunan mutfağı o kadar zengin ve lezzetli ki, bizim için Selanik gezimizin en güzel kısmı tavernalarda geçen kısmı oldu. Özellikle Selanik’te çok güzel yerler keşfettik ve geziden dönüşte artı 3 kiloyla dönmüş olmamıza hiç aldırmadık bile. Yazının başında, Yunanistan’ın bizim ilk tatilimiz olduğunu ve o heyecanla içtiğimiz biraların bile fotoğrafını çektiğimizi söylemiştik. İyiki de gittiğimiz her yeri çekmişiz, şimdi buraya yazabiliyorsak, o görmemiş gibi çekilen fotoğrafların sayesinde 🙂

Mpoukia Mpoukia:

Eğer Selanik’te ‘yüzde-yüz taverna’ bir yer arıyorsanız, orası işte burası! Selanik’teki ilk günümüzde tesadüfen karşımıza çıkan, Ladadika Bölgesi'ndeki bu tavernaya bayıldık ve önceden not aldığımız bir yere gitmek üzereyken buraya dalıverdik. Yemekleri güzel, müzikleri güzel ve garsonları son derece canayakındı. Artık ne kadar memnun kaldıysak, ne yediğimizi bile hala hatırlıyoruz 🙂

Full Tou Meze:

Bu Yunan Mezecisi de ‘Mpoukia Mpoukia’nın tam yanında 🙂 Özellikle deniz ürünleriyle meşhur bu mekanda, biz gittiğimizde Yunan garsonlar Türkçe konuşuyordu 🙂 Tabak kadar balık geldiğini düşünürsek, yarım porsiyonla bile doyarsınız dikkat!

Goody’s Burger House:

Yunanistan’da bir hamburger zinciri olan ‘Goody’s’in bir sürü yerde şubesi var ve sokaklarda dolanırken bir tanesi mutlaka karşınıza çıkacak. Yunanlar yemek konusunda çok yetenekli demiştik, Hamburgerlerini denemeniz konusunda da ısrarcıyız!

Agora Ouzeri:

Burası da, çok güzel öğle yemeği yiyebileceğiniz bir aile restoranı ve deniz ürünleri aşırı güzel. Son derece güleryüzlü bir aile tarafından işletilen restoranın yemeklerini artık nasıl beğendiysek, bir gün çok beğenip, ikinci gün de buraya gelmiştik.:)

Pek Bir Minnoşlar!
Pek Bir Minnoşlar!

Ble:

Burası da çeşit çeşit ve güzelce süslenmiş tatlılar deneyebileceğiniz, şirin bir Selanik pastanesi. Vitrindeki tatlılara bakınca, yüzde 80’inin annenizin de zamanında yaptığı tatlılar olduğunu görüyorsunuz. İşte komşu ülke olmak böyle bir şey 🙂 İçeri girdiğinizde göreceksiniz ki, insanların tercih ettiği tatlılar değişmesine ragmen, içecek hiç değişmiyor, tabii ki Frappe!

Frappe demişken, Yunanlıların bir de ‘Mikel’ isimli kahve zincirleri var. Buradan içmeyeni dövüyorlar cinsinden bir yer olduğu için, mutlaka karşınıza çıkacaktır!

Meze Meze:

Şehrin en batı kısmındaki bu restoranı o kadar çok insan önermişti ki, Selanik’teki son gecemizde gitmezsek içimizde kalacağına kanaat getirdik ve taksiye atlayıverdik! Yaz zamanı yer bulmak normalde zormuş, ama biz biraz erken saatte gittiğimiz için yer bulabildik. Yemekleri gerçekten de aşırı lezzetliydi ve fiyatları da uygundu. İçeride turistten çok lokal olduğunu görünce de sevindirik oluyor insan, demek ki bir olayı var ki, şehirlisi burada takılıyor diyorsunuz! Diyeceğimiz o ki, burasının size memnun etme olasılığı çok yüksek!

Ha bir de unutmadan söyleyelim, biz ‘Greek Salad’ olarak geçen Yunan Salatasına aşık olduk ve nereye gidersek gidelim ortaya bu salatadan söyledik. (Ee Türk insanıyız, ortaya bir şey söylemeden rahat etmiyoruz) Aslında gayet basit bir tarifi olan bu salata, bizdeki çoban salataya benzese de, Yunan peynirlerinin tadı o kadar güzel ki, bir kere denerseniz vazgeçemiyorsunuz. Şu veya bu mekana mutlaka gidin demiyoruz ama ‘Greek Salad’ı denemeden geçmeyin nolur!

Biraz da ‘daha geç’ gece hayatından bahsedelim. Şimdilerde kriz Yunanistan’da çokça şeyi etkilemiş olsa da, gece hayatı hala renkli ve bu gençler eğlenmeyi, geç saatlere kadar müzik dinleyip bira içmeyi çok seviyor.

En popüler gece klüplerinden birisi ‘Markiz’ ve haftasonları ağzına kadar dolu oluyor. ‘Valaoritou Caddesi’ civarında ise daha çok gençlerin takıldığı biracılar var. Fiyatlar çok ucuz değil ama Avrupa’nın çoğu şehrine kıyasla ‘fiyat-performans maksimum’ olarak düşünebilirsiniz. Bizim favorimiz ‘Piccadilly’ olmuş-idi.

Paralia Yolları Taşlı!
Paralia Yolları Taşlı!

Paralia Kasabası

Selanik’e kadar geldik, güzel Yunan Sahillerini görmek, yüzmek istiyoruz diyeceksiniz. Biliyorsunuz, Selanik’te denize girilmiyor ve planlarınızda meşhur Halkidiki bölgesi yoksa, Selanik yakınlarında ve denize girebileceğiniz bir yer arayışına giriyorsunuz. İşte burada şirin Paralia Kasabası çıkıyor karşınıza. Kordon bölgesinden kalkan teknelerde 1 saatte Paralia’ya varıyorsunuz ve burada gün boyu dilediğiniz kadar güneşlenip, denize girip akşam tekneyle Selanik’e geri dönüyorsunuz. Üstelik kişi başı 12.5 Euro. Biz Paralia’yı çok sevdik ve Eylül ortası olmasına rağmen hava çok güzeldi.

Paralia’da çok sayıda Türk yaşıyor ve restoran menülerinde ‘Hamsi-İşkembe-Türlü’ gibi çok çeşit Türk yemeğine rastlayabiliyorsunuz. Burada da ‘domuz’ gibi yediğimizi söylememize gerek yok sanıyoruz ki!

Bizim Selanik’i Atina’ya nazaran daha çok sevmemizin sebebi, sanıyoruz ki kendimizi daha çok ‘evde’ hissetmemizdi. Osmanlı işgalinden bu şehre bırakılanlar, Atina’ya göre çok daha belirgin ve bir kafede tesadüfen konuştuğunuz birisinin dedesi, Selanik’e Anadolu topraklarından göç etmiş çıkabiliyor. Türk düşmanlığı konusuna girmiyoruz bile, yok öyle bir düşmanlık. Yunanlılar Türkleri çok seviyor ve inanın ki, iki yıldır Almanya’da yaşayan bir çift olarak yazıyoruz, Almanya’da sürekli karşılaştığımız önyargılarla Yunanistan’da bir kez bile karşılaşmadık. Yunan insanı güzel insan, dost insan, kardeş insan, sevin sevdirin.

Kimisinin tek gün yeter dediği Selanik’te 4 gün geçirdik ve bunun hiç bir anında sıkılmadık. Şimdi düşününce, iyiki de ilk seyahatimiz Selanik olmuş, hala yeri bizim için ayrıdır, canım Selanik!

Selanik’te 4 gün geçirdikten sonra Atina’ya gitmek üzere gece 12’de kalkan trene bindik ve tren istasyonunda ve trende başımıza geleceklerden habersiz yola çıktık! Atina rehberi için buradan tık tık!

Eğer Selanik’e yolunuz düşerse, bizim için de tavernalarına karışmayı unutmayın!

İyi geziler.

Instagram'da da varız. Tanısanız seversiniz! 🙂

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close