Close
Almanya’da Uçak Mühendisliği – Almanya’da Uçak Mühendisi Olmak

Almanya’da Uçak Mühendisliği – Almanya’da Uçak Mühendisi Olmak

Almanya’da Uçak Mühendisliği & Almanya’da Uçak Mühendisi Olmak

Herkese merhaba. Blogumuzun beşinci konuk yazısı Almanya’da Uçak Mühendisliği‘. Hoşgeldiniz!

Almanya'da uçak mühendisliği
Halil Altun, Airbus Helicopters Donauwörth

Blogu açtığımız günden beri en çok merak edilen konu hep farklı meslek gruplarının Almanya’daki iş olanakları oldu. Biz bir mimar bir hukukçu bildiğimiz kadarını anlattık ama bilmediğimiz alanlar çok! Öyle olunca yurtdışında yaşam konusuna biraz daha derinlemesine girmek için, artık blogumuzda misafir yazarlarımız var! Halil bize Almanya’da uçak mühendisliği, Almanya’da Uçak Mühendisi Olarak Çalışmayı ve uçak mühendisliği ile ilgili her şeyi en ince detayına kadar anlattı.

Lafı fazla uzatmadan sözü Halil’e bırakıyoruz! 🙂

Almanya’da Uçak Mühendisliği ve Almanya’da Uçak Mühendisliği Yapmak

Merhaba ben Halil, Uçak Mühendisiyim. 2012 yılında yüksek lisans yapmak maksadıyla Almanya’ya geldim ve 2013 yılından beri Airbus Group bünyesinde farklı yerleşkelerde mühendislik pozisyonlarında çalıştım. Son 2 yıldır da Airbus Helicopters şirketinde Supply Chain Quality Manager (Tedarik Zinciri Kalite Müdürü)olarak çalışmaktayım. Geçirmiş olduğum bu 8 yıllık döneme gelin beraber göz atalım. Ne tür zorluklarla karşılaşılmış ve bu zorlukların üstesinden nasıl gelinmiş. Bunun yanında yurt dışında iş arama ipuçları ve ev bulma konuları gibi birçok konuya değinmeye çalıştım bu yazımda. Kendi hikâyemi paylaşırken aralarda ‘es’ verip yararlı olduğunu düşündüğüm bilgiler de ekledim. Bunu da elimden geldiğince sıkıcı olmadan keyifli bir şekilde yapmaya çalıştım. İyi okumalar.

Almanya’ya Uçak Mühendisi Olarak Gelme kararı

İlk zamanlar yaşadığım heyecan ve bir tık da bilinmeze gidiyor olmanın verdiği korkudan dolayı pek fark edememişim fakat şimdi görüyorum ki, Almanya’ya gelme kararı şahsım adına pek bir yerinde ve çok da bir zamanında alınmış bir karar olmuş. Hatırlıyorum da ‘Yurt dışında yüksek lisans yapma’ kararını almak çok uzun sürmemişti benim için hatta belki de işin en kolay kısmıydı diyebiliriz. Fakat okulları araştırma, evrak toplama, başvuru süreçleri, vize görüşmeleri vs. gibi aşamalar epey zorlayıcıydı ve Almanya’ya ayak basıncaya kadar geçen süreç aşağı yukarı bir yıl kadar sürdü. Bu süreçte İstanbul’da yaşıyordum ve tüm bu Almanya hazırlık çalışmalarının yanı sıra sabah erken kalkıp gidilmesi gereken bir işim ve aynı zamanda da hafta sonları devam edegelen Almanca kurslarım vardı. Epey zorlu ama bir o kadar da keyifliydi geçirdiğim bu bir yıl.

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği

”İTÜ Uçak Mühendisliği Fakültesi’nde başlayan bu yolculuk uzun çabalar ve uğraşlar sonunda AIRBUS ile sonuçlandı. “Hedefsiz insan rotasız gemiye benzer” sözüne atıfta bulunarak hedef belirlemenizin önemine vurgu yaparken “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez” sözüyle de dışarıda size yardım edecek sayısız imkânlar ve ‘rüzgâr’ etkisi yapacak etkenler olduğu belirtmek isterim. Size düşen o rüzgârı doğru karşılayıp ona doğru yönü vererek hedefinize emin adımlarla ilerlemek.”

2010 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği bölümünden ilk 50’ye girerek mezun oldum. Bölümün kontenjanının zaten 50 kişi olması benim bu başarıya imza atmamdaki yegâne etkendir. 😀 Sonrasında İstanbul’da özel bir havayolu şirketinde Kalite Mühendisi olarak çalışmaya başladım. Atatürk Havalimanı merkezli ve filosunda 8 uçak bulunan havacılık sektörü için nispeten butik sayılabilecek bir havayolu şirketiydi çalıştığım yer(Freebird Airlines). Mesleğine yeni
başlamış heyecanlı junior mühendis olarak her konu ile yakından ilgilenmeye çalışıyordum. Hakkını yememek lazım her gün yeni şeyler öğrenme fırsatının olduğu bilgi havuzunun içindeydim adeta. Bunun yani sıra görevim gereği çok sık yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim oluyordu ki bu ekstra harcırah ve 5 yıldızlı otellerde şirket sponsorluğunda kalmak demek. 🙂

Almanya’ya Uçak Mühendisi Olarak Gelme Nedenleri

Bu çerçeveden bakılınca ideal çalışma ortamındaymışım gibi gözüküyordu belki ama bir problem vardı. İş yeri ortamım, iş yerinin sunduğu imkânlar ve hayat kalitesi tatmin edici gibi gözükmesine rağmen yaptığım işin içeriğinden yani işin kendisinden pek haz alamıyordum maalesef. İçinde bulunduğum iş yeri şartları geleceğe ve kariyerime dönük, teknik ve yöneticilik alanlarında bana uzun vadede kazanım sağlayabilecek imkânları sun(a)muyordu. “Uçakların operasyonun gerçekleştirildiği havaalanları veya bakımlarının yapıldığı hangarlar değil de, bu işin mutfağı olan yani uçağın tasarlandığı üretildiği yerde olmam gerek” diyordum sürekli. Bunun da Avrupa’daki adı Airbus. Airbus’ta çalışma fikri üniversite yılları ve çalıştığım dönem dahil olmak üzere her daim temel hedeflerimden biriydi. O sebepledir ki İstanbul’da çalıştığım
dönemde sürekli Airbus bünyesindeki pozisyonlarla flört halindeydim ve yine aynı sebeple onlarca başvuru gönderdim Airbus’a (eski müdürüm bu yazıyı okumaz diye umuyorum :)).

Bu başvurular sonrasında Airbus ile görüşme yapmayı başardığım bazı pozisyonlar olmadı değil ama yüksek lisans yapmamış olmam yani onların nezdinde bir alanda uzmanlaşmamış olmam hep karşıma engel olarak çıktı. Art arda gelen red cevaplarından sonra yüksek lisans yapma olasılığı önce fikre dönüştü ve daha sonra karar, plan ve uygulama olarak evrildi kendiliğinden.

Almanya’da Yüksek Lisans Programı Araştırma ve Başvuru Süreci

Havacılık ile ilgili birçok kaynağın İngilizce olması, yurt dışı tecrübesi kazanmak ve hepsinden ötesi esas hedefim Airbus olduğu için yüksek lisansı yurt dışında yapmaya karar verdim. Okulları araştırma, evrakları hazırlama, başvuru süreci vs.
derken Bremen University of Applied Science’tan kabulüm geldi.

Master Programı araştırma süreciyle ilgili olarak yapabileceğim en büyük tavsiye ‘neyi istediğinizi’ ve/veya ‘neyi istemediğinizi’ çok iyi belirleyin. Çünkü araştırma sürecinde karşınıza fazlasıyla çok bilgi, bir sürü imkân, okul, bölüm, ülke, olasılık, seçenek, hatta belki de hayatınızın fırsatıymış gibi gözüken şeyler çıkacak. Bu bilgi bombardımanı yeri gelecek kafanızın karışmasının esas sebebi olacak. İşte tam o anda, önceden kararlı bir şekilde belirlemiş olduğunuz amacınız sizin hatırlatıcınız, ana rehberiniz ve önünüze ışık tutan yol göstericiniz olacak.

Çünkü ilk aşamalarda karşınıza çıkacak olan bu bilgi yığınını, ‘ ne istiyorum/istemiyorum ’ süzgecinden geçirip geriye kalanlara baktığınızda fark edeceksiniz ki aslında imkânlar o kadar da derya deniz değil. Hatta bir de bu kalanları ‘ olabilirlik/gerçekçilik ’ süzgecinden geçirdiğinizde göreceksiniz ki en fazla 3 seçeneğiniz var. İnanın bana 3’ten fazlaysa geriye kalanlar, ya çok mükemmel bir alt yapınız var ya da bir yerlerde hata yapıyorsunuz demektir. ‘Olabilirlik/gerçeklik’ süzgecinden maksadım işin maddi boyutu, not ortalamanızın yeterliliği, eğitim dili, sizin o dildeki yetkinliğiniz veya dili öğrenmedeki yatkınlığınız, bunun için yeteri zamanınızın olup olmadığından tutun da o ülkenin kışlarının soğukluk derecesinden sizin ülkenin insanlarına olan sempatinize kadar bir sürü faktör.

Almanya’daki Yüksek Lisans Okul Seçimi

Almanya’da Uçak Mühendisliği Yüksek Lisansı

Bu teorik gibi gözüken açıklamamı kendimden örnek vererek somutlaştırayım. Öncelikle ‘uçak mühendisiyim ve bu alanda kalmak istiyorum’ diyerek diğer tüm mühendislik alanlarını elemiş oldum. Eğitim dili kesinlikle İngilizce olmalı. Maliyeti de belirlemiş olduğum limitin altında olmalı. Türkiye’ye gidip gelmek kolay olması için okul Avrupa’da bir ülkede olmalı. Teoriden, derin mühendislik hesaplamalarından ziyade daha çok bana yöneticilik vasfı katabilecek bir master programı olmalı… Bu ve bunun gibi birçok filtreyi uyguladığımızda Almanya’daki Bremen University of Applied Science’ın sunduğu Master of Engineering in Aeronautical Management (MEAM) master programına başvurmuş olmamın çok da tesadüfi olmadığı görülecektir. Not ortalaması, minimum iş tecrübe koşulu, İngilizce dil yeterlilik vs. gibi ön şartlar da sağlandıktan sonra artık master programına katılmam için bir engel kalmamıştı.

Bu yazımı sadece uçak mühendisleri değil her bölümden lisans mezunları da okuyacak düşüncesiyle, yukarıda aktardığım master süreci tavsiyelerimi biraz genel seviyede tutmaya çalıştım. Almanya’da Mühendislik Master’ı hakkında özellikle uçak mühendisliği konusunda paylaşacaklarım tabiki de bunlardan çok daha fazlası.

Almanya’da uçak mühendisliği – Almanca Öğrenme süreci

Öncelikle söylemeliyim ki öğrenilmesi hiç de kolay bir dil değil Almanca. Ciddi ve sıkı çalışma gerektiren yoğun bir sürece hazırlıklı olun. Hatta 18. Yüzyılda yaşamış İngiliz bilim adamı Richard Porson’un da dediği gibi “Hayat Almanca öğrenmek için yeteri kadar uzun değil” :). İşin şakası bir yana zor ama kesinlikle imkânsız değil.

Kabul edildiğim master programı 100% İngilizce olmasına rağmen Almanya’daki gündelik işlerimi idame ettirmem için gerekeceği düşüncesiyle henüz daha İstanbul’dayken Almanca öğrenmeye başladım. Bunun yanında “Almanya’ya kalıcı olarak gidiyorsun Halil” fikrine iyice inanmıştım ve malum, esas hedef Airbus’tı sonuçta. Almanca biliyor olmak iş arama ve mülakatlar sürecinde kesinlikle katkı sağlayacaktı bana. Bunun farkındaydım. Daha Almanya’ya gelmeme 10 ay vardı fakat ben çoktan Taksim’deki Goethe Institut şubesine hafta sonu kursu kaydımı yaptırmıştım bile.

Almanca Öğrenme Süreci

Bu noktada Goethe Institut’teki eğitim kalitesinin mükemmelliğinden bahsetmem gerek. Kesinlikle reklam amaçlı değil tamamen kendi tecrübemi paylaşmaktır niyetim. Goethe Institut’ta dil eğitiminin yanı sıra, kursiyerlere Alman kültürü de aşılanıyor. Daha gitmeden çok yönlü olarak Almanya’da yaşam hakkında bilgilendiriliyorsunuz. İşin güzel yanı bunu siz farkında olmadan eğitimin içine çok güzel yedirilmiş harmanlanmış bir şekilde yapılıyor olması. Kullandıkları kurs kitaplarının içerikleri (ki Goethe Institut ekibi tarafından hazırlanmış özel kitaplar), orada geçen diyaloglar, Almanya içinde yöresel ağız/şive farklılıklarına yapılan vurdu, sınıfta yapılan küçük teatral oyunlar vs. tam manasıyla sizi Almanya’ya hazırlıyorlar. Dinleme derslerinde kullanılan ses kayıtları ve videolardaki konuşmaların içeriği ve orada ele alınan konular olsun tam manasıyla profesyonellik abidesi. Öyle ki Almanya’ya geldiğim anda o ses kayıtlarındaki ve videolardaki karakterlerden biri oluvermiştim. 🙂

Ortaokul sıralarında okuduğumuz İngilizce kitaplarındaki meşhur ailemiz Mr. and Mrs. Brown ve onların soğuk konuşmaları değil, gerçek kişiler ve hayata dair konular işleniyor bu kitaplarda (Nasıl bir travma yaratmışsa o dönem bende, 20 sene sonra yine hatırlattı kendini Mr. & Mrs. Brown. 🙂 İşte bu samimiyet de sizi içine çekiyor ve bir bakmışsınız ki Almanca öğreniyorsunuz. Ben de bu serüvene katılmıştım ve Goethe Institut bünyesinde deneyimli hocaların önderliğinde tam gaz -hatta tahmin ettiğimden de hızlı bir şekilde- Almanca öğreniyordum. O dönemki kız arkadaşımın Alman olmasının da bu sürece müthiş destekleyici bir katkısı oldu tabi. 🙂 (Kendisine bir kez daha
şükranlarımı iletiyorum buradan).

Almanca Öğrenme Tavsiyeleri

Almanca öğrenme konusunda verebileceğim bir diğer tavsiye de şu ki; Almancanın temelleri olarak bilinin A1 ve A2 seviyelerini, Almancası ana dili olan ama bir o kadar Türkçeye hâkim birinden öğrenin. Hatta bu tavsiyeyi sadece Almanca değil, diğer yabancı dilleri öğrenirken de kullanabilirsiniz. Bu durum bende tamamen tesadüfi olarak gelişti fakat müthiş faydalarını gördüm. Goethe’deki hocamız Almanya doğumlu fakat Türk kökenli biriydi. Dersler sırasında Almancadaki bazı açıklaması imkânsız gramer kurallarını “bakın bizim Türkçedeki şu kural gibi” ya da “hani biz Türkçede şöyle deriz ya…” diye anlatarak Türkçe ile Almancanın benzer ya da tamamen zıt özelliklerden bahsederek kafamıza o kuralları adeta kazanmasında rol sahibidir kendisi (Ellerinden öpüyorum Nursen hocam :)).

İster Almanya’ya dil okuluna gelin, ister Alman hocadan ders alin, ister aile değişimi programı ile Almanya’ya gelin, ister Alman sevgiliniz olsun onunla pratik yapın, ister Almanya’da mektup arkadaşınız olsun size kalmış. Siz yabancı dilin temelini öğrendikten sonra geriye kelime dağarcığınızı genişletip konuşma alışkanlığı kazanmak kalıyor.

Almanya’da Uçak Mühendisliği Yüksek Lisansı & Almanca Öğrenme Süreçleri

Bu gibi temel kurallar kafanızda tam manasıyla yer edince artık ondan sonrası tamamen size kalmış. İster Almanya’ya dil okuluna gelin, ister Alman hocadan ders alin, ister aile değişimi programı ile Almanya’ya gelin, ister Alman sevgiliniz olsun onunla pratik yapın, ister Almanya’da mektup arkadaşınız olsun size kalmış. Siz yabancı dilin temelini öğrendikten sonra geriye kelime dağarcığınızı genişletip konuşma alışkanlığı kazanmak kalıyor. Şöyle özetliyeyim İstanbul’daki A1 ve A2 kursları ve Hamburg’daki yoğunlaştırılmış B1 kursundan başka Almanca için kursa gitmedim ki bunun B2’si, C1’i, C2’si var daha. O tarihten itibaren yaptığım tek şey her fırsatta Almanca konuşup pratik yapmak oldu. Geldikten 1 sene sonra artık akıcı bir şekilde Almanca konuşabiliyordum. Hatta öyle ki normal ve teknik Almanca kelime dağarcığım ve dil bilgim, iş görüşmelerini Almanca yapacak seviyeye kadar gelmişti. İşin güzel yanı bu gelişme ekstra çaba sarf etmem gerekmeden ben gündelik işlerimi yaparken kendiliğinden oluveriyordu. 

Ağustos 2012 geldiğinde A1 ve A2 kursları için 4’er ay olmak üzere (Hafta sonu kursları olduğu için 4 ay, normalde daha kısa süren kurslar da var) toplam 8 ay boyunca Almanca öğrenmiş ve artık orta seviyede diyaloglar kurabilmekteydim. 30
Ağustos Zafer bayramı günü geldiğinde istifa dilekçesi çoktan verilmiş, Almanca A2 sertifikası alınmış şekilde tek yön uçak bileti ile Hamburg uçağında oturuyordum. O günü dün gibi hatırlıyorum çünkü herkesten farklı olarak kendi içimde ikinci bir Zafer Bayramı yaşıyordum adeta. Bu arada yanlış yazmadım. İlk uçuşum Bremen’e değil Hamburg’aydı. Master programı başlamadan önce, bir aylık yoğunlaştırılmış B1 Almanca kursu için Hamburg’a uçtum önce. Goethe Institut’un burslu öğrenci davetlisi olarak.

Airbus'da Uçak Mühendisi Olarak Çalışmak & Almanya'da uçak mühendisliği
Almanya’da Uçak Mühendisliği & Almanya’da Uçak Mühendisi Olmak

Goethe Institut Bursu

İstanbul’da Goethe Insitut’ta Almanca öğrendiğim dönemde A1 seviyesini tamamladıktan sonra Türkiye çapında A1 Almanca sınavı yapıldı. Ben de sınava girdim ve sonuç açıklandı. Sonuç 100 üzerinden 100. Okuma, dinleme, yazma ve konuşma hepsinden tam not almıştım. Bu başarımı küçük çaplı bir eventle Taksim’de arkadaşlarımla kutladım fakat kutlama gerektirecek esas haberi sonradan alacağımı nerden bilebilirdim ki.

Sınavdan 3 hafta kadar sonra Almanya Münich Goethe Institut merkezinden bir telefon aldım. Telefondaki kişi bana “Sayın Halil Altun, Türkiye çapında yapılan bu sınavda 100 üzerinden 100 alan tek kişisiniz ve ”bu başarınızdan dolayı burs kazandınız.” diyordu. Tabi donup kalmıştım. Sadece teşekkür edebiliyordum. Ta ki bursun detaylarını iyice dinleyip hiç düşünmeden kabul ediyor musunuz sorusuna bayağı bir yüksek sesle ‘Natürlich (Tabiki)’ diyene kadar. İki seçenek sunulmuştu bana. Birinci seçenek 4 ay sürecek olan Almanca A2 kursuna İstanbul’da bedava devam etmek. İkinci seçenek ise, Almanya’da 1 aylık yoğunlaştırılmış dil programı. Artı gidiş geliş uçak bileti, artı Alman bir ailenin yanında konaklama, yetmezmiş gibi bir de 1 aylık süre için cep harçlığı veriyoruz dediler.

Goethe Institut Bursu & Almanca Öğrenmek

Tahmin edebileceğiniz üzere hiç düşünmem gerekmeden ikinci seçeneği hemen kabul ettim telefonda. Ki tarih konusunda da şansım ciddi yaver gitti. Eylül ayı boyunca Hamburg’da Almanca dil kursu ve hemen akabinde Ekim’de başlayacak olan master programı. İste Bremen’den önce Hamburg’a dil okuluna gelme hikâyem de bu şekilde şekillenmiş oldu.

Goethe Institut’un yapmış olduğu burs jesti ile ilgili kısımda vurgu yapmak istediğim nokta ‘başarıya verilen değer’. Hem de başarı küçük bir başarı olmasına rağmen. En temel sınav olan A1 sınavından elde edilmiş olan naçizane güzel bir sonuç. Ben o dönemde öğrenci olarak gayet görevimi yaptım. Sınava girip başarılı bir sonuç elde ettim. Fakat sonrasında Goethe Institut’un yapmış olduğu bu jest bende müthiş bir etki bıraktı. Bir zamanlar sözlü olarak duyduğum ve sonrasında bizzat şahsen tecrübe ederek görecek olduğum ‘Avrupa’da başarılı insana değer veriliyor’ lafını birinci dereceden yaşıyordum resmen.

Maalesef güzel ülkemiz Türkiye’de duymaya alışık olduğumuz ‘Başarılı insanın ayağı kaydırılır’, ‘Meyveli ağacı taşlarlar’ gibi var olan atasözü ve deyişlerin aksini görüyordum. Engel olmak şöyle dursun, aksine teşvik ve motive edici farklı fırsatlar sunuluyordu. Almanya’da geçirmiş olduğum 8 yıla yakın süre zarfında gerek eğitim hayatım süresince, gerek sosyal hayatımda ve gerek iş yaşantısında bu durum asla değişmedi. Farklı hikâyeler, yeni kahramanlar ve yeni örneklerle katlanarak arttı.

Almanya’da ev bulmak

Bir ay kadar Hamburg’da dil okuluna gidip gelirken, bir yandan da Bremen’de ev bakınıyorum internetten. İstanbul’dayken de Bremen’de ev bulmayı denemiştim fakat ikinci aşamada “Evi görmeye ne zaman gelebilirsin” sorusu geliyordu hep. Ve karşı taraf cevap olarak “3 ay sonra” ‘yı duyunca olumsuz sonuçlanıyordu haliyle. Yani ev arama süreci eğer ki üniversite konaklama ayarlamıyorsa veya gideceğiniz yerde tanıdıklarınız yoksa maalesef uzaktan yürütülmesi pek mümkün olmayan bir süreç.

Ev bulma sürecinde ben wg-gesucht.de web sitesini kullandım (WG- Wohngemeinschaft yani Ortak yasam alanı demek). Bu site size ev arkadaşı ve/veya kısa, uzun vadeli, eşyalı, eşyasız ev bulmanıza olanak sağlıyor. Bildiğim kadarıyla Almanya genelinde bu konuda en yaygın olarak kullanılan site. Bremen öğrenci şehri olduğu için bir sürü seçenek çıktı karşıma ve sonunda ilk 3 aylık dönem için sevimli bir ev buldum. Toplamda Bremen’de 2 sene kaldım. Bu süre zarfında her seferinde kısa süreli eşyalı evler tutarak 5 farklı ev değiştirdim. Evde kalan öğrenciler tatil dönemlerinde ev bos kalmasin diye veya farklı şehirlerde staja gittikleri için yada başka sebeplerden dolayı evlerini kısa süreliğine eşyalı olarak kiraya veriyorlardı. Bu da Almanya’ya sadece bir valiz bir sırt çantasıyla gelmiş olan benim için tam manasıyla aradığım şeydi. 2 yıllık öğrencilik ve ev arkadaşlığı süresince mükemmel insanlarla tanıştım. Ev arkadaşlarımın Alman olmalarından ötürü de Almanca’mı bir o kadar ilerletme şansım oldu.

Almanya’da öğrenci olarak yarı zamanlı çalışma (Working Student-Werkstudent)

Master programı başladıktan 1 ay kadar sonra gördüm ki haftada en az 2-3 günümü boşa çıkarabiliyorum. Bu zamanı çalışarak değerlendirmeye karar verdim ve internetten iş aramaya koyuldum. Airbus’ın Bremen’de yaklaşık 9000 çalışanının olduğu büyük bir yerleşkesi var. Tabi ki de bu durumu İstanbul’dayken ve master programı araştırma sürecinde biliyordum. Alın size yukarıda bahsettiğim ‘ne istediğiniz/istemediğinizi iyi belirleyin’ konusuna bir örnek daha. 🙂

Airbus’taki yarı-zamanlı öğrenci (Working Student – Werkstudent) pozisyonlarına bakındım ve başvurularımı göndermeye başladım. Birkaç pozisyondan geri dönüşler aldıktan sonra gerçekleştirdiğim ilk mülakatta işe kabul edildim. Her şey çok hızlı gelişiyordu ve Almanya’ya gelmemin 3. ayında yarı zamanlı da olsa artık resmen Airbus’ın çalışanıydım. Hedeflerime yavaş yavaş ilerlemenin mutluluğu ve gururu ile 2 sene boyunca müthiş bir öğrencilik ve Airbus’ta çalışma süreci geçirdim
Bremen’de.

Almanya’ya Master Eğitimi İçin Geleceklere Tavsiyeler

Almanya’ya master eğitimi için gelen/gelecek arkadaşlar bilmeliler ki Almanya öğrencilerin çalışmalarına olanak sağlayan mükemmel bir ülke. Bir sürü fırsat sunuluyor öğrenciyken çalışabilmeniz için. Internet sayfalarında görebileceğiniz maksimum 450€’ya kadar çalışabileceğiniz küçük işlerin dışında, eğer kalifiye eleman olarak Working Student (Werkstudent) sıfatıyla işe alınırsanız, aylık net 1000€’nun üstüne çıkabilecek kazançlar da elde etmeniz mümkün. Bunun yarı sıra özellikle büyük şirketlerdeki esnek çalışma saati uygulamalarıyla (Flextime)öğrencilere ekstra kolaylıklar da sağlıyor. Şöyle ki haftalık 15 saatlik kontratınız var diyelim. Bu da günde 3 saatlik çalışma demek oluyor. İşe her gün 3 saat gelmek yerine, Flextime uygulamasından yararlanarak daha verimli çalışabilmek adına haftada iki gün günde 7,5 saat çalışarak haftalık mesainizi tamamlayabiliyorsunuz. Haftanın hangi 2 günü gelip gideceğinize de tamamen siz karar veriyorsunuz. Tabi bu durum ve detaylar müdürünüzle önceden konuşulmuş, onaylanmış ve bir plan çerçevesinde uygulanır olmak zorunda. Bu Flextime uygulaması ile ilgili birinci güzel detaydı.

İkinci güzel detay ise sizin haftada 2 gün x günde 7,5 saat çalışmak yerine, haftada 4 gün boyunca günde 7,5 saat gelerek bir sonraki haftanızı tamamen boşa çıkarabilme özgürlüğünüz. Mesela okul döneminde bir tatil olduğu hafta işe çok gelerek bir sonraki hafta veya ilerideki bir tarihte istediğiniz zaman o ekstra saatlerinizi kullanabilme özgürlüğünüz var Flextime uygulamasında. Şimdi gelelim üçüncü ve benim en sevdiğim detaya. Yine yukarıdaki örnekten yola çıkarak, haftada 2 gün x günde 7,5 saat değil de günde 10 saat çalıştınız diyelim (ki 10 saat Almanya’da günlük maksimum çalışma süresi). Bu yapmış olduğunuz ekstra 2,5 saatler yani fazla mesailer sizin Flextime hesabınızda birikiyor. İşin mükemmel yanı ise biriktirdiğiniz ekstra mesaileri kullanarak ücretli izin alabiliyor olmanız.

Biraz karışık hatta belki matematik problemi gibi anlattım durumu ama tane tane detayların altını çizerek net bir şekilde aktarmak istedim size bu mükemmel çalışma sistemini. Almanya’da çalışma hakkında en sevdiğin, en vazgeçilmezin ne diye sorarlarsa eğer kesinlikle bunun adı Flextime’ dır.

Almanya’da uçak mühendisliği – Almanya’da uçak mühendisi ne iş yapar?

Aslına bakarsanız “uçak mühendisi” diyerek alanı daraltmadan Almanya’da mühendis olmak demek iş bulma konusunda bir adım öndesiniz demek. Havacılık okuyup sonrasında da havacılık alanında calışmış olduğumdan ve esas hedefin de Airbus’ta kalıcı olmak olduğundan hedefi hiç şaşırtmadan tüm iş başvurularımı Airbus odaklı yaptım ilk başta. Fakat o dönem Airbus işçi alımlarını azaltma kararı aldığından sebep istemeyerek de olsa ilgimi çeken diğer şirketlere ve paralel mühendislik bölümlerine başvurmam gerekti. Bu süreçte Almanya’da iş aramak için sıklıkla kullanılan sitelerden monster.de, stepstone, linkedin gibi kariyer sitelerini kullandım. Burada paylaşmam gereken bir diğer konu ise Almanya’da head hunterların bu siteleri müthiş aktif olarak kullandıkları yönünde. Ciddi anlamda kafa avcılığı yapıyorlar. Bu arada bu bilgi sadece kendi edinmiş olduğum gözlemim değil, iş arayan diğer arkadaşlarımdan da duyularım bu yönde.

O dönem yeri geldiğinde haftada 3 farklı şirketle görüşme yaptığım da oldu. Fakat yazının başında da belirttiğim gibi iş arama ve bulma sürecince en kritik temel nokta “uzmanlık alanı”. Tabi bunu sadece mühendislik alanlarında söyleyebilirim. Yani Türkiye’de de Almanya’da da mühendis olarak çalışmış biri olarak net bir şekilde ifade etmeliyim ki iş ilanları “makina mühendisi aranıyor” ’dan ziyade “… alanında uzmanlaşmış …mühendisi aranıyor” şeklinde.

Son Söz / Kapanış

Özetle durum şöyle. Kendime hedef olarak belirlediğim havacılık alanında uçak mühendisi vasfını kazanıp belirli bir süre iş tecrübesi edindim. Sonra Türkiye’de yapabileceklerim kısıtlı olmasından ötürü önce yurt dışında yüksek lisans eğitimimi tamamladım ve sonrasında da sektöre yön veren havacılık devi AIRBUS’ta çalışmaya başladım. Zengin bir ailenin çocuğu ya da üst düzey mevkilerdeki birilerinin tanıdığı değildim. Sadece hedefi olan ve bu hedefe gönül veren bir genç olarak çıktım yola. Gerçekleşeceğine olan inancım yer yer sekteye uğramış hatta bazen tökezlemiş olsa da; esas hedefimden asla şaşmadan sürekli sonuç odaklı hamleler yaparak her seferinde beni bir adım daha ileriye taşıyabilecek yolların ve yöntemlerin arayışı içinde oldum. İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği Fakültesi’nde başlayan bu yolculuk uzun çabalar ve uğraşlar sonunda AIRBUS ile sonuçlandı.

“Hedefsiz insan rotasız gemiye benzer” sözüne atıfta bulunarak hedef belirlemenizin önemine vurgu yaparken “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez” sözüyle de dışarıda size yardım edecek sayısız imkânlar ve ‘rüzgâr’ etkisi
yapacak etkenler olduğu belirtmek isterim. Size düşen o rüzgârı doğru karşılayıp ona doğru yönü vererek hedefinize emin adımlarla ilerlemek.

Almanya’da uçak mühendisliği – Son not, Küçük tavsiye

Hamburg’a olan tek yön uçuşumdan bir gün önce “gelecekteki kendime” mail atmıştım. Çok ütopik gelirdi bu tip şeyleri yapmak bana. Gelecekteki ‘ben’ ilk bugünden yazılan bir mesaj ile iletişim kurma fikri. Ama itiraf etmeliyim ki bir
zamanlar yazmış olduğunuz yazıyı yıllar sonra açıp okuduğunuzda, o zamanlar neler hissettiğinizi görmek belki o anı tekrar yaşamak değişik bir duyguymuş. Eğer siz de böyle bir maceraya atılır ve bu yola çıkarsanız kesinlikle tavsiye ederim. Önemli ve radikal bir karar alıp içinizdeki korku, heyecan ve mutluluk karışımındaki duygu selini yazıya döküp bilinmeze doğru giderken yazdığınız notları gelecekteki bir zamanda okumak belki de ileride çocuğunuzla bu durumu paylaşmak o zamanki ‘Siz’le tanıştırmak. Neden olmasın. Denemeye değer bence.

Her şey gönlünüzce olsun.

Almanya’da uçak mühendisliği yazısı için Halil’e çok teşekkür ediyoruz! 🙂 Bir sorunuz olursa Halil’in Instagram hesabını da buraya bırakıyoruz.

Sevgiyle!

Almanya’da doktorluk yazımızı da buraya bırakıyoruz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.youtube.com/

1 comment

  1. Yamaç paraşütü pilotu olarak Almanya’da yamaç paraşütü araştırırken uçak mühendisliğine denk geldim 🙂 Blogunuz çok sade çok hoş, bilgilendirme için teşekkür ederim. Takipte kalacağım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close