Close
Singapur Gezi Rehberi – Aferdersiniz Ama Çok Zenginsiniz!

Singapur Gezi Rehberi – Aferdersiniz Ama Çok Zenginsiniz!

Singapur Gezi Rehberi

Andrea Gide ‘Öyle günler oluyor ki, kendimi uşağım tarafından yatağa bağlatmam gerekirdi diye düşünüyorum’ demiş ya, adam haklı. Bazı günler insanın yataktan çıkmaması lazım, hatta bir uşağı da olması iyi olabilir.

Ne yazık ki, Gide kadar büyük bir yazar olma ve uşaklarca yatağa bağlanma fantazilerimizin gerçekleşme şansı (biraz) az, o nedenle çalıştıkça özgürleştirildiğine inandırılan kitleler misali çalışıyoruz bu ara!

Neyse, biz de bunu fırsat bilerek, uşaklarca yataklara bağlanacak kadar zengin insanların ülkesi Singapur’u yazalım dedik!

Açıkçası Singapur’a giderken biraz önyargılıydık. Hem herkesten ‘çok pahalı’ olduğunu duymak, hem o koca koca ve bizim zaten İstanbul’da görmekten bıktığımız tarzda gökdelenlerle dolu olması, sanki bizde ‘karaktersiz’ bir şehir-devletmiş izlenimi yaratmıştı. Hele bir de ‘‘Dünya Basın Özgürlükleri Endeksi’nde Türkiye’den bile arka sıralarda yer aldığını öğrenince, hassas bünyemiz gitmeden biraz üzülmüştü. Diğer yazılarımızı okuyanlarınız varsa, biraz gudubet bir blog olduğumuzu farketmişsinizdir. Kötü ve beğenmediğimiz şehirler oluyor ve bunları da yazıyoruz. Fakat, A-A! Bu kadar sıfır beklentiyle gittiğimiz Singapur’u pek sevdik!

O yüzden hemen sadede geliyoruz!

Gitmeden Önce:

Evet Singapur görece-yeni bir şehir devleti olduğu için, ağzınızı açık bırakacak bir tarihi yok ve bu da Singapur’u gezenler tarafından bazen ‘karaktersiz bir şehir’ olarak değerlendirilebiliyor ama Singapur’un güzel yanı da çok. Mesela temiz, yeşil ve gezmesi kolay bir şehir. Kültürel açıdan zengin ve çevre bilinci olan insanlarla dolu olması da hoşumuza gitti. Ayrıca Singapur’da her yere yürüyebiliyorsunuz ve paranız ne kadarsa o kadar harcıyorsunuz.

Harcama kısmınından şöyle bahsedebiliriz. Singapur’da para birimi olarak Singapur Doları kullanılıyor, 1 Singapur doları da yaklaşık 0.70 dolar ediyor. Biz yazıda kafa karıştırmamak için harcamaları bildiğimiz Amerikan Doları cinsinden yazacağız.

Avrupa şehirlerini gezerken genelde şöyledir; bir Avrupa şehri, mesela Milano diyelim, pahalıysa genelde her şeyiyle pahalıdır. Alkol, konaklama, yeme-içme ve toplu taşıma hep birlikte pahalıdır ve siz de bunu bilerek gidersiniz. Fakat Singapur’un pahalılığı daha farklı. Örneğin lokal yerlerde yemek yemek ve toplu taşıma ‘görece’ ucuz olmasına rağmen, konaklama ve alkol aşırı pahalı. Sıradan bir barda, küçük şişe bira 8 Usd civarı oluyor ve üzerine bir de hesabı öderken vergisini ödüyorsunuz. Biz de bütçemiz limitli olduğundan ve de biraya 8 Usd ödemek istemediğimiz için gezi boyunca çok az içki içtik ve hostelde kaldık. Böylece Singapur bizim için pahalı bir gezi olmadı.

Singapur bizden vize istemiyor. İstemiyor ama ülkeye vardığınızda da tuhaf bir muameleyle karşılaşıyorsunuz. Kendilerince bir 3. Dünya ülkesi listesi çıkarmışlar ve o ülke vatandaşlarının erkeklerini, pasaport kontrol noktasında ayrı bir odaya alıp sorguya çekiyorlar. Biz iki kez havaalanından giriş çıkış yaptığımız ve ikisinde de Umut’u ayrı odaya soktukları için sinirlendik ve sebebini sorduk. ‘3. Dünya ülkesi vatandaşlarına genel prosedür bu’ dediler. Zaten sorguya çekilenlere bakıyorsunuz, Hintli, Türk, Bangladeşli, İranlı vs vs… Vize isteseymiş daha iyiymiş dedik doğrusu. Singapur’la ilgili tek gıcık olduğumuz şey bu oldu. Nitekim pasaport kontrol noktasına giderken mutlaka dönüş biletinizin telefonunda bir ekran görüntüsü olduğuna emin olun. Ülkelerine turist süsüyle gelip sığınmayacağımıza emin olsunlar.

Biz Singapur’da 3 gece, 4 gün geçirdik ve bizim için yeterli oldu. Fakat dediğimiz gibi alışveriş hiç yapmadık (koca bir sıfır), güzel restoranlarında yemek yemeye zaman ayırmadık ve Marina Bay Sands’da havuz keyfi yapmadık. O yüzden zamanımızın tamamını şehri yürüyerek keşfetmek için harcadık. Son günümüzü ise Sentosa Adası’nda geçirdik ve Universal Studios’a gittik. Tabii ki alışverişe zaman ayırmak isteyenler için ve biraz daha yavaş gezmek isteyenler (mesela bebekliler) için 3 gece yeterli olmayabilir, ama 3 gününüz varsa da üzülmeyin. 3 güne nasıl her şeyi sığdırdığımızı hemen yazacağız!

Singapur Ekvator’a yakın olduğu için havası her daim sıcak ve çoğunlukla 25 derecenin altına düşmüyor. Fakat ekvatoral iklim ülkesi olmasının bir diğer sonucu olarak da bir anda yağmur bastırabiliyor. Yağmur bastırdığında ilk gördüğünüz yere dalabilirsiniz, çünkü genellikle yarım saatten fazla sürmüyor. Özet olarak, Singapur’a yılın her zamanı ve her ayı gidebilirsiniz fakat Çin Yeni Yılı gibi tarihi her yıl değişen özel bir güne denk getirip getirmediğinize emin olmak gerekir. Çünkü bu tarihlerde aşırı aşırı bir kalabalık olabiliyor ya da tam tersine mağazalar kapalı olabiliyor.

Frankfurt'un soğuğundan kızgın Singapur sokaklarına

Ulaşım ve Şehiriçi Ulaşım:

Singapur’un en beğendiğiniz yeri neresiydi diye sorulursa, sanırım ‘havaalanıydı’ diyeceğiz! Hakikaten de Singapur Changi Havaalanı şu güne kadar gördüğümüz en komforlu havaalanıydı ve dönüşte aktarma uçağımızı 8 saat beklemiş olmamıza rağmen, zaman nasıl geçti anlamadık. Havaalanında ücretsiz masaj koltukları, dinlenme odaları, su, botanik bahçesi, müze, internet alanı ve çocuklar için oyun alanları var. Ayrıca Singapur’da aktarma yapıyorsanız ve 6 saatten fazla zamanınız varsa, ücretsiz Singapur turuna katılabiliyorsunuz. Singapur’da gezilecek yerler No.1; Singapur Havaalanı!

Singapur’a İstanbul’dan çok sayıda havayolunun uçuşu var. Eğer aktarmalı olsun, ucuz olsun, bizim olsun derseniz bizim gibi Qatar Havayolları’nı, Emirates’i ya da Etihad’ı seçebilirsiniz. Bu havayollarının kampanyalarını düzenli takip ederek gidiş dönüş 300 Usd’ye Istanbul – Singapur uçuşu bulabiliyorsunuz. Aktarmasız ve daha pahalı bir seçenek ise tabii ki Türk Hava Yolları.

Singapur’da havaalanından şehre ulaşım ise gayet basit. Havaalanınından kalkan metroyla yaklaşık yarım saatte şehir merkezinde olabiliyorsunuz ve tek yön bilet kişi başı 2.5 Usd civarı. Tek bilet alarak ‘Tanah Merah’ istasyonuna gidiyorsunuz ve oradan da gitmek istediğiniz istasyona aktarma yapıyorsunuz. Metroları zaten son derece düzenli ve dakik.

Singapur’un ‘yasaklar ülkesi’ olduğunu duymuşsunuzdur. Sakız çiğnemek, gay ilişki, metroda yemek yemek yasağı gibi onlarca yasağı var ve bu yasakların bir çoğuna uyulmasa da (örneğin sakız çiğnemek gibi), metroda yemek yeme yasağına kesinlikle uyuluyor ve 500 Singapur Doları da cezası var. O yüzden metroda boğazımızı tutup kesinlikle yemek yemiyoruz! Bir de metro ağı sabah 6’da çalışmaya başlıyor. Eğer uçağınız sebebiyle daha erken saatte havaalanına gitmeniz gerekiyorsa bir gün önceden alternatif yollara bakabilirsiniz.

Tabii ki havaalanından şehre inmek için bir diğer alternatif de taksi. Hiç taksiye binmediğimiz için fiyatlarını bilmiyoruz ama şu linki kullanarak, mevcut lokasyonunuzu ve gitmek istediğiniz lokasyonu seçerek, taksinin ne kadar tutacağını hesaplayabilirsiniz. Singapur çok disiplinli bir ülke olduğu için taksiciler, taksimetre kurallarına kesinlikle uyuyorlar, o yüzden aşağı yukarı hesapladığınız gibi çıkacaktır diye düşünüyoruz.

Singapur düzayak ve ayaklarınıza kara sular inene kadar yürüyerek gezebileceğiniz bir yer ama metro kullanımı çok kolay olduğu için zorda kaldığınızda metroya da atlayabilirsiniz. Tek yön bilet fiyatı gideceğiniz durak sayısına göre değişse de genelde 2.5 Usd’den fazla olmuyor. Aynı şekilde otobüs ağı da gelişmiş ve ücretiniz, gideceğiniz durağa göre hesaplayarak ödüyorsunuz. Fakat yanınızda sürekli bozukluk taşımanızda fayda var çünkü otobüs şöförleri para üstü vermiyor. Nasıl yani demeyin, vallahi kural bu. 2 Usd’niz yoksa ve 5 Usd verdiyseniz 3 Usd’yi unutun. 🙂

Konaklama:

Singapur konaklama açısından gerçekten pahalı ve biz de konaklamaya gereksiz para vermekten hoşlanmadığımızdan (ki zaten böyle bir bütçemiz de olmadığından), Chinatown bölgesinde bir hostelde çift kişilik oda tuttuk ve çok memnun kaldık.

İlk otel araştırma işine başladığımızda, psikolojik limitimiz oda başı gecelik 50 Euro’ydu ve özellikle merkez bölgelerdeki otellerde bu paraya ayağınızı bile içeri sokamıyorsunuz! Eğer sizin de böyle bir maddi limitiniz varsa, Chinatown’daki Box Capsule Hostel’i deneyebilirsiniz. Hostel’in çift kişilik odasında oda başı gecelik 45 Usd verdik ve Singapur ortalamasına göre bunun çok ‘ucuz’ olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca hostelin içi gerçekten de çok temizdi ve hostelin içinde ayakkabıyla gezmek yasak olduğu için, tam bi ev havası vardı.

Onun dışında konaklamak için Orchard Road civarı da ideal olabilir çünkü Orchard’dan yürüyerek her yere ulaşmak mümkün. Bir diğer alternatef ise meşhur Marina Bay Sands’ın olduğu marina bölgesi ama bunun için kesenin ağzını açmanız gerekiyor, yoksa bir böbrek falan bırakabilirsiniz, şimdiden uyaralım!

Gezme Faslı:
Chinatown:

Singapur halkı genelde Malaylar, Çinliler ve Hintlilerden oluşuyor. Öyle olunca şehrin en popüler yerlerinden birisi de Chinatown bölgesi olmuş. Burada dürüst olalım, eğer daha önce başka bir Asya ülkesinde Chinatown bölgesi ziyaret ettiyseniz, Singapur’daki sizin çok hoşunuza gitmeyebilir çünkü Singapur çok yeni bir şehir-devleti olduğu için, o ‘chinatown’ kültürü henüz yerleşmemiş ve görüntü olarak sizi cezbetse de bir ‘gerçek çin mahallesi’ olmamış tabii ki.

Tamam, her yer noodle'cı ve küçük hediyelik eşyalar satan sokaklar dolu ama bir çin mahallesinde olması gereken ‘pislik’ yok! 🙂 Ayrıca fiyatlar da maalesef çok uygun değil. Fakat bir noodle molası vermek ve soluklanmak için ideal ve konaklayacağınız yer buraya yakınsa, akşamları etraftaki sınırsız sayıda barda takılabiliyorsunuz. Buraya gelmek için metroyla direkt ‘Chiantown’ durağında inebilirsiniz.

Chinatown civarında ziyaret edebileceğiniz iki tane ‘temple’ var. ‘Buddga Tooth Relic Temple’ ve ‘Sri Mariamman Temple’ birbirine yakın ve özellikle ‘Sri Mriamman Temple’, Singapur’un en önemli Hindu tapınaklarından birisi olarak geçiyor. Ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz ama içeri gireken ayakkabılarını çıkarmanız gerekiyor.

Biz hostelimize yakın olduğu için genellikle akşamları burada yedik, ona, aşağıda yeme-içme kısmında ayrıca değineceğiz.

Little India:

Ee, Çinlilerin Chinatown’u olur da, Hintlilerin Little India’sı olmaz mı! Tahmin edeceğiniz üzere Little India da, Singapur’un ‘Hindistan’ bölgesi ve hint yemekleri, dükkanları, hediyelikçileri ve kuaförlerinden tutun manavlarına kadar her şeylerini burada bulmak mümkün.

Biz Little India’ya Chinatown’dan yürüdük ama sıcak havada yürümek istemezseniz metroyla gelip ‘Little India ya da Farrer Park’ istasyonunda inebilirsinizi

Bu arada Singapur tam bir AVM merkezi ve Little India bölgesinde de kocaman bir AVM olan Mustafa Center var. Tam bir AVM düşmanı olduğumuz için (huyumuz kurusun) içerisine girmedik ama gitmeden önce içerisinde her türlü mağaza olduğunu okumuştuk.

Little India bölgesinde bir de önemli bir Hindu Tapunağı olan ‘Sri Veeramakaliamman Temple’ var. İçeriye girmek ücretsiz fakat bacaklarınız açıksa (şort-etek) giremiyorsunuz ve girerken de ayakkabılarınızı çıkartmanız gerekiyor.

Bize sorarsanız bu bölgeyi gezmenin en güzel şekli, dükkanlara baka baka sokaklara girip çıkmak ve tam olarak hangi bölgesinde, hangi sokağında olduğunuzu bilmemek.

Bu arada Chinatown’dan Little India’ya yürüyecekseniz, yolun ortalarında karşınıza Singapur Ulusal Müzesi çıkacak. Çok iddialı bir müze olmadığını tahmin edersiniz ama vaktiniz varsa girip gezebilirsiniz.

Arap Street:

Eh, sanırım bu sokağın adından da konuyu siz anladınız! Arab Street de Singapur’un müslüman bölgesinin en renkli sokaklarından ve karşınıza çıkan kocaman Sultan Camii’yi görünce, Arab Street’e geldiğinizi anlayabiliyorsunuz!

Tam paralelindeki ‘Haji Lane’ ise bizim daha çok sevdiğimiz ve tasarım butiklerle dolu bir sokak. Ayrıca Little India bölgesinden buraya yürümek çok kolay, Little India’yı gezdikten sonra buraya gelip ‘Working Title Café’nin efsane hamburgerlerini deneyebilirsiniz (biz öyle yaptık).

Bu saydığımız 3 bölge, little india, Chinatown ve Arab Street bizim Singapur’da en keyif aldığımız yerler oldu.

Biraz da daha modern kısımlarından bahsedelim.

Orchard Road:

Eh, doğunun en zengin adası olmak, hatta dünyanın teknolojil ve finansal piyasalarının attığı yer olmak kolay değil, öyle Little India kurmakla iş bitmiyor! Sonuçta şehrin, zenginlere ve alışveriş yapmak isteyen turistlere de hitap eden bir bölgesi olması!

İşte Orchard Road tam olarak böyle bir yer. Dünyanın en ünlü markalarının mağazaları ard arda sıralanmış ve Singapur’un alışveriş caddesi olarak geçiyor. Yürüyüş yapmak için ideal ama bizim gibi AVM sevmeyen cinstenseniz, sizin için çok özel bir yer olmayabilir. Ayrıca AVM’ler ve mağazalar bizim gittiğimiz Mart ayında deliler gibi kalabalıktı. Özel zamanlarda ve indirim zamanlarında düşünemiyoruz!

Marina Bölgesi:

Geldik Singapur’un modern yüzüne. Marina Bölgesi, Singapur’un aynı zamanda en lüks bölgelerinden ve meşhur Marina Bay Sands da bu bölgede yer alıyor. Zaten otel o kadar devasa ki farketmemeniz ve ‘’aa marina kısmına gelmişiz’’ dememeniz mümkün değil.

Marina bölgesinin hem gündüz hem de akşamüstü gezilmesi öneriliyor çünkü akşamüstü burada Wonder Full isimli bir ışık şovu yapılıyor ve izlemek ücretsiz.

Marina’nın en kalabalık yeri, Singapur’un simgesi olan kafası aslan, altı denizaltı şeklindeki efsanevi hayvan Merlion heykelinin olduğu yer. Japon turistlerin her zamanki gibi ‘mona lisa görmüş’ edasıyla heykelin önüne yığıldığını da görebilirsiniz. Bu arada buraya yürüyerek gelmediyseniz, metroyla ‘Raffles Place’ durağında inerek ulaşabiliyorsunuz.

Marina Bay Sands’ın 57. Katında Skypark olarak da geçen bir manzara izleme alanı var ve girişi kişi başı 23 Singapur doları-imiş. Tabii ki çıkmadık. Madem yapmadığımız şeyleri yazıyoruz, araya bir şey daha sıkıştıralım. Marina’nın yakınlarında, Singapur Flyer isimli, size bir kapsülün içinden Singapur’u gösteren ve bunun için de kişi başı 33 Singapur Doları alan yüksek bir dönme-dolap var. Şehre bir kapsülün içinden bakma fikri bize hiç çekici gelmediği için, binmeyi düşünmedik. Eğer incelemek isterseniz web-sitesi burada.

Singapur’un en güzel özelliklerinden birisi, her bölgesinde, çoğunlukla lokallerin yemek yediği ‘food court’lar olması. Bu yemek alanlarında, gerçekten de çok ucuza yemek yiyebiliyorsunuz ve özellikle Marina ve Orchard Road gibi genellikle pahalı bölgeleri gezerken kurtarıcınız oluyor. Tabii ki böylece yerel yemekleri de denemiş oluyorsunuz. Marina’yı gezerken yemek yemek isterseniz, Marina kenarındaki ‘food court’ta yiyebilirsiniz. Biz noodle yedik ve iki kişi toplam 8 Singapur doları ödedik.

Gardens by the Bay:

Sezarın hakkı sezara…Gardens by the Bay, Singapur’da en beğendiğimiz parklardan oldu. Marina Bay Sands otelinin hemen önünde bulunan devasa bir park burası ve büyük bir kısmını ücretsiz görebiliyorsunuz. Önce çelikten yapılıp sonra da bitkilerle kaplanmış ağaçların gece ışıklandırması ise inanılmazdı. Hatta bize kalırsa Singapur’un en güzel manzarasıydı, Singapur Flyer yanında halt etmiş!

Bu ışıklandırılan ve ‘Supertree Grove’ olarak geçen kısmına çıkmak kişi başı 8 Singapur doları ve yukarıda ağaçların arasında dolaşmak için yaklaşık 15 dakikanız var. Burayı yapay bir gökyüzü bahçesi olarak düşünün. Kesinlikle değiyor ve çok güzel fotoğralar çekebiliyorsunuz. Biz buraya saat 6 gibi çıktık ve aşağıya indikten sonra da 7 de başlayan ışık şovunu bekledik. Güneş batarken gelirseniz hem yukarıda güzel fotoğraflar çekebilir hem de indikten sonra, ücretsiz de izlenebilen ışık şovunu bekleyebilirsiniz. Işık şovunu yukarıdan izlemek için, bilet alıp yukarıya da çıkabilirsiniz ama ışıklandırma alttan yapıldığı için aşağıdan izlemek daha güzel dediler.

Gardens by the Bay’ın cam seralar içinde çeşitli bitkiler görebileceğiniz Flower Dome ve Cloud Forest isimli iki tane daha ücretli bölümü var fakat en çok beğenileni bahsettiğimiz Supertree Grove bölümü-imiş.

hep bir pozlar!

Clarke Quay:

Clarke Quay’ı Singapur’un barlar sokağı olarak düşünebilirsiniz. Evet belki fiyat olarak mekanların bir barla alakası yok (örneğin bira 10 dolar!) ama her çeşit kokteyli bulabileceğiniz, dans edebileceğiniz ve insanlarla tanışabileceğiniz bir barlar mekanı olarak düşünebilirsiniz burayı. Bir de tabii ki buraya gece vaktı gelmek daha güzel oluyor çünkü nehir kenarına kurulmuş olan bu bölgenin gece ışıklandırılmış hali çok güzel.

Yalnız dediğimiz gibi bir kusuru var burasının, içki çok pahalı! Çok pahalı derken bir ufak biraya vergisiyle birlikte 10 dolar vermekten bahsediyoruz ve bu bizim standartlarımızın çok çok üzerinde bir rakam. Çoğu yerde akşam 6’dan sonra Happy Hour başlıyor ve 1+1 içki alabiliyorsunuz ama o zaman bile bira 8 Dolardan aşağı inmiyor. Ayrıca bu 8 doların üzerine %20 vergi + masa ücreti + bahşiş koyuyorlar çoğunlukla. O yüzden biz Clarke Quay’da sadece bir gece takılabildik ve kalan gecelerimizde ya sokaklarda dolandık ya da Chinatown’da görece daha ucuz yerler aradık.

Nitekim, eğer ‘Bir daha mı gelecez Singapur’a diyor ve danslı-müzikli ve insanlarla tanışma potansiyaliniz olan bir yer arıyorsanız Clarke Quay bölgesi bunun için ideal.

Chupitos Shots Bar, bizim Clarke Quay bölgesinde en sevdiğimiz bar oldu. Akşam yemeğimizi de yine bu bölgedeki ‘Bar Bar Black Sheep’te yedik, biraz pahalı geldi ama yemeklerinin çok güzel olduğunu söyleyebiliriz.

Ha tabii ki, gece gidilebilecek bir de Geylang Bölgesi var ve Singapur’un ‘fanfinifinfon’ bölgesi olarak geçiyor ama biz burayı bu sefer pas geçtik, yoksa hayatta kaçırmayız(!) Gitmek isteyenler, Paya Lebar durağında inebilir.

Singapore Botanical Gardens:

Singapor’un botanik bahçesi çok meşhur ve bahçe deyince aklınıza ufak tefek bir bahçe gelmesin, burası kocaman bir botanik park ve içinde büyük amfi tiyatroları bile var.

Metro’yla ‘Botanical Gardens’ durağında inip direk parkın önüne çıkıyorsunuz ve giriş, ‘Orkide Bahçeleri’ kısmı hariç ücretsiz. Hatta bu park o kadar büyük ki, gelirken yanınıza abur cubur ya da sandviç almakta fayda var çünkü yürürken acıkıyorsunuz. Sırf parkın girişinden, Orkide Bahçeleri kısmına yürümek bile 1,5 km sürüyor, öyle düşünün.

Biz bu botanik parkını aşırı sevdik. Hem yemyeşil ve ferah olması, hem de içerisindeki ve yeşilliklerin arasındaki kocaman sahnede yapılan bale provasını izlemek çok hoşumuza gitti. Özel bir güne denk geldiğimiz için de Orkide Bahçeleri kısmını ücretsiz gezdik. Sanıyoruz ki normal zamanlarda giriş 5 Singapur Dolarıymış.

Neyse, üşenmek, sıcak demek yok! Singapur’a yolu düşüp de, botanik bahçesini gezmeyenlere küsüyoruz!

Universal Studios

Sentosa Adası:

Ada deyince aklınıza bildiğimiz adalardan gelmesin, Sentosa Adası, Singapur’un merkezinden yürüyerek 20 dakikada ulaşabileceğiniz gibi aktarmalı teleferikle de ulaşabileceğiniz bir eğlence adası!

Singapur’a her yıl gelen milyonlarca turisti eğlendirebilmek için böyle bir ada tasarlanmış ve adada hem denize girebileceğiniz bir sahil, hem de türlü türlü aktiviteler var. Zamanında girişi 1 Singapur Dolarıymış ama şimdilerde o da kalkmış. Sentosa Express denilen özel bir raylı sistemle 4 Singapur doları vererek adaya ulaşabiliyorsunuz. Ben yürümek istiyorum derseniz de VivoCity alışveriş merkezinin içinden geçip yürüyebiliyorsunuz ve yürüyen merdivenler sizi adaya götürüyor.

Bizim Sentosa Adası’na ayırabileceğimiz sadece bir günümüz vardı ve onuda Universal Studios’a giderek kullandık. Hatta Universal Studios’ta gerçekten eğlendik ve iyiki de gitmişiz dedik. Biletleri almadan önce internette, Singapur Universal Studios’un Birleşik Devletler’dekilere küçük ve eğlencesiz olduğunu okumuştuk ama biz çok eğlendik. Birleşik Devletler’dekilere gitmediğimiz için kıyaslama yapamıyoruz tabii ki.

Bir de Universal Studios biletlerimizi resmi sitesininden değil de, özellikle Asya kıtasındaki etkinliklere bilet sağlayan bir acenta sitesi olan govoyagin.com’dan aldık ve kişi başı 5 Euro daha ucuza geldi (valla reklam değil kendi gözlemimiz). Resmi sitesinde kişi başı fiyatı 76 Singapur doları yani 52 Euro-imiş. Biz kişi başı 47 Euroya almışız. Resmi sitesini incelemek için şuraya bakabilirsiniz.

Bir de Universal Studios’da çoğu aktiviteye girerken biraz sıra bekliyorsunuz. Sıra beklemek istemeyenler 50 Singapur doları verip ‘Pass’ alabiliyor ve böylece sıra beklemekten kurtuluyorsunuz. Bizim böyle bir bütçemiz olmadığı için almadık fakat cuma günü ve en kalabalık saatlerde gitmemize rağmen hiç sıra beklemedik. Bir de gitmeyi düşünenler için bir ‘hint’ daha verelim, özellikle en rağbet gören ‘ride’lar sabah saatlerinde aşırı kalabalık oluyor, çünkü eğlence parkına bireysel olarak değil de turla gelen bir güruh var ve bu turlar öğleden sonra 2-3 gibi herkesi toplayıp geri götürüyor. Park çoğunlukla sabah 09.00 ve akşam 19:00 arası açık olduğu için, ‘ride’ları sonraya bırakıp saat 15:00’ten sonra binebilirsiniz. Böylece hiç sıra beklememiş olursunuz. Biz mi? Biz tabii ki eşek gibi sıra bekledik ve bunu öğleden sonra farkettik! Neyse canım, tecrübeyle sabit olmuş oldu!

Diyelim ki, Universal Studios’a tüm gününüzü harcamak istemiyorsunuz, şanslısınız çünkü Sentosa Adası’nda aktivite çok! şuradan aktiviteleri inceleyebilir, gönlünüze göre bir tanesini seçebilirsiniz. Bizim aklımız Mega Adventure’da kaldı.

Ha bir de, Sentosa Adası’nın bir de denize girebileceğiniz bir sahili var. Bildiğiniz gibi  Singapur’un kalanında denize girilmiyor ve Sentosa Adası’ndaki sahil bu yüzden haftasonları deliler gibi kalabalık olabiliyor. Bizden duymuş olmayın!

İşte Sentosa Adası da böyle…

Peki bu her şeye söyleyecek bir lafı olan blog durur mu? Yine yazmazsak içimizde kalacak bir aktivitesi var Singapur’un. Belki duymuşsunuzdur, bu şehir-devletin pek bir ünlü bir hayvanat bahçesi var ve hayvanat bahçesinin de ‘Night Safari’ isimli bir aktivitesi var. Önceden veya sıraya girerek aldığınız biletle, hayvanat bahçesini gece ziyaret edebiliyor ve rehber eşliğinde hayvanları "doğal ortamında" seyredebiliyormuşsunuz… Bali yazımızda, hayvanlar konusunda aşırı hassas olduğumuzdan bahsetmiştik (tamam tek takıntımız bu değil kabul) ve bu yüzden de içinde ‘zoo’, ‘hayvan parkı’, ‘hayvan bahçesi’, ve ‘hayvan şovu’ geçen yerlere gitmiyoruz. Böyle yerlerde, sizin gözünüzle gördüğünüzün, hayvanlar açısından genelde üzücü bir ‘perde arkası’ oluyor ve biz de buna alet olmak istemiyoruz. Tahmin edebileceğiniz gibi, aynı sebepten dolayı gece safarisine de gitmedik. Hatta küstük, linkini de koymuyoruz! Gidecek olanlar da kendileri bulsunlar! 🙂

Yeme – İçme Kısmı:

Bu obur blog tabii ki de Singapur’da yemek yemeden duramazdı. Biraz da neler yemişiz bakalım…

Öncelikle şunu söyleyebiliriz, Singapur’da restoranlar oldukça pahalı fakat iyi bir haberimiz var! Şehrin her yerinde lokallerin ve daha ‘budgetcı’ gezginlerin yemek yediği ‘food centre’lar var ve buralarda her türlü Asya mutfağı yemeğini bulabiliyorsunuz. Sokak yemeği sevenlerdenseniz yaşadınız, Singapur’da gayet ucuza doyabilirsiniz.

Biz ilk gün ChinaTown’un yakınlarındaki ‘Maxwell Food Centre’da Noodle yedik ve kişi başı 3 Usd ödedik. Ertesi gün de Marina bölgesindeki Food Centre’da Hainanese Rice yedik ve kişi başı 4 Usd ödedik.

Tahmin edin son gün akşam yemeğimizde ne yedik… Son gün de yine Chinatown’daki Noodle Man’de Noodle (!) yedik ve iki noodle + iki bira’ya 18 Usd ödemişiz. Singapur ortalamasına göre iyi bir fiyat diyebiliriz.

Clarke Quay’daki ‘Bar Bar Black Sheep’in yemeklerini de sevdiğimizi söylemiştik, ama burada kişi başı 20 Usd’yi gözden çıkarmanız gerekiyor.

Little India’ya yürürken de ‘Chocolate Mark’ diye bir tatlıcıda mola verdik ve hem kahveleri hem de tatlıları hoşumuza gitti. İki tatlı – iki kahveye 15 Usd civarı ödemişiz.

gezimizin özeti

Son gecemizde Chinatown’da ‘Bar Naked’a gittik ama bira ‘happy hour’ halinde bile 8 Usd olduğu için çok oturamadık(!).

Orchard Road’daki ‘The Curry Culture’ ise merak edip de deneyemediğimiz bir yer oldu. Acı sevenleriniz varsa, inanılmaz acılı Asya yemekleri yapıyorlarmış. Not edebilirsiniz!

Buraya fiyatları yazınca çok pahalı gözükmüyor olabilir ama Singapur gerçekten de çok pahalı ve bunlar bizim ‘en ucuz’ kategorisinde olduğu için tercih ettiğimiz mekanlar oldu. O yüzden sadece bizim örnek verdiğimiz mekanların fiyatlarına bakıp, Singapur’da restoranların ucuz olduğunu düşünmeyin, bizim yüzümüzden böbreğinizden olmanızı hiç istemeyiz!

Bir de Singapur’da her yerde ‘happy hour’ mantığı var. Genelde akşamüstü başlıyor ve çoğu yerde akşam 22.00’a kadar sürüyor. İçkilerde 1+1 oluyor fakat o hali bile çok pahalı olduğu için çok bahsetme gereği duymadık.

İşte Singapur’da bizim için böyleydi.

Az beklentiyle gidip, çok eğlenerek döndüğümüz bir yer oldu. Bizim için Franfurt’un sıfır(0) derecesinden Singapur’un 35 derecesine gitmek de ayrıca güzeldi. Cildimiz biraz güneş gördü, bayram etti falan. Belki Singapur’un da olayı budur. Eksi 20 dereceden gelen orta avrupalılar bayram ettiği için çok tutulmuştur. Olamaz mı? Olabilir.

Herkese iyi tatiller.

Sevgiler!

Biz Instagram’da ve Facebook’ta da varız ve bekleriz.

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

 

3 comments

  1. Singapur’da ben de 8 gun kalmistim ve cok sevmistim. Insanin medeniyete , cesmeden akan suya hasret kaldigi ulkelerden sonra cennet gibi gelmisti bana :)) Bir yeri begenmek icin illa koklu bir “tarihi” ve “yasanmislik ruhu” olmasi sart degil bence.
    Dipnot: Dort gozle Izlanda yazinizi bekliyorum bu arada 😀

    1. yoldabiblog says:

      Bizce de kesinlikle oyle. bir kanadali bir norvecli begenmese anlayabiliriz ama Turkiye’de yasamis insanlar icin gayet guzeldi gercekten. 🙂

  2. Oldukça detaylı bir yazı olmuş. Paylaşım için teşekkürler!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close