Close
Yalnız Ama Mutlu Şehir Heidelberg Gezi Rehberi

Yalnız Ama Mutlu Şehir Heidelberg Gezi Rehberi

Almanya deyince aklınıza gelen ilk 3 kelime nedir hemen tahmin edelim. Kara bulutlar, bira ve Hitler gelme ihtimali yüksek! Vallahi ne diyelim, haksız da sayılmazsınız. 🙂 Biz de dedik ki, o zaman Heidelberg’i yazalım, biraz içimiz açılsın, okuyanlar ‘’Aa Almanya’da tipi güzel olan şehirler de varmış’ desin, hem belki Heidelberg’e gitme planları olan vardır, gezi planlarında bir tuzumuz bulunur falan. Değil mi neden olmasın?

O zaman karşınızda Heidelberg. Almanya’nın yalnız ama mutlu şehri!

Heidelberg, yalnız bir şehir dediğimize bakmayın. Yeşiller arasında olduğu için tam bir huzur-bulma şehri olsa da, Almanya’nın en iyi üniversitelerinden biri olan Heidelberg Üniversitesi (doğal olarak) burada olduğu için, aynı zamanda tam bir öğrenci şehri. Frankfurt’ta bile erkenden kapanan barlar-cafeler Heidelberg’te geç saate kadar açık ve şehrin merkezi hep canlı.

Diyelim ki Heidelberg’i görmek istiyorsunuz ama yanına beline birkaç şehir daha ekleyip gezinizi biraz genişletesiniz var. Biz de hemen alternatiflerden bahsedelim. Belki duymuşsunuzdur Almanya’nın bir ünlü ‘Romantik Yol’u var. Ülkenin güneyinde bulunan Bavyera kasabalarını birbirine bağlayan bu yol, İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan askerleri tarafından keşfedilmiş ve daha sonradan Almanya tarafından sahiplenilmiş. ‘Ee peki adı kadar romantik bir yol mu’ derseniz, kesinlikle evet. Peki konumuz bu değilken niye ‘Romantik Yol’dan bahsettik, çünkü Heidelberg bu Romantik Yol rotasına dahil olmamasına rağmen, bahsettiğimiz Bavyera kasabalarına, arabayla yaklaşık 1 saat mesafede kalıyor ve eğer Romantik Yol ‘road trip’ planlarınız varsa, birazcık ‘yoldan çıkıp’ 1 gününüzü Heidelberg’e ayırabilirsiniz.

Peki diyelim Romantik Yolcu(!) değilsiniz, o zaman Heidelberg’e en yakın havaalanı olan Frankfurt’a gelebilirsiniz. Heidelberg, Frankfurt’a yaklaşık 80 km ve merkez tren istasyonundan(Hauptbanhof) düzenli olarak Heidelberg’e tren kalkıyor. Eğer zamanınız varsa ve daha uygun bir alternatif arıyorsanız da, www.goeuro.com buradan Frankfurt-Heidelberg arası otobüs seçeneklerini aratabilirsiniz. Diğer bir seçenek ise Stuttgart Havalimanı. Stuttgart-Heidelberg arası da 120 km civarı ve düzenli olarak tren kalkıyor.

 

Konaklama

Biz Heidelberg’e şu ana kadar üç kez gittik ama hiç kalmadık. Burada bir hatırlatma yapmamız lazım, eğer kalacaksanız, gerçekten oteli son dakikaya bırakmamak gerekiyor. Bakmayın küçük bir şehir olduğuna, hakikaten çok turist çekiyor ve otel sayısı az. Sonra gecenin bir saati son trenle Frankfurt’a dönüp burada kalmak zorunda kalabilirsiniz(kapımız herkese açık) 🙂 Bir de, eğer zamanınız varsa Heidelberg’e 2 gün ayırabilirsiniz. Yavaş yavaş, sindire sindire gezince daha çok keyfi çıkan şehirlerden çünkü.

Yapmadığımız bir şeyi önermek tuhaf olacak ama, eğer kalacaksanız otelinizi minik şehrin merkezi olan ‘Hauptstrasse’ civarında seçebilirsiniz. Zira her Alman şehrinin olduğu gibi Heidelberg’in de tren istasyonu bölgesi biraz sevimsiz. O yüzden tren istasyonu civarında kalmak yerine ‘Hauptstrasse’ yakınında kalmak çok daha mantıklı olur.

Genelde Heidelberg gibi ‘butik’ şehirler Avrupa’da biraz pahalı oluyor ama Heidelberg henüz pahalanmamış bir şehir. O yüzden öğrenci bütçesiyle geliyorsanız da kesenize göre bir şeyler bulmanız mümkün. No panik! 🙂

O zaman;
Gezilecek Yerler

Heidelberg yürüyerek her yerini gezebileceğiniz bir şehir. Ama trenle gelecekseniz tren istasyonu şehir merkezine biraz uzak kalıyor. Biz her seferinde yürüdük ama siz merkeze hemen tren istasyonunun yakınından geçen tramvayla gidebilirsiniz. Bunu da yazalım içimizde kalmasın dedik. 🙂

Hauptstrasse

Aslında Hauptstrasse Almancada ‘Ana Sokak’ demek, Almanlar’da çok yaratıcı olmadığı için, Heidelberg’in en kalabalık sokağına ‘Hauptstrasse’ deyip geçivermiş. Yaya trafiğine kapalı bu up-uzun cadde Heidelberg’in hatta tüm Almanya’nın en uzun yaya trafiğine kapalı caddesi-imiş. Bir ucundan diğer ucuna da yaklaşık 1,5 km-imiş. Üçüncü dalga kahveciler, restoranlar, butikler, hamburgerciler ve publar daha doğrusu Heidelberg’te ‘ne var ne yok’ bu caddede diyebiliriz. Christmas zamanı bir de burada çok güzel bir Christmas Market kuruluyor.

Heidelberg’in ünlü, 1700lü yıllarda şehir için savaşan halkı simgelediği söylenen Heidelberg Sanat Müzesi (Kupfalzisches Museum) bu caddede. Eğer tarih ilginizi çekiyorsa mutlaka gidin. Pazartesi hariç her gün açık.

Müzenin biraz ilerisinde de şehrin ünlü klisesi ‘Heiligegeistkirche’ var. Kutsal Ruh Klisesi anlamına geliyor. Heidelberg, II.Dünya Savaşı’nda zarar görmediği gibi bir de Amerikan askerlerini bağrına basmış demiştik. Kliseyi gezerken de görüyorsunuz ki, klisenin gotik yapısı olduğu gibi kalmış.

Biz gitmedik ama cadde üzerinde bir de ‘Alman Paket Müzesi’ var. Yok adını yanlış yazmadık gerçekten adı bu. Böyle Alman paketli ürünler falan varmış, çikolatadır, sigaradır falan. Yani nasıl bir müzedir hiç bilemedik. Siz giderseniz bize de anlatın.

sanatçı ruhumuz hep özgür!

Bu cadde üzerinde açık ara en çok ilgimizi çeken bina ‘Eski Öğrenci Hapishanesi’ yani ‘Studentenkarzer’ oldu. 1700’lü yıllardan 1900’lere kadar, şehirde huzuru bozan(!) öğrencileri bu binaya hapsediyorlarmış. Fakat mahkumluk boyunca da eğitime devam etmek zorunluymuş. Yani okul-hapishane arası gidip geliyorlarmış. Öğrencilerin o dönemlerde binanın duvarlarına yazıp çizdiklerini hala görebiliyorsunuz. Bina Pazar günleri hariç her gün 16:00’a kadar açık.

Bir de Hauptstrasse’yi gezerken arada ara sokaklara dalmayı unutmayın. Heidelberg tam bir ‘ara-dar sokak’ şehri. Hiç tahmin etmeyeceğiniz ara sokaklarda karşınıza öğrenci pubları, butik kahveciler ve hediyelikçiler çıkabiliyor.

Hauptstrasse’nin sonu ise Markplatz’a çıkıyor. Bu meydanı tam ortasındaki ‘Herkül’ heykelinden tanıyabilirsiniz. Burası da Hauptstrasse’nin sokak değil de ‘meydan’ versiyonu gibi. Yine hediyelikçiler, kafeler ve restoranlar ile çevrili. Ama adı üstünde ‘meydan’ olduğu için mekanlar biraz pahalı. Biz yemek yemek ve bir şeyler içmek için hep ara sokakları tercih ettik.

Heidelberg Kalesi

Heidelberg Kalesi (Schluss Heidelberg)

Geldik meşhur ‘Heidelberg Kalesi’ne çıkma kısmına. Kale’ye Markplatz’dan yürüyerek ya da yine girişi bu meydanda olan finiküleri kullanarak çıkabiliyorsunuz. Biz beline-kuvvet-bi-blog olarak yürüdük ve zaten kale çok uzakta olmadığı için 25 dakikada çıktık. Bizim gibi yolda oyalanmazsanız 15 dakikada bile çıkılır. Kaleye yürürseniz yolda çok güzel manzaralar yakalayabiliyorsunuz.

Finiküler kullanmak isterseniz ise fiyatı, çıkmak istediğiniz yüksekliğe göre değişiyormuş.

Heidelberg Kalesi (bazen saray olarak da geçiyor), 13. Yüzyılda şehrin en ‘şahane’ yerine yapılmış ve 1764 yılında yıldırım çarptığı için zarar görmüş. Bir nevi nazar değmiş yani. Kalenin bazı bölümlerinde halen restorasyon devam ediyor. 🙂 Yöredekiler de, kalenin meşhur kırmızı taşlarını kendilerine ev yapmak kullanmışlar fakat kale sonradan korumaya alınmış.

Kalenin ise daha da tepesinde çok meşhur bir ‘Molenkur Otel’i var. Eğer finikülerle çıkıyorsanız önce bu otele kadar çıkıp sonra kaleye yürüyerek inebilirsiniz. Otelin terasının, kaleden daha bile güzel bir manzarası olduğunu söylemeliyiz. Zamanınız varsa burada bir çay-kahve-bira molası mutlaka verin. Bir de merak edip otelin gecelik fiyatına baktık. Gecelik oda başı 100 Euro’ydu. Heidelberg’teki diğer uçuk otel fiyatlarını düşününce burası makul geldi. Konaklamak için burayı da düşünebilirsiniz.

Neyse, hemen konumuza dönelim; kalede dönem dönem sergiler ve etkinlikler oluyor. http://www.schloss-heidelberg.de/en/home/ gitmeden önce şuradan gideceğiniz tarihte kalede ne var ne yok kontrol edebilirsiniz. Bir de burada ‘Alman Eczane Müzesi’ var. Geçmişten günümüze tedavi yöntemleri, ilaç yapım yöntemleri, antika ilaçlar ve antika bitkisel ilaçlar sergileniyor. Bunun nedeni de Heidelberg'de dünyanın en ünlü tıp okullarından birinin bulunması diye düşünüyoruz. Herhalde bizim eczacı olasımız varmış, epey ilgimizi çekti.

Ay bir de söylemeden geçmeyelim, burada dünyanın en büyük ‘fıçısı’ var. Yani nasıl olmuş da dünyanın en büyük ‘fıçısını’ yapmak bizim Türklerin değil de Almanların aklına gelmiş, bunu da Heidelberg Kalesi’nde yapmışlar şaşırdık. Neyse.

Karl-Theodor Köprüsü

Heidelberg’in bu kadar ‘romantik’ bulunmasının sebeplerinden birisi de Neckar Nehri tarafından ikiye ayrılması ve nehir kenarının yeşiller içindeki görüntüsü olmalı. Kimisi yaz zamanı daha çok beğeniyordur ama biz kışın, gölün o donmaya yakın halini ve bol yeşiller içinde olmasını çok beğendik. Karl-Theodor Köprüsü de tahmin edebileceğiniz gibi nehrin iki yakasını birleştiriyor.

Taa 12. Yüzyılda yapılan ilk köprü savaşlarda zarar görünce, onun yerine 1700’lü yıllarda bir taş köprü yapılmış. Ancak şanssızlık değil mi, bu sefer de II.Dünya Savaşı sonrasında Amerikan askerleri, Neckar Nehri’nin iki yakasından birbirine ulaşımı engellemek için nehrin üzerindeki tüm köprüleri yıkmışlar ve bu sonradan yapılan taş köprü de yıkılmış. Savaş bittikten sonra da halk kendi çabalarıyla köprüyü yeniden inşa etmiş ve köprü 1947 yılında tekrar açılmış.

Köprünün bu kadar bahtsız olduğuna bakmayın, nehir kenarında yürürken gerçekten çok güzel gözüküyor. Bir de köprünün üzerinde, köprüyü yapan Karl Theodor ve bir Roma tanrıçasına adanmış iki tane heykel ve bir de bronz maymun heykeli var. Turistler yaz zamanı nehir kenarına akın ediyormuş.

Köprüden ilerlediğinizde ise yılan yolu denen bir patikaya ulaşıyorsunuz. Patika gerçekten de biraz dik ve biz kış zamanı gittiğimiz için çok üşüdük, ama niyetlenirseniz hemen yazalım, tünelin sonunda ışık var. 🙂 Patikanın sonunda ise Heiligenberg(Kutsal Dağ) üzerinde bulunan ‘Filozof Yolu’na ulaşıyorsunuz. Meşhur Heidelberg Üniversitesi’nin profesörleri ve filozofları zamanında bu yollarda bol bol yürüyüp düşünürmüş, sonradan da adı ‘Filozof Yolu’ olarak kalmış. Yol ve yokuş çıkmak gerçekten biraz yorucu, o yüzden bu kısmı Heidelberg’e günübirlik gelenlere tavsiye edemeyebiliriz. Ama zamanınız varsa ve fotoğraf çekmeyi seviyorsanız gerçekten burası hoşunuza gidebilir.  Ayrıca şunu da ekleyelim, Heidelberg kalesine çıkan iki yoldan birisi de buradaymış, biz diğer Markplatz’dan çıkılan yolu kullandık.

evet patatesle çektik! 🙂

Yeme-İçme Faslı

Bahsetmezsek olur mu? Olmaz. O zaman hemen!

Café Gundel: Burası Heidelberg’in en ünlü almanvari tatlıcısı diyebiliriz. Mekan çoğu zaman biraz kalabalık olsa da, yemek işini pek beceremeyen almanlar arada sırada güzel tatlılar yapıyor. Burası da onlardan biri. Sevdik ve hemen notumuzu aldık.

Schnitzelbank: Hauptstrasse’de bulunan bu restoranı da çok sevdik. Geç saate kadar açık olan Shnitzelbank’ın yemekleri hem yemekleri hem ortamı çok güzeldi. Yemek konusunda Heidelberg’teki bir numara yerimiz şu an burası.

Bir diğer gittiğimizde de öğle yemeğimizi ‘Die Kuh die Lacht’ta yedik. Gittiğimiz en iyi hamburgerci diyemeyiz ama Heidelberg standartlarına göre iyiydi ve fiyatları da uygundu. Kahve içinse ‘Florian Steiner’ ya da ‘Bar d’Aix’ı deneyebilirsiniz.

Heidelberg bir öğrenci kenti olduğu için, ucuz yeme-içme alternatifi de çok. O yüzden şehri gezerken de ara sokaklara girip kendinize çok güzel lokal restoranlar bulma ihtimaliniz yüksek. Bu açıdan Heidelberg’i sevdik.

Son olarak bir de Heidelberg Üniversitesi’nden bahsedelim. Heidelberg Üniversitesi, Almanya’nın en iyi ve köklü üniversitelerinden ve kampüsleri Heidelberg’in her yerine yayılmış durumda. Eğer Almanya’da yüksek lisans düşünürseniz İngilizce yüksek lisans bölümeri de var. Eğer ilginizi çekerse http://www.uni-heidelberg.de/courses/prospective/academicprograms/master_en.html şu linkten bakabilirsiniz.

Nitekim biz bu minik şehri seviyoruz. Minik, canlı, yeşil, güzel. Hayat da bu şehirde güzel akıyor. Umarız siz de keyfini çıkartırsınız!

 

Sevgiler!

Instagram’da da varız. Tanısanız Seversiniz!! ?

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close