Close
Seul Gezi Rehberi: Seul’de 24 Saat

Seul Gezi Rehberi: Seul’de 24 Saat

Seul Gezi Rehberi & Seul’de 24 Saatte Gezilecek Yerler:

Daha doğrusu 24 Saatte Seul!
Seul Gezi Notları

Başlığı böyle attık çünkü bu seferki yazımız bir şehir rehberi değil çünkü Seul gibi kocaman bir şehir 24 saatte gezilmez, gezilemez. Bu seferki bir 24 saatlik Seul günlüğü olacak!

İstanbul’dan Manila’ya giderken iki aktarma arasında Seul’de tam 24 saatimiz vardı ve havanın eksi 16 derece olmasına aldırmadan bu 24 saati en verimli geçirmeye çalıştık. Gitmeden önce dersimize iyi çalıştık ve 24 saatte Seul’de nereleri gezilebilir, hangi sırayla nereleri gezmemiz gerekir, bunları bol bol araştırdık. Sonuçta dünya gözüyle Seul’u de görecektik ve zamanımızı boşa harcamak istemedik.

Seul metrosunda Umut’un mutsuzluğu 🙂

Seul’de uçak aktarması yapmak isteyenlere karşınızda hap hap bilgiler ve bizim 24 saatlik gezi güncemiz!  🙂

Seul’de iki havalimanı var. Siz de bizim gibi Asiana Airlines’la aktarma yapacaksanız Incheon Havalaanı‘na ineceksiniz. Buradan Seul şehir merkezine iki tür metro var. Birisi express, diğeri de herkesin kullandığı normal hızdaki şehir metrosu. Biz şehir metrosuyla yaklaşık 45-50 dakikada Seul merkezinde olduk.

Şehri gezmek için günlük metro bileti alabilirsiniz. Zaten bizim gibi hop orada hop burada olduğunuz için metroyu bol bol kullanacaksınız. Güney Kore`de GoogleMaps toplu tasima icin calisiyor ama yururken calismiyor. Gitmeden once Maps.me uygulamasini indirip, uygulama icinde de Seul ve Incheon haritasini indirmeyi deneyebilirsiniz. Biz Maps.me yi daha onceki gezilerimizde deneyip cok memnun kalmistik.

bizde yemekleri kadın tarafı seçer 🙂

Seul ne çok ucuz, ne de çok pahalı. Ortalama bir Avrupa şehri ayarında diyebiliriz. Türkiye’den yanınızda Euro veya Usd getirip Seul’de kolayca bozdurabilirsiniz. 1 Euro ortalama 1300 Won. Kolay olsun diye Seul’deki fiyatlardan bahsederken Euro olarak fiyatlarını söyleyeceğiz, zaten öteki türlüsüne kafamız pek basamadan şehirden ayrılmış olduk!

Gitmeden önce Seul’de kimse İngilizce konuşmuyor diye okumuştuk ama başımıza bir iş gelmeyecekse herkes çatır çatır konuşuyordu. Belki son yıllarda öğrenmişlerdir ama iletişim konusunda hiç sorun yaşamadık.

Seul yaklaşık 11 Milyonluk kalabalık bir şehir ama aynı zamanda çok düzenli. Bize Asya şehirlerindeki kaos burada yok gibi geldi. Yalnız insanları tam bir cep telefonu müptalası. İlk defa cep telefonuna Türklerden daha düşkün bir millet gördük, enteresan (yazar burada iğneyi kendisine, çuvaldızı başkasına batırdı çaktırmayın)!

uyuma yoksa ölürsün soğuğu!

Evet en acı kısma geldik, kış zamanı Seul’de olmak! Gitmeden önce baktığımızda bizim aktarma yapacağımız gün Seul’de hava -16 (yazıyla eksi 16) gösteriyordu ve çok da “şeeyetmedik” açıkçası, sonuçta biz de Münih’te yaşayan insanlarız…Fakat o iş öyle değilmiş…Termal içliklere, kat kat çoraplara, iki kat eldivene ve kazaklara rağmen donduk…Hayatımız boyunca böyle bir soğuk görmemiş olabiliriz. Çok çirkin bir havaydı. Şu ana kadar havanın bizi en zorladığı şehir Seul oldu. O yüzden kışın gelecek olanlara dikkat, içlik donunuzu almadan gelmeyin…..! Yazın gelecekler, Seul’un aşırı sıcak havasına hiç üzülmesin, kışın bir yerlerinizi dondurmaktan iyidir..!

Vize konusunda zaten diyecek bir şey yok, Güney Kore bizden vize istemiyor. Dönüş biletinizi de gösterip rahatça ülkeye girebilirsiniz. Hatta bizce dönüş biletiniz yoksa bile bir-iki kontrol edip sokacaklardır.

Seul’e uçuş gidişte 10, dönüşte 12 saat sürüyor. Seul’ü böyle aktarma bahanesiyle gezmeseydik özel olarak gezmeye gelir miydik bilemedik ama 24 saatlik gezmek şimdilik yetti. Bizde bir Asya şehrindense, kalabalık bir Avrupa şehri hissiyatı yarattı. ama bir yanımız da Seul’ü çok sevdi.

Şimdi içimizi de döktüysek, sadede gelebiliriz!

Seul’de aktarma yapacaksınız ve zamanınız var ama şehri kendiniz gezmek istemiyorsunuz, o zaman size çok ideal bir önerimiz var. Incheon Havaalanı’nın transit yolcuları için düzenlediği ücretsiz şehir turlarına katılmak. Bunun için tek yapmanız gereken biletinizi aldıktan sonra, şu linkten  Asiana Airlines’ın sitesine, oradan da yönlendirdiği rezervasyon linkine tıklamak ve size uyan saatteki şehir turuna rezervasyon yaptırmak.

Gyeongbokgung Palace

Aktarma sürenize göre, 4 saatten 9 saate kadar süren şehir turları var. Tur bitiminde de sizi yine havaalanı terminalinize bırakıyorlar. Böylece hem Seul’de belli başlı noktaları ücretsiz gezmiş hem de yorulmamış oluyorsunuz. Biz de başta bu turlara katılmak istedik ama sonradan şehri bağımsız gezme fikri ağır bastı ve vazgeçtik açıkçası.

24 Saat Aktarması Olanlar İçin Seul’de Konaklama

Asiana Airlines bilet sınıfınıza göre bazen uzun aktarmalarda bedava otel konaklaması verebiliyor. Bizim bilet sınıfımız buna uygun değildi, o yüzden havaalanı yakınlarında bir otele rezervasyon yaptırdık. Asiana Airlines’i uçuşunuzdan en az 3 gün önce arayıp bunu mutlaka kontrol edin. Siz zorlamazsanız onlar size kendiliğinden önermeyecek.  🙂

Biz Seul’e sabah 8 gibi vardık ve Manila’ya uçuşumuz ertesi gün sabah 8’deydi. O yüzden de gece uyuklamak için mecburen otel rezervasyonu yaptırdık. Aktarma aranız tamamen gün içine denk geliyorsa zaten otel rezervasyonu yaptırmanıza gerek olmayacaktır. 🙂

Biz Incheon’da havaalanına yaklaşık 10 km uzaklıktaki K-Gueshouse Incheon Airport’ta kaldık. Linkini buraya bırakıveriyoruz.

Oda başı geceliği normalde ortalama 30 Euro ama biz tam Noel zamanı gittiğimiz için 40 Euro’ya çıkmıştı. Ucuz yollu ve havaalanına yakın bir yer istiyorsanız burayı tercih edebilirsiniz. Biz hızlı olmak için taksiyle geldik. Havaalanından otele kadar yaklaşık 8 Euro tuttu. Incheon merkezinde bir otel tutarsanız metroyu da kolaylıkla kullanabilirsiniz. Incheon havaalından merkeze yaklaşık 10 dakika sürüyor . Tek yön bilet de ortalama 3 Euro civarı.

Galiba Seul ile ilgili kısa kısa söyleyeceklerimiz bu kadar. Şimdi 24 saatte ne yaptığımıza ve Seul Gezi Notları’mıza geçebiliriz!

tam bir Seul sokağı

08:00 – Incheon Havaalanı’na indik.

09:00 – Kalacağımız havaalanı oteline çantalarımızı bıraktık ve metroya koştuk.

10:00 – İlk durağımız olan Gyeongbokgung Palace (Gyeongbokgung Sarayı)

Gyeongbokgung Palace, Seul’e giden bir turistin olmazsa olmazı diyebiliriz. Bu sarayı adeta Paris’in Eyfeli, Pisa’nın Pisa Kulesi gibi düşünebilirsiniz. Girişi yaklaşık 3 Euro ve tamamını gezmek için en az 2 saat ayırmanız gerekiyor.

Bizim o kadar zamanımız olmadığı için etrafında bakınmakla yetindik. Fotoğrafta gördüğünüz büyük, geniş ve renkli kapısını çok sevdik. Gitmeden önce incelemek isterseniz internet sitesı burada.

Bu arada hemen Gyeongbokgun’un yakınlarında Seul’un sokak yemeği cennetlerinden olan ‘Tongin Traditional Market’ var. Güzel havada geziyorsanız bizce öğle yemeğinizi burada yiyebilirsiniz. Soğuk havada da gidebilirsiniz ama biraz ‘hızlı ve öfkeli’ geçecektir..!

Bukchon Hanok Village

11:00: Bir sonraki durağımız Bukchon Hanok Village (Hanok Köyü) ve Changdeokgung Sarayı

Gyeongbokgung’dan yürüyerek yaklaşık 15-20 dakikada ikinci durağımız olan Hanok Köyü’ne ulaştık. Ulaştık dediğimize bakmayın, burası tek bir yapı değil daha ziyade Kore kültürünün izlerini taşıyan evlerin olduğu bir bölge. Konum olarak da Changdeokgung Sarayı ile Gyeongbokgung’nın arasında kalıyor. Burada gezerken afedersiniz kaba etlerimiz bir güzel dondu…! Yine de gelmişiz Seul’e hayatımızda bir kere, tabii ki gezmeden bırakmadık. ‘Hanok’ Korelilerin geleneksel evlerine verilen isim-imiş.

Bu köyümsü yeri sevdik mi? Sevdik ama şehrin aynı zamanda çok içinde olduğu için şehrin kaosu da sizinle birlikte buralarda geziyor. O yüzden çok değişik bir ortam beklememek lazım.

Buradan sonraki durağımız ise yine yürüyerek ulaştığımız Changdeokgung Sarayı oldu.

Changdeokgung Sarayı’da Seul’ün bir diğer ‘Eyfel’i. Yine kocaman bir bahçesi var. Biz aşırı ama aşırı donduğumuz için burada fazla zaman geçirmeden kendimizi yakınlarında bir kafeye attık.

Hoho Myoll – o vosvos’u içeri sokan adamın kahvesi de güzel olur!

14:00 Hongdae Bölgesi – Café HoHo Myoll ve Raccoon Café

Hongdae bölgesi gençlerin bölgesi olarak geçiyor ve biz Seul’de en çok burayı sevdik. Münih’te biraz içimiz geçmiş olabilir ama hala genç sayılırız ayrıca..!

Seul’de çok sayıda ‘konsept kafe’ var. Bir şehri gezerken bizim için olmazsa olmaz şeylerden birisi o şehrin kendisine özgü kafelerini gezmek için, gitmeden önce bu iki kafeyi pinledik ve soluğu bu konsept kafelerin bulunduğu Hongdae bölgesinde aldık.

Metro’dan ‘Sangsu’ durağında inerseniz, yüzlerce ama yüzlerce konsept kahvenin, hamburgercinin, pilavcının, barın ve bilimum mekanların olduğu bir bölgeye çıkıyorsunuz.

Burada ilk durağımız Hoho Myoll oldu. Şu ana kadar gördüğümüz en tatlı kafelerden desek abartmış olmayız heralde. Mekanın içinde bir adet Volkswagen van, yere atılmış minderler, yastıklar ve peluş oyuncaklar var. Ayakkabılarınızı çıkartıp minderlere yığılabiliyorsunuz.

Hoho Myoll’dan çıktıktan sonraki durağımız yine önceden kafamıza koyduğumuz Raccoon Café oldu. Adından da doğru tahmin ettiniz evet! Bu kafede 2-3 adet rakun yaşıyor ve siz kafede otururken etrafınızda dört dönüyor.

Alternatif Plan:

Eğer 2 saatimizi burada harcamasaydık Gangnam’a gidecektik. Gangham’ı bildiğiniz üzere, artık burayı bilmek için Güney Kore’ye gitmeye gerek yok, zaten zamanında hepimiz youtube’da izledik..! Tamamen alışverişe dayalı merkezler, insanların akın akın yürüdüğü bir yer. Burayı es geçtik fakat sizin belki hoşunuza gidebilir.

Alternatif plan:

Bu bölge ilginizi çekmezse, Jogyesa Temple’ı ziyarete ya da National Museum of Korea’yi gezmeye gidebilirsiniz.

17:00: Myeong-dong Bölgesi

Bu iki kafede biz oyalanırkene saat 4 oldu ve Seul’de gezeceğimiz son bölge olarak Myeong-dong’u seçtik.

Kalabalık Asya şehri deyince aklınıza ne geliyor? Bizim şahsen aklımıza, herkesin birbirinin üzerine yürüdüğü geniş sokaklar, sokak yemekleri, sokak yemeklerinden havaya sinen bir baharat kokusu, mağazalar, gürültü ve sokaklarda satılan ıvır zıvırlar geliyor. Ve bu görüntüyü seviyoruz!

Bu yüzden de Seul’de son durağımızda böyle bir yerin içine düşmek istedik ve soluğu Myeong-dong’da aldık. Zaten artık yavaş yavaş 10 saat uçuş + 10 saat Seul gezisinin yorgunluğu üzerimize binmeye başlamıştı ve pilimizin bittiğini hissediyorduk. Günün kapanışını yapmak için doğru yere gelmişiz gibi hissettik.

Burada sokaklarda gezdik, kahve molaları verdik ve klasik Seul mutfağını denemek için Migabon Restoranda akşam yemeği yedik.

3 saatimizi de burada harcadıktan sonra, saat akşam 8 oldu ve otelimize dönüp uyuduk, sabah da Manila’ya gitmek için yola çıktık.

Eğer sizin tüm bunları yaptıktan sonra enerjiniz ve zamanınız kalırsa Gangham’a geri dönüp bir de gece halini görebilirsiniz.

Eğer tüm bunları yapmaya zamanınız yoksa, önereceğimiz üç durak Bukchon Hanok Village (Hanok Köyü), Gyeongbokgung Sarayı ve Changdeokgung Sarayı olacaktır. Bu üçü hem yakın bölgelerde hem de Seul’ün simgeleri durumunda.

Seul de işte bizim için böyleydi.

Herkese güzel gezmeler!

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ?

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

Sevgiler ?

Merken

2 comments

  1. Bukchon’a giderken yol üzerinde güzel hanok cafeler de var. Deniyebilirdiniz.
    Ozellikle caylari cok guzel. Yine orada cay mizesi diye bir yer var. Gorulmeye deger.

    1. Zamanimiz cok kisitliydi maalesef, artik baska sefere 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close