Close
Almanya’da Yaşamak: Almanya’da Değişen Alışkanlıklarımız, Yeni bir Biz!

Almanya’da Yaşamak: Almanya’da Değişen Alışkanlıklarımız, Yeni bir Biz!

Almanya’da Değişen Alışkanlıklarımız, Yeni Huylarımız, Yeni bir Biz!

Münih’e taşınalı 1,5 yıl, Almanya’da yaşamaya başlayalı 3 yıl oldu. Bu 3 yılda hayatımızda çok şeyler değişti, en çok da alışkanlıklarımız! Kendimize yeni bir düzen kurarken (bilerek veya bilmeyerek) yaşadığımız kültüre benzeyivermiş huyumuz!

Oturduk, bunun üzerine düşündük ve hayatımız nasıl değişmiş, alışkanlıklarımız nasıl değilmiş, biraz bununla ilgili yazmak istedik.

Bu yazıyı yazmadan önce fark ettik ki, Almanya’da edindiğimiz yeni ve güzel alışkanların arasına bazen gıcık, kötü alışkanlıklar da sızıvermiş. Sonuçta burası objektif bir blog, kendimizi kayırmak olmaz, onları da yazdık. 🙂

İyiler önden.

Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Sporu hayatın tam içine dahil etmek ve ilk kez tanıştığımız bir aktivite ‘koşmak’!

İstanbul’daki hayatımızda spor bizim için spor salonunda yapılan, çoğu zaman bir hevesle gidip aylarca ara verdiğimiz bir şeydi. Açıkcası çok sportif insanlar da değildik. Bavyera’da ise spor 7’den 70’e herkesin yaptığı bir şey. Hem de çoğu zaman dışarıda yaptığı bir şey. Parklar, sokaklar her daim spor yapan insanlarla dolu. Spor yapmazsanız kendinizi eksik ve tuhaf hissediyorsunuz.

Biz de zamanla sporu hayatımıza dahil ettik ve yazın çoğunlukla parklarda, kışın da spor salonunda en azından haftada iki kez spor yapmaya çalışıyoruz.

Koşmak kısmını ayrı yazdık çünkü o ayrı çılgınlık! Bavyera’da ‘koşuya çıkmak’ insanların yeme – içme gibi düzenli yaptığı, hayatlarının rutinine dahil olan bir şey ve bir yerden sonra siz de o kondisyona sahip olmak, ofisce koşuya gidildiğinde ayak uydurmak istiyorsunuz. Biz de önce 2km ile başladık, sonra zamanla gıdım gıdım arttırdık. Hala buranın insanına yetişmek için çok yolumuz var, fakat hiç yoktan iyidir.

Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Çok erken kalkmak; Erken kalkan cidden yol alır mı bilinmez, fakat ofise erken geldiği kesin!

İkimizin de ofisinde giriş çıkış saatleri esnek. Yani bu demek oluyor ki, siz haftada toplamda 40 saat çalıştığınız sürece, kaçta girip çıktığınızla çok ilgilenmiyorlar. Bize en tuhaf gelen şeylerden birisi insanların bu kadar esnekliğe rağmen, sabah 7 – 7,5 arası işe gelmesi oldu. Herkes olmasa da birçok insan özellikle 6’da kalkıp işe geliyor. Doğaları böyle. En geç 4 gibi de işten çıkıveriyorlar. Bu haftasonu da değişmiyor, sabah 6’da dışarıya kafanızı uzatın mutlaka çoktan uyanmış koşuya çıkmış insanlar görürsünüz!

İşin tuhafı biz sabahları yatağımızdan sürünerek kalkarken, 7’de işe gelenlerin ayık cin gibi olması. Biz de kendimize bir ‘kişisel challenge’ başlattık ve son 6 aydır haftaiçi saat 6 civarı uyanıyoruz (tabii her gün değil ve özellikle haftasonları hiç değil). Meğer ne değişik bir hismiş, gün inanın bitmiyor! 🙂

Hallstatt Gezi Rehberi ve Hallstatt Gezilecek Yerler
Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Dışarıdan hiç yemek söylememek ve işe evden yemek götürmek; sefer tası bizimdir.

İkimiz de İstanbul’da kimi zaman eve üç öğün yemeksepeti söyleyen insanlardık (salata söylediğimiz zaman bugün sağlıklıyız diye sevinen tayfadan). Almanya’da ise böyle bir alışkanlık hiç yok. Dışarıdan yemek söyleyebileceğiniz bir uygulama var ama kullanan belki binde birdir. Kalan herkes eski usul, evde yapıp kalanını da ertesi gün işe götürüyor. Şu an ikimizin de düzenli kullandığı bir beslenme çantası var. Bir önceki akşam yemek yapmadıysak da genelde öğlen markete gidip salata malzemesi alıp salata hazırlıyoruz.

İlk başlarda şirketin CEO’sunun bile evden öğle yemeğini getirmesi, getirmediyse mutfakta makarna yapması tuhaf gelmişti ama artık yeni normalimiz bu. 🙂

Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Tüketmemek, ya da düzeltelim; sadece ihtiyacımız olan kadar tüketmek

Bizi en çok mutlu eden ve yeni düzenimizde bizi huzurlu bir insan yapan şeye geldik. Sadeleşmek! Hem de hem içten hem dıştan sadeleşmek..

Daha önceki yazılarımızda bir yerde bahsetmiştik; şu an oturduğumuz eve taşınmadan önce ilk bakmaya gittiğimizde, ev sahibine ayakkabılığın yerini sorduk ve bize dedi ki; ‘ben tek yaşıyorum, iki tane de ayakkabım var, o yüzden şu ana kadar ayakkabılığa ihtiyacım olmadı…’ Bunu diyen ev sahibimizin Münih’te birkaç tane evi var, hayatına bir de dünya turu sığdırmış, fakat üçüncü bir ayakkabıya gerek duymuyor. Hayatı sade ve basit. İdealimizdeki hayat.

Bu coğrafyada insanlar tüketimin gelişmemiş ülkelerin alışkanlığı olduğunu düşünüyor ve bu özellik bulaşıcı; etrafınızdakiler tüketmeyince siz de tüketmiyorsunuz. Biz de uzun süredir ihtiyacımızdan fazlasını almayı bıraktık ve ne kadar az alırsak, o kadar çok seyimiz var gibi geliyor. Bir gün Türkiye’ye dönünce tek bir alışkanlığı sürdürme şansımız olsa bunu seçerdik.

Budva Gezilecek Yerler
Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Çevreye duyarlı bir insan olmak, çöpleri ayırmak ve geri dönüşüm

Yukarıdakinin bir devamı olarak çevreye de duyarlı bir insan olmak, zira insanlar burada çöpleri ayrıştırıyor ve plastikler ayrı yere, kartonlar ayrı yere, organik çöpler ayrı yere, piller ayrı yere, diğer tüm atıklar da tek bir yere gidiyor.

Biz henüz bu seviyeye gelemedik (belki de hiç gelemeyiz) fakat en azından kartonları ve plastikleri kesin ayırıyoruz. Bu da bulaşıcı bir şey, etrafınızdakiler yapınca siz de otomatikman yapmaya başlıyorsunuz.

Şu ana kadar yazdıklarımız bize Almanya’da yaşamanın iyi gelen yanlarıydı. Burada detaylı yazmadığımız ama bizi iyi yönde değiştirdiğini düşündüğümüz başka alışkanlıklar da var. Örneğin evde kendi kendimizi oyalamayı öğrenmek, genel anlamda daha disiplinli olmak gibi. Fakat, tüm bunların yanında bir de istemeden edindiğimiz, itiraf etmek gerekirse hiç hoşumuza gitmeyen yeni huylarımız / alışkanlıklarımız var..Hep iyilerden bahsedip, kötüler yokmuş gibi yapamayacağımız için, buyrun..;

Örneğin;

Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Dakiklik konusunda obsesif bir insan olmak

Münih’e ilk taşındığımız ay, internetten tanıştığımız bir çiftin spor üyeliğini devralacaktık. Randevuya toplamda 5 dakika geç kaldık ve bizimkiler ‘herhalde bu saatten sonra gelmezler’ diyerek 3. dakikanın sonunda ayrılmışlar! Bu ülkedeki zaman kavramıyla ilgili yaşadığımız ilk travma bu olmuştu. Daha sonra randevusuna 3 dakika geç kalınca çıldıran doktor, 1 dakika bile geç başlamayan iş toplantıları derken artık biz de herkes gibiyiz!

Birisi 5 dakika geç kalsa sinirleniyoruz, sabırsızlanıyoruz…Her şeye önceden bir saat, bir tarih koymaya çalışıyoruz. Aslında insan her zaman biraz esneklik payı bırakmalı her şeye.

Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

İş odaklı yaşamak (bu pek hoş olmadı)

Almanya’da hayat hafta içi tamamen iş odaklı geçiyor ve iş yerinde de iş dışında pek bir şey konuşmuyorsunuz insanlarla. İş yüzünden streslendiğimiz, günümüzü ve akşamlarımızı kötü geçirdiğimiz çok oluyor. Hoş değil.

En büyük korkumuz, ve yavaş yavaş etkisinde kaldığımızı hissettiğimiz şeye geldik;

Sri Lanka Gezi Rehber ve Sri Lanka'da Gezilecek Yerler
Almanya’da Yaşamak, Almanya’da Çalışmak ve Almanya’da Değişen Alışkanlıklar

Mesafeli bir insan olmak

bu ülkede insanlar temastan hiç ama hiç hoşlanmıyor (istisnalar kaideyi bozmaz). Konuşurken birbirine dokunan, ya da bir insanı kırmamak için ekstra çaba gösteren insan sayısı çok az. Kültür böyle, soğuk-kanlı. Bizse sevgimizi dokunarak, temas ederek gösteren insanlarız (ya da insanlardık) ve en çok insanlardaki o sıcaklığı özlüyoruz.

Son zamanlarda fark ettik ki, biz de artık kendi yakın arkadaşlarımızla bile eskisi kadar temas kurmuyoruz (hala çok seviyoruz), resmen içimize işlemiş! Bu aralar buna müdahale edip eski halimize dönmeye çalışıyoruz.

Bir de bonus var; kendi ilişkimiz. 🙂 İstanbul’da oldukça sosyal bir hayat yaşarken ve sevdiklerimiz yanımızdayken, ilişki yürütmek, bir ülkede sadece iki kişi kalınca iyi anlaşmaktan gerçekten çok daha kolay. Siz nasıl dönüşüyorsanız, ilişkiniz de o şekilde dönüşüyor ve bir yerden sonra tartışmalarda bile Umut’u Umut’a, Asya’yı yine Asya’ya anlatmaya alışıyorsunuz. O yüzden yeni bir ülkeye taşındığınızda ilk darbeyi önce ilişkiniz yerse şaşmayın, sonra daha iyisi oluyor!

Uzun zamandır böyle bir ‘durum güncellemesi’ yazısı yazmamıştık. 1 sene sonra dönüp bu yazıyı tekrar okuduğumuzda neler olur bilemiyoruz. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close